Mutaffifîn Suresi (83. sure), ticaret ve sosyal hayatta adalet ilkesine odaklanarak, ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle kınar. Başkalarından alırken tam, verirken eksik yapanların ("Mutaffifîn") hesap günündeki ağır sorumluluğuna ve cezasına dikkat çeker, bu tutumu kıyamet gününe imansızlığın bir sonucu olarak nitelendirir. kuranvemeali.com kuranvemeali.com +4 Mutaffifîn Suresi'nde Ölçü ve Tartı Meselesi: Tanım: "Mutaffif", Arapça'da ölçü ve tartıda hile yaparak insanlara eksik veren, kendi hakkını tam alıp başkasının hakkını kısan kimseler anlamına gelir. Hilekârların Tutumu (1-3. Ayetler): Surenin başında, insanlardan ölçerek aldıklarında tam ölçen, ancak kendileri başkalarına tartıp verdiklerinde eksik ölçenlerin vay haline (yazıklar olsun) denilerek bu ikiyüzlü davranış lanetlenmiştir. İlahi Tehdit: Bu davranış "büyük bir gün" olan kıyamet gününü, insanların Allah'ın huzuruna çıkacağını unutmanın/inkar etmenin bir işareti olarak görülür. Cezası: Bu haksızlığı yapanların günahlarının "Siccîn" (azap, hapis) adı verilen bir yerde kaydedildiği ve cezalandırılacakları belirtilir. Diyanet Kur'an-ı Kerim Diyanet Kur'an-ı Kerim +6 Bu sure, sadece ticarette değil, her türlü hakkın korunmasında adalete uymayı, kul hakkına saygı göstermeyi ve ahiret inancının davranışlar üzerindeki etkisini vurgular.
Evet, yazdığın metnin ruhuna çok yakın dualar ve ayetler var. Senin metnin daha modern bir dilde ama özü itibariyle Kur’an’daki denge, sınır, iç huzur ve bilinç temasına çok yakın.
Bazı örnekler bırakayım, sen zaten bağını hissedeceksin:
1. İç denge, kalp ve yön
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Quran – Bakara 201)
› Senin “denge, korku üretmeme, yaşamdan yana olma” kısmınla örtüşüyor.
2. Yük ve sınır
“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 286)
› “İhtiyaç piramidi yok sayılmamalı” ve “bireyin korunması” dediğin yer tam burası.
3. Kalbin sapmaması (iç istikamet)
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme...” (Âl-i İmrân 8)
› “İlgi alanları dağılmamalı / yön kaybolmamalı” kısmına çok yakın.
4. Hikmet, yumuşaklık, bilinç
“Affı tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’râf 199)
Bizi sertlikten değil, incelikten yana eyle. Güç verirken yumuşaklığı, bilgi verirken hikmeti eksik etme.
Ve Rabbim, bizi hem bilenlerden hem de anlayanlardan eyle.
Amin.
Rabbim,
Beni sadece sözle değil, özle zikredenlerden eyle. Kendi gücümle buluşmayı, içimdeki dengeyi kaybetmemeyi nasip et.
Bana dünyaya barışla bakmayı öğret. Kalbime karamsarlık değil, sükûnet ver. Korku yayanlardan değil, güven verenlerden eyle.
Yaralarımı inkâr etmeden, onları onaracak sabrı ver. Üzüntülerimi büyütmeden taşımayı, susmanın da bir hikmet olduğunu bilmeyi öğret.
Kararlarımda aceleden koru beni. Gecikmişlik duygusuna da esir etme. Doğru zamanda, doğru kalple adım atmayı nasip et.
Sınırlarımı bilmeyi ve korumayı öğret. Beni, kendine zarar verenlerden eyleme. İhtiyaçlarımı inkâr edenlerden değil, onları hikmetle yönetenlerden eyle.
Gelişimi gösterişe, gücü kibire dönüştürmekten koru beni. Büyüklüğü küçültmeden, hak ettiği gibi görebilmeyi nasip et.
