ah keloğlan.. idolümsün benim annem hep bakkala tuz almaya gönderiyor ve ben hep tuz alıp geliyorum sen ki keloğlan keleşoğlan anan göndermiş çarşıya tuz al diye sen kız alıp dönmüşsün.. vaay bee.. ne yürek ama
-ya adamım sana bir şey sorcam bilirsin sen -he sor bakalım -yunus emrenin bir şiiri vardı cennetle ilgili -evet -hani cennet cennet dedikleri........ bir kaç huri -o neydi ya ben hurileri hatırlıyorum ama arada bir şey daha vardı -şaşardım zaten huriden başka birşey hatırlasan -valla huri diyince bu şiir aklıma geliyor ama hatırlayamıyorum -köşk o köşk bir kaç köşkle birkaç huri -ha çok yaşa emi
-ya barış şu böceğin adı neydi -kırkayak -şimdi kırk tane ayağımı var bunun -tabiki -var mısın iddiaya sayacaz anasını satiim -ya fatih git allahını seversen ciddimisin -ciddiyim hem ben bu bilime pek itimat etmiyorum onlar saymış bende sayayım -tamam o zaman nesine -hımm bi paket malborasına -tamam yakala o zaman şu kırkayağı...
-...37..38.. şu 39 -bi ipnelik var bu işte -ha ha ha ben demedim mi 40 tane yoktur diye -sen çok sahtekar adamsın koparttın değil mi böceğin bacağını
kaybolmanın iyisi vardır birde kötüsü.. kaybolan kaybettiği birşey için çıkmışsa yola kaybettiğini hissedebiliyorsa onun kaybolması bir kayboluş değildir.. bu bir kendini buluş serüvenidir.. sonunda kaybolması yanına kardır ve en azından nerede olmadığını öğrenmiştir
ancaaak bazı kayıplar vardırki kaybolmuşlardır fakat kaybolduklarını kabul etmezler birtürlü amaçları aradıkları birşeylerde yoktur kızmışlardır birilerine ve kayboluş serüvenlerinin tek sebebi kızdıklarına uzak olmaktan ibarettir...
sanatçıların siyasete girmeleri.. belkide geçerli sebepleri vardır yaşlılığa yaklaşırken unutulma korkusu ve türkiyede yaşlı denilince akla siyasilerin gelmesi.. bu iki tesbitin birleştirilmesi olabilir mi acaba..
ah keloğlan..
idolümsün benim
annem hep bakkala tuz almaya gönderiyor
ve ben hep tuz alıp geliyorum
sen ki keloğlan keleşoğlan
anan göndermiş çarşıya tuz al diye
sen kız alıp dönmüşsün..
vaay bee.. ne yürek ama
-ya adamım sana bir şey sorcam bilirsin sen
-he sor bakalım
-yunus emrenin bir şiiri vardı
cennetle ilgili
-evet
-hani cennet cennet dedikleri........ bir kaç huri
-o neydi ya ben hurileri hatırlıyorum ama arada bir şey daha vardı
-şaşardım zaten huriden başka birşey hatırlasan
-valla huri diyince bu şiir aklıma geliyor ama hatırlayamıyorum
-köşk o köşk bir kaç köşkle birkaç huri
-ha çok yaşa emi
-ya barış şu böceğin adı neydi
-kırkayak
-şimdi kırk tane ayağımı var bunun
-tabiki
-var mısın iddiaya sayacaz anasını satiim
-ya fatih git allahını seversen ciddimisin
-ciddiyim hem ben bu bilime pek itimat etmiyorum onlar saymış bende sayayım
-tamam o zaman nesine
-hımm bi paket malborasına
-tamam yakala o zaman şu kırkayağı...
-...37..38.. şu 39
-bi ipnelik var bu işte
-ha ha ha ben demedim mi 40 tane yoktur diye
-sen çok sahtekar adamsın koparttın değil mi böceğin bacağını
kaybolmanın iyisi vardır birde kötüsü..
kaybolan kaybettiği birşey için çıkmışsa yola
kaybettiğini hissedebiliyorsa onun kaybolması bir kayboluş değildir..
bu bir kendini buluş serüvenidir..
sonunda kaybolması yanına kardır
ve en azından nerede olmadığını öğrenmiştir
ancaaak
bazı kayıplar vardırki kaybolmuşlardır fakat kaybolduklarını kabul etmezler birtürlü
amaçları aradıkları birşeylerde yoktur
kızmışlardır birilerine
ve kayboluş serüvenlerinin tek sebebi kızdıklarına uzak olmaktan ibarettir...
bir gofretin
bir tebessüm ettiği günler..
bugün kendimde değilim ben
birilerinin ağzındayım
çiğnesinler!
iyidir çiğnenmek
ve
çiğnendiğini bile bile sükut ile arkadaşlığa devam etmek..
ateşle yaklaşma
sanatçıların siyasete girmeleri..
belkide geçerli sebepleri vardır
yaşlılığa yaklaşırken unutulma korkusu
ve türkiyede yaşlı denilince akla siyasilerin gelmesi..
bu iki tesbitin birleştirilmesi
olabilir mi acaba..
-usta ben anlamıyorum
-neyi çırak
-ben donuyorum soğuktan ama şu kadınlara baksana
bunlar üşümüyorlarmı
-onlar üşümezler çırak
-peki neden usta
-onlar kutup ayısı cinsinden geliyorlarda ondan..
ben naciye naci demem
naci en alamo
ise eğer...