Şu Varna deli etti beni, divane etti. Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası, radyoda 'Ha uşaklar! ' Karadeniz havası, rakı kadehte aslan sütü, anason, uy anason kokusu! Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim... A be islah be, islah be halim... Şu Varna deli etti beni divane etti.'
Su başında durmuşuz çınarla ben. Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim. Suyun şavkı vuruyor bize çınarla bana.
Su başında durmuşuz çınarla ben, bir de kedi. Suda suretimiz çıkıyor çınarla benim bir de kedinin. Suyun şavkı vuruyor bize çınarla bana bir de kediye.
Su başında durmuşuz çınar, ben, kedi, bir de güneş Suda suretimiz çıkıyor çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin. Suyun şavkı vuruyor bize çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz. Suda suretimiz çıkıyor çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün. Suyun şavkı vuruyor bize çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz Önce kedi gidecek kaybolacak suda sureti. Sonra ben gideceğim kaybolacak suda suretim. Sonra çınar gidecek kaybolacak suda sureti. Sonra su gidecek güneş kalacak, sonra o da gidecek.
Su başında durmuşuz çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz Su serin çınar ulu ben şiir yazıyorum kedi uyukluyor güneş sıcak çok şükür yaşıyoruz Suyun şavkı vuruyor bize çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.'
Orhan Veli'nin 'Bir de rakı şişesinde balık olsam' dizesi de, Ahmet Haşim'in 'Göllerde bu dem bir kamış olsam! ' dizesine nazire olarak yazılmıştır. Burada Ahmet Haşim'in dizesi, eski şiirin simgesi olarak kabul edilmiştir. Öte yandan Orhan Veli, divan şiirini çok iyi bilirdi.
Garip akımını kuranlar (Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat) şiir geleneğimizdeki bütün kuralları bir kenara bırakıp, yepyeni bir şiir oluşturmak istediler. Bu şiirde genel olarak sıradan insan anlatılıyordu, biçimsel olarak sadeydi.
Ali Püsküllüoğlu, iki anlamı olduğunu söylüyor:
'- Yaradılışça alçakgönüllü ve gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan ve öyle yaşayan kimse,
- Kalenderiye tarikatını benimsemiş kimse.'
Alçakgönüllü.
'SOFRA
Şu Varna deli etti beni,
divane etti.
Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,
radyoda 'Ha uşaklar! ' Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,
uy anason kokusu!
Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim...
A be islah be, islah be halim...
Şu Varna deli etti beni
divane etti.'
Nazım Hikmet
'GÜZ
Günler gitgide kısalıyor
yağmurlar başlamak üzere.
Kapım ardına kadar açık
bekledi seni.
Niye böyle geç kaldın?
Soframda yeşil biber, tuz ekmek
testimde sana sakladığım şarabı
İçtim yarıya kadar bir başıma
seni bekleyerek.
Niye böyle geç kaldın?
Fakat işte ballı meyveler
dallarında olgun, diri duruyor,
koparılmadan düşeceklerdi toprağa.
Gecikseydin biraz daha.'
Nazım Hikmet
'MASALLARIN MASALI
Su başında durmuşuz
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana.
Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana bir de kediye.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, bir de güneş
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.
Su başında durmuşuz
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak,
sonra o da gidecek.
Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz
Su serin
çınar ulu
ben şiir yazıyorum
kedi uyukluyor
güneş sıcak
çok şükür yaşıyoruz
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.'
Nazım Hikmet
Orhan Veli'nin 'Bir de rakı şişesinde balık olsam' dizesi de, Ahmet Haşim'in 'Göllerde bu dem bir kamış olsam! ' dizesine nazire olarak yazılmıştır. Burada Ahmet Haşim'in dizesi, eski şiirin simgesi olarak kabul edilmiştir. Öte yandan Orhan Veli, divan şiirini çok iyi bilirdi.
'AĞAÇ
Ağaca bir taş attım
Düşmedi taşım
Düşmedi taşım
Taşımı ağaç yedi
Taşımı isterim
Taşımı isterim'
Orhan Veli
Garip akımını kuranlar (Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat) şiir geleneğimizdeki bütün kuralları bir kenara bırakıp, yepyeni bir şiir oluşturmak istediler. Bu şiirde genel olarak sıradan insan anlatılıyordu, biçimsel olarak sadeydi.
...isterdim ama gitmek zorundayım.
Güzel türkü.