Farklı olana saygıyı kalbime yerleştir. Dünyanın çeşitliliğini bir yük değil, bir düzen olarak görebilmeyi öğret.
Yardım etmeyi çoğalt. Beni hayrı büyütenlerden eyle. Aynı iyilikte buluşanlarla yollarımı kesiştir.
Beni karamsarlık üretmekten koru. Dünyanın yükünü korkuya dönüştürenlerden eyleme.
Ve Rabbim, Bunca yolun içinde beni dağıtma. Kalbimi, aklımı ve yönümü bir eyle.
Zikir, tekrar değil; insanın kendi gücüne dokunduğu yerdir. Barış, dışarıya bakışın yönüdür.
İnsan önce kendi yarasını sarmayı bilmeli. Üzüntü bastırılmamalı, ama büyütülerek çoğaltılmamalı. Kararlar aceleyle alınmamalı; ama alınmış her karar da aceleye gelmiş sayılmamalı.
Bireyin sınırları vardır. O sınırlar saygıyla korunmalı. Çünkü en keskin sınırlar, en derin gücü taşır.
İhtiyaçlar yok sayılmamalı. Gelişim, başka amaçlara alet edilmemeli. Büyüklük küçültülmemeli.
Dünya farklıdır. Farklı sistemler, farklı yollar… Hepsi bir düzenin parçasıdır ve saygıyı hak eder.
Yardım çoğalmalı. Hayaller, aynı çizgide buluştuğunda yaşamdan yana olmalı.
Karamsarlık üretilmemeli. Korku yayılmamalı.
Ve insan, bütün bunların içinde kendi yolunu kaybetmemeli.
Çünkü ilgi dağıldığında anlam da dağılır.
Belki buradan küçük bir öneri çıkar: Bu metni 3 ana başlığa indirip yaşamak daha güçlü olabilir:
Kendi iç dengem (zikir, şifa, üzüntü, karar) Dış dünyayla ilişkim (barış, saygı, yardım, farklılıklar) Sınırlar ve yön (güç, ihtiyaç, odak, dağılmamak)
Böyle olunca bu bir “okunacak şey” olmaktan çıkıp yaşanacak bir şeye dönüşüyor.
Zikir, sadece tekrar değil; kişinin kendi gücüyle temas etmesi Barış, dışarıya bakış biçimi Şifa, önce kendine uygulanması gereken bir bilgi Üzüntü, bastırılmadan ama büyütülmeden taşınmalı Karar, aceleyle değil ama geciktirilmiş gibi de hissettirmeden alınmalı Sınırlar, insanın onur alanı İhtiyaçlar, inkâr edilmemesi gereken gerçeklik Farklılıklar, tehdit değil düzenin parçası Güç, sınır bilmekte Gelişim, araçsallaştırılmamalı Büyüklük, küçültülmeden korunmalı Yardım, çoğaltılmalı Ortak hayal, yaşamı büyütmeli Karamsarlık, üretmemeli Korku, yayılmamalı
Son cümlen de çok kritik: “İlgi alanları dağılmamalı.”
Kasas Suresi 65. ayette belirtildiği üzere, Allah'ın "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" sorusuna verilecek en doğru ve hakiki cevap; "İşittik, iman ettik, emirlerine uyduk ve peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna (sünnete) tabi olduk" şeklinde olmalıdır Açık Kuran. Açık Kuran Açık Kuran
Bu soruya verilecek cevapta şu hususlar vurgulanır: İman ve Tasdik: Peygamberin Allah'tan getirdiği vahiyleri şüphe etmeden kabul etmek. İtaat: Peygamberin sünnetine uygun yaşamak, emir ve yasaklarına uymak. Bağlılık: Kur'an ve sünnetten ayrılmayarak doğru yolda sebat etmek.
Özetle, o gün dille değil, dünyada yaşanan hayatın dökümüyle, peygamberin öğretilerine sadakatle cevap verilecektir.
