kur'anı kerim de kalem süresi 'nun velkalem' ile başlar 'Nun'a ve kaleme and olsun ki' dir manası bazı müfessirler 'Nun' harfinin şekil itibariyle hokka ya benzediği için mürekkeb kabı olarak çevirmişlerdir.. Allahu alem.. Nun hurufu mukattaa dır fakat hokkaya benzediğide bir gerçek..
erken yaşlarda öğreniyoruz kadınlarla dalga geçmeyi.. dün dersaneden çıkmış ortaokul çocukları yolda gidiyor arkalarındayım bende önümde erkek grup onların önünde kız grup.. biyoloji dersinden çıkmışlar belli erkek çocuklar yüksek sesle kızlara duyurmaya çalışarak şöyle diyor ve gülüşüyorlar -kızların beyinleri varya beyinleri -aa var mı gerçekten -onların beyinleri beyinciklerinin içinde -ha ha ha... :) güldüm hallerine bende..
fadime teyzemle yayladan iniyoruz yolda hatice halaya rastladık. hatice hala hastalanıp doktora gitmiş, ardeşene..
-beha (hatice) ! be geçmiş olsun -sorma e daşkimi (kardeşim) . üşüttüm biraz doktora gittum - e ne dedi - sen hastasın dedi -e demedun mi hasta olmasam ha buraya işum ne -dedum dedum -o ne dedi -üşütmüşsün dedi -e demedun mi bileyirum -dedum dedum.. -..
böylece yarım saat muhabbet ettiler gülmekten mideme sancı girdi tabi benimde..
selâm verdim, rüşvet değildir deyü almadılar. hüküm gösterdim, yararsızdır deyü mültefik olmadılar. gerçi görünüşte sözde itâat gösterdiler, ammâ hal diliyle bütün sorularıma cevap verdiler: dedim: -ey memurlar! bu ne yanlış iş ve çîn-i ebrûdur? dediler: -her zaman bizim âdetimiz budur. dedim: -benim saygımı uygun görmüşler ve bana emeklilik berâtı vermişler ki, ondan sürekli olarak yararlanayım ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılayım. dediler: - ey zavallı! sana haksızlık etmek istemişler ve ne olacağı belirsiz bir mal vermişler ki, durmadan mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin. dedim: -berâtımın içindekiler ne için yapılmaz? dediler: -zevâiddir, yapılması mümkün olmaz. dedim: -böyle evkaf zevâidsiz olur mu? dediler: -istanbul'un giderlerinden arta kalsa bile bizden kalır mı? dedim: -vakıf malını çok kullanmak vebâldir. dediler: -akçamız ile satın almışız bize helâldir. dedim: -hesap isteseler bu tuttuğunuz yolun bozukluğu görülür. dediler: -bu hesap kıyamette sorulur. dedim: -dünyada dahi hesap olur, haberini işitmişiz. dediler: -ondan dahi korkumuz yoktur, kâtipleri razı etmişiz. gördüm ki, soruma yanıttan başka nesne vermezler ve bu berât ile isteğimi yerine getirmeğe gerek görmezler. ister istemez uğraşmayı bıraktım, yaslı ve yoksun olarak yalnızlık köşeme çekildim...
Padişahın Bir Halayığa Aşık Olup Satın Alması, Sonra Halayığın Hastalanması, Onu İyi Etmek İçin Tedbiri
Padişahın biri,bir gün bir halayık görüp ona orda tutulur ve hemen satın alır. Bir süre sonra halayık hastalanır. Padişah hekimlerine halayığın hastalığın sebebini hemsen bulmalarını emreder. Onlar hastanın derdine bir çare bulamazlar. En son padişah rüyasında bir veli görür. Veli,padişaha halayığın hastalığının sebebinin eski kocasının hasreti olduğunu söyler. Padişah adamlarına halayığın kocasını bulup,getirmelerini emreder. Amacı o adam geldiğinde onu öldürüp halayığı yar edinmekti. Nitekim halayığın kocası gelince padişah onları bir eyledi sonra padişah halayığın kocasını zehirletti halayık zehirlenen kocasının günden güne eridiğini görünce ondan vazgeçer (Aşk gerçek olmalıdır güzelliğe ya da başka herhangi bir şeye bağlı olan aşk gerçek aşk değildir. Neden ortadan kalkınca aşk da kalkıyorsa bu gerçek aşk değildir. Dünya üzerinde böyle bir aşka örnek mecnunun Mevla ya olan aşkıdır) halayığın aşkı gerçek aşk olmadığından Mevla dan da desturlu olan padişah halayığın kocasına olan aşkını söndürerek muradına ermiş olur.
kur'anı kerim de kalem süresi
'nun velkalem' ile başlar
'Nun'a ve kaleme and olsun ki' dir manası
bazı müfessirler
'Nun' harfinin şekil itibariyle hokka ya benzediği için
mürekkeb kabı olarak çevirmişlerdir..
Allahu alem..