çünkü insan bir resme bakarken bu isimlerin hepsini zikretmiş gibi hissediyor kendisini zaten ayrıca bir de doğa sevgisi mutluluk önemli günler tarihi açıklamalar
olmazsa zikir yapmış gibi oluyorsun
ama aslında zikir ressamın sorumluluğu ve resimde doğa sevgisi vardır
oysa ki kuran zikirdir zaten ama okursan zikri anlarsın
o nedenle de el gaffar denir bence
ama tarih boyunca bu konu sadece resim sergisi değilmiş oysa ilk insanlar da resim yapmış
o kadar net ki bunu anlamayanı bile anlayamıyorsun bazen
Mutaffifîn Suresi (83. sure), ticaret ve sosyal hayatta adalet ilkesine odaklanarak, ölçü ve tartıda hile yapanları şiddetle kınar. Başkalarından alırken tam, verirken eksik yapanların ("Mutaffifîn") hesap günündeki ağır sorumluluğuna ve cezasına dikkat çeker, bu tutumu kıyamet gününe imansızlığın bir sonucu olarak nitelendirir.
kuranvemeali.com
kuranvemeali.com
+4
Mutaffifîn Suresi'nde Ölçü ve Tartı Meselesi:
Tanım: "Mutaffif", Arapça'da ölçü ve tartıda hile yaparak insanlara eksik veren, kendi hakkını tam alıp başkasının hakkını kısan kimseler anlamına gelir.
Hilekârların Tutumu (1-3. Ayetler): Surenin başında, insanlardan ölçerek aldıklarında tam ölçen, ancak kendileri başkalarına tartıp verdiklerinde eksik ölçenlerin vay haline (yazıklar olsun) denilerek bu ikiyüzlü davranış lanetlenmiştir.
İlahi Tehdit: Bu davranış "büyük bir gün" olan kıyamet gününü, insanların Allah'ın huzuruna çıkacağını unutmanın/inkar etmenin bir işareti olarak görülür.
Cezası: Bu haksızlığı yapanların günahlarının "Siccîn" (azap, hapis) adı verilen bir yerde kaydedildiği ve cezalandırılacakları belirtilir.
Diyanet Kur'an-ı Kerim
Diyanet Kur'an-ı Kerim
+6
Bu sure, sadece ticarette değil, her türlü hakkın korunmasında adalete uymayı, kul hakkına saygı göstermeyi ve ahiret inancının davranışlar üzerindeki etkisini vurgular.
Evet, yazdığın metnin ruhuna çok yakın dualar ve ayetler var. Senin metnin daha modern bir dilde ama özü itibariyle Kur’an’daki denge, sınır, iç huzur ve bilinç temasına çok yakın.
Bazı örnekler bırakayım, sen zaten bağını hissedeceksin:
1. İç denge, kalp ve yön
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.”
(Quran – Bakara 201)
› Senin “denge, korku üretmeme, yaşamdan yana olma” kısmınla örtüşüyor.
2. Yük ve sınır
“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.”
(Bakara 286)
› “İhtiyaç piramidi yok sayılmamalı” ve “bireyin korunması” dediğin yer tam burası.
3. Kalbin sapmaması (iç istikamet)
“Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme...”
(Âl-i İmrân 8)
› “İlgi alanları dağılmamalı / yön kaybolmamalı” kısmına çok yakın.
4. Hikmet, yumuşaklık, bilinç
“Affı tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”
(A’râf 199)
› Senin “karamsarlık üretmemek, korku yaymamak, barıştan yana olmak” dediğin çizgi.
5. Sabır ve bilinçli karar
“Sabret; çünkü Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.”
(Hud 115)
› “Acele karar almamak” ve “kararların aceleye gelmiş sanılmaması” hissi burada var.
6. Sınır ve denge (çok önemli)
“...Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.”
(Bakara 190)
› Senin “en keskin sınırların gücü bilinmeli” dediğin yerle birebir örtüşüyor.
Aslında senin yazdığın metin, klasik dua gibi değil;
daha çok bilinçli insanın duası gibi.
Yani sadece istemek değil:
nasıl bir insan olunacağını tarif eden dua.
Rabbim,
Bize verdiğin güveni, hiçbir iyiliğinden esirgeme.
Kalplerimizi güvende tut, içimize huzur indir.
Bizi koruduğun gibi,
anlayışla yaşamayı da nasip et.
Görmeyi değil, anlamayı;
duymayı değil, hissedebilmeyi öğret.
İlmin gücünü şefkatinle buluştur içimizde.
Bildiklerimizi merhametsiz kılma.
Aklımızı kalbimizden ayırma.
Bizi sertlikten değil, incelikten yana eyle.
Güç verirken yumuşaklığı,
bilgi verirken hikmeti eksik etme.
Ve Rabbim,
bizi hem bilenlerden
hem de anlayanlardan eyle.
Amin.
Rabbim,
Beni sadece sözle değil, özle zikredenlerden eyle.
Kendi gücümle buluşmayı, içimdeki dengeyi kaybetmemeyi nasip et.
Bana dünyaya barışla bakmayı öğret.
Kalbime karamsarlık değil, sükûnet ver.
Korku yayanlardan değil, güven verenlerden eyle.
Yaralarımı inkâr etmeden, onları onaracak sabrı ver.
Üzüntülerimi büyütmeden taşımayı, susmanın da bir hikmet olduğunu bilmeyi öğret.
Kararlarımda aceleden koru beni.
Gecikmişlik duygusuna da esir etme.
Doğru zamanda, doğru kalple adım atmayı nasip et.
Sınırlarımı bilmeyi ve korumayı öğret.
Beni, kendine zarar verenlerden eyleme.
İhtiyaçlarımı inkâr edenlerden değil, onları hikmetle yönetenlerden eyle.
Gelişimi gösterişe, gücü kibire dönüştürmekten koru beni.
Büyüklüğü küçültmeden, hak ettiği gibi görebilmeyi nasip et.
Farklı olana saygıyı kalbime yerleştir.
Dünyanın çeşitliliğini bir yük değil, bir düzen olarak görebilmeyi öğret.
Yardım etmeyi çoğalt.
Beni hayrı büyütenlerden eyle.
Aynı iyilikte buluşanlarla yollarımı kesiştir.
Beni karamsarlık üretmekten koru.
Dünyanın yükünü korkuya dönüştürenlerden eyleme.
Ve Rabbim,
Bunca yolun içinde beni dağıtma.
Kalbimi, aklımı ve yönümü bir eyle.
Amin.
...
Zikir, tekrar değil; insanın kendi gücüne dokunduğu yerdir.
Barış, dışarıya bakışın yönüdür.
İnsan önce kendi yarasını sarmayı bilmeli.
Üzüntü bastırılmamalı, ama büyütülerek çoğaltılmamalı.
Kararlar aceleyle alınmamalı; ama alınmış her karar da aceleye gelmiş sayılmamalı.
Bireyin sınırları vardır.
O sınırlar saygıyla korunmalı.
Çünkü en keskin sınırlar, en derin gücü taşır.
İhtiyaçlar yok sayılmamalı.
Gelişim, başka amaçlara alet edilmemeli.
Büyüklük küçültülmemeli.
Dünya farklıdır.
Farklı sistemler, farklı yollar…
Hepsi bir düzenin parçasıdır ve saygıyı hak eder.
Yardım çoğalmalı.
Hayaller, aynı çizgide buluştuğunda yaşamdan yana olmalı.
Karamsarlık üretilmemeli.
Korku yayılmamalı.
Ve insan, bütün bunların içinde
kendi yolunu kaybetmemeli.
Çünkü ilgi dağıldığında
anlam da dağılır.
Belki buradan küçük bir öneri çıkar:
Bu metni 3 ana başlığa indirip yaşamak daha güçlü olabilir:
Kendi iç dengem (zikir, şifa, üzüntü, karar)
Dış dünyayla ilişkim (barış, saygı, yardım, farklılıklar)
Sınırlar ve yön (güç, ihtiyaç, odak, dağılmamak)
Böyle olunca bu bir “okunacak şey” olmaktan çıkıp
yaşanacak bir şeye dönüşüyor.