Nun hurufu mukattaa dır fakat hokkaya benzediğide bir gerçek..
erken yaşlarda öğreniyoruz
kadınlarla dalga geçmeyi..
dün dersaneden çıkmış ortaokul çocukları yolda gidiyor
arkalarındayım bende
önümde erkek grup onların önünde kız grup..
biyoloji dersinden çıkmışlar belli
erkek çocuklar yüksek sesle kızlara duyurmaya çalışarak şöyle diyor ve gülüşüyorlar
-kızların beyinleri varya beyinleri
-aa var mı gerçekten
-onların beyinleri beyinciklerinin içinde
-ha ha ha... :)
güldüm hallerine bende..
aç beni sevgili
açta bitir beni
bitir ki kendine yeni kalemler alasın
beni senden kurtarasın
sebepsiz ayrılmak
cesaret ister biraz
herkes yapamaz mutlaka bir sebep uydurulur..
yapıldığı zamanda
işte en acı olanı odur..
canlarım benim
yüzlerini görmek muhabbet etmek bile şifa oluyor bazen..
e istisnalar var tabi
fadime teyzemle yayladan iniyoruz
yolda hatice halaya rastladık.
hatice hala hastalanıp doktora gitmiş, ardeşene..
-beha (hatice) ! be geçmiş olsun
-sorma e daşkimi (kardeşim) . üşüttüm biraz doktora gittum
- e ne dedi
- sen hastasın dedi
-e demedun mi hasta olmasam ha buraya işum ne
-dedum dedum
-o ne dedi
-üşütmüşsün dedi
-e demedun mi bileyirum
-dedum dedum..
-..
böylece yarım saat muhabbet ettiler
gülmekten mideme sancı girdi tabi benimde..
selâm verdim, rüşvet değildir deyü almadılar. hüküm gösterdim, yararsızdır deyü mültefik olmadılar. gerçi görünüşte sözde itâat gösterdiler, ammâ hal diliyle bütün sorularıma cevap verdiler:
dedim: -ey memurlar! bu ne yanlış iş ve çîn-i ebrûdur?
dediler: -her zaman bizim âdetimiz budur.
dedim: -benim saygımı uygun görmüşler ve bana emeklilik berâtı vermişler ki, ondan sürekli olarak yararlanayım ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılayım.
dediler: - ey zavallı! sana haksızlık etmek istemişler ve ne olacağı belirsiz bir mal vermişler ki, durmadan mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.
dedim: -berâtımın içindekiler ne için yapılmaz?
dediler: -zevâiddir, yapılması mümkün olmaz.
dedim: -böyle evkaf zevâidsiz olur mu?
dediler: -istanbul'un giderlerinden arta kalsa bile bizden kalır mı?
dedim: -vakıf malını çok kullanmak vebâldir.
dediler: -akçamız ile satın almışız bize helâldir.
dedim: -hesap isteseler bu tuttuğunuz yolun bozukluğu görülür.
dediler: -bu hesap kıyamette sorulur.
dedim: -dünyada dahi hesap olur, haberini işitmişiz.
dediler: -ondan dahi korkumuz yoktur, kâtipleri razı etmişiz.
gördüm ki, soruma yanıttan başka nesne vermezler ve bu berât ile isteğimi yerine getirmeğe gerek görmezler. ister istemez uğraşmayı bıraktım, yaslı ve yoksun olarak yalnızlık köşeme çekildim...
fuzuli-şikayetname
kılıç üzerinde yürüyeceksin
fakat
kılıç ayağını kesmiyecek..
hayat budur işte..
Padişahın Bir Halayığa Aşık Olup Satın Alması, Sonra Halayığın Hastalanması, Onu İyi Etmek İçin Tedbiri
Padişahın biri,bir gün bir halayık görüp ona orda tutulur ve hemen satın alır. Bir süre sonra halayık hastalanır. Padişah hekimlerine halayığın hastalığın sebebini hemsen bulmalarını emreder. Onlar hastanın derdine bir çare bulamazlar. En son padişah rüyasında bir veli görür. Veli,padişaha halayığın hastalığının sebebinin eski kocasının hasreti olduğunu söyler. Padişah adamlarına halayığın kocasını bulup,getirmelerini emreder. Amacı o adam geldiğinde onu öldürüp halayığı yar edinmekti. Nitekim halayığın kocası gelince padişah onları bir eyledi sonra padişah halayığın kocasını zehirletti halayık zehirlenen kocasının günden güne eridiğini görünce ondan vazgeçer (Aşk gerçek olmalıdır güzelliğe ya da başka herhangi bir şeye bağlı olan aşk gerçek aşk değildir. Neden ortadan kalkınca aşk da kalkıyorsa bu gerçek aşk değildir. Dünya üzerinde böyle bir aşka örnek mecnunun Mevla ya olan aşkıdır) halayığın aşkı gerçek aşk olmadığından Mevla dan da desturlu olan padişah halayığın kocasına olan aşkını söndürerek muradına ermiş olur.
MESNEVİ
çocukken derin bir nefes alıp üfleyiverirdik
hepsini birden uçurmak için..
her yörede değişiyor anlamı
hepsini uçuran kazanıyordu bir şeyler..
http://galeri.zoque.net/files/3/3/2/5/PICT0086.jpg