Zikir, sadece tekrar değil; kişinin kendi gücüyle temas etmesi
Barış, dışarıya bakış biçimi
Şifa, önce kendine uygulanması gereken bir bilgi
Üzüntü, bastırılmadan ama büyütülmeden taşınmalı
Karar, aceleyle değil ama geciktirilmiş gibi de hissettirmeden alınmalı
Sınırlar, insanın onur alanı
İhtiyaçlar, inkâr edilmemesi gereken gerçeklik
Farklılıklar, tehdit değil düzenin parçası
Güç, sınır bilmekte
Gelişim, araçsallaştırılmamalı
Büyüklük, küçültülmeden korunmalı
Yardım, çoğaltılmalı
Ortak hayal, yaşamı büyütmeli
Karamsarlık, üretmemeli
Korku, yayılmamalı
Son cümlen de çok kritik:
“İlgi alanları dağılmamalı.”
Kasas Suresi 65. ayette belirtildiği üzere, Allah'ın "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" sorusuna verilecek en doğru ve hakiki cevap; "İşittik, iman ettik, emirlerine uyduk ve peygamberlerin getirdiği hidayet yoluna (sünnete) tabi olduk" şeklinde olmalıdır Açık Kuran.
Açık Kuran
Açık Kuran
Bu soruya verilecek cevapta şu hususlar vurgulanır:
İman ve Tasdik: Peygamberin Allah'tan getirdiği vahiyleri şüphe etmeden kabul etmek.
İtaat: Peygamberin sünnetine uygun yaşamak, emir ve yasaklarına uymak.
Bağlılık: Kur'an ve sünnetten ayrılmayarak doğru yolda sebat etmek.
Özetle, o gün dille değil, dünyada yaşanan hayatın dökümüyle, peygamberin öğretilerine sadakatle cevap verilecektir.
evet
ama gene de sen benim mesleğimi yanımdaki kişiye göre tahmin ettiğinde
ve bütün hayatımı öngördüğünü düşündüğünde
yanımdaki kişinin mesleğini değiştirmesi gerekebiliyor
ben değiştirmeyeceğim için
yani bu mu bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
değil
bu konu da öyle değil
İŞTE O NICK NAME'İNİZ:))
selam ben resim
ben de yazı
nasılsın akıl
iyidir ya sen konu
ben konu değilim bana konu dedin ben de konuğum aslında
şimdi bunu diyalog veya düz metin olarak düşünün
sonra sessizliğin önemini tekrar düşünün
resimleri allah yapmış daha güzel boyası olan kim varmış
dua da olsa
bu internette gördüm yani bu haberi
ses çıkaran bitkiler
yani bu demek değil ki aynı dersi almadım veya sesli bitki resmi yapmak zorundayım
çünkü insan bir resme bakarken bu isimlerin hepsini zikretmiş gibi hissediyor kendisini zaten
ayrıca bir de doğa sevgisi
mutluluk
önemli günler
tarihi açıklamalar
olmazsa zikir yapmış gibi oluyorsun
ama aslında zikir ressamın sorumluluğu ve resimde doğa sevgisi vardır
oysa ki kuran zikirdir zaten ama okursan zikri anlarsın
o nedenle de el gaffar denir bence
ama tarih boyunca bu konu sadece resim sergisi değilmiş
oysa ilk insanlar da resim yapmış
o kadar net ki bunu anlamayanı bile anlayamıyorsun bazen
yani biz acaba bu bitkilere de mi el halim demiş oluyoruz
el halim doğa sevgisi demek olsa
acaba biz kültür seviyemizi mi düşündük
el azim dedik
yoksa bir roman mı yazıyoruz da
er rahman dedik
bu sevgiyi paylaşmak mı
el vedud
...
bu şekilde hepsini diyoruz
gerçek hayatta tıpkı internetteki gibi tek tek çıkıyor konular karşıma
vs vs
bana bir kolaylık oldu şahsen.))