Ey ben! diyebilmeli insan. aynanın karşısına alıp kendini ya da suretini duvarlara nakşedip duvarlarla konuşabilmeli kendine üzülmeli ve kendini fırçalamalı.. en sonunda kendini şefkatle kendi bağrına basabilmeli.. bırakmadım bırakmam...
her sabah yatakten kalkmak için yaptığımız eylem.. asi insanlarız biz aslında her günün sabahı kıyafetlerimizi kuşanıp hayatımızda devrimler yapmaya kalkıyoruz... hayatımızda.. kendi hayatımızda..
nedir bu çırpınış? tevekkül etmeyen insan bir gemide yolculuk yapıyor olupta sırtındaki yükü yere koymaya korkan insanın hali gibidir. sorulsa neden koymuyorsun bu yükü yere diye -ya gemi batarsa ya biri çalarsa diye saçma bir cevap verirler. bilmezlerki bindikleri geminin bir kaptanı bir sahibi var.. yere koy yükünü gözkulak ol hem çalınsa gemidir limaa yanaşınca kaptan tek tek arattırır bulur senden çalınanı neyin kavgası verdiğimiz?
zalim zulmüyle masum ahıyla göçüp gidiyor bu diyârdan.. elbette bunlar herşeyin adaletle ölçü ile dağıtıldığı bu kainata uygun düşmeyen şeyler. ve buda zalimlerin hesabının sorulacağı mazlumlara haklarının verileceği ahiret hayatının varlığına delildir... dünya imtihân yeridir.
hadi everest mi en yüksek dağ kuralım tepesine her şey adil olsun uzun bir tahta ve tam ortası zirvede bir ucunda sen bir ucunda ben ve görüşmeyeli 8 sene olsun çıkınımızda özlemler hasretler derken ayağa kalkalım bakalım birbirimize önce kim koşacak ve dengeyi bozacak ve... ve önce kim kimi düşürecek önce.. ilkönce..
o neydi öyle sıktığın kurşun dağıttı vücudumu bak bu beşinci çuval dağıttığın parçalar yine sığmadı.. yetmedi çuvallar yoruldum toplamaktan o değil anlayamadığım keramet cüssemin ebadında mı? sıktığın kurşunda mı?
şu an sarayın bahçesinin duvarlarından tırmanıp padişahın kızını kaçırmak isterdim.. peşimde binlerce asker olsun hatta ordular toplansın kelleme ödülller konsun..
'nefl' kökünden gelen
arapça bir kelime
nafile
'yapılması gerekenden daha fazlasını yapmak'
anlamına gelir
Ey ben!
diyebilmeli insan.
aynanın karşısına alıp kendini
ya da
suretini duvarlara nakşedip
duvarlarla konuşabilmeli
kendine üzülmeli ve kendini fırçalamalı..
en sonunda
kendini
şefkatle kendi bağrına basabilmeli..
bırakmadım
bırakmam...
her sabah yatakten kalkmak için yaptığımız eylem..
asi insanlarız biz aslında
her günün sabahı kıyafetlerimizi kuşanıp
hayatımızda devrimler yapmaya kalkıyoruz...
hayatımızda..
kendi hayatımızda..
kardelen çiçeği..
..düşündü.
nedir bu çırpınış?
tevekkül etmeyen insan
bir gemide yolculuk yapıyor olupta
sırtındaki yükü yere koymaya korkan insanın hali gibidir.
sorulsa neden koymuyorsun bu yükü yere diye
-ya gemi batarsa ya biri çalarsa
diye saçma bir cevap verirler.
bilmezlerki bindikleri geminin bir kaptanı bir sahibi var..
yere koy yükünü gözkulak ol
hem çalınsa gemidir
limaa yanaşınca kaptan tek tek arattırır bulur senden çalınanı
neyin kavgası verdiğimiz?
zalim zulmüyle
masum ahıyla göçüp gidiyor bu diyârdan..
elbette bunlar
herşeyin adaletle ölçü ile dağıtıldığı bu kainata
uygun düşmeyen şeyler.
ve buda
zalimlerin hesabının sorulacağı
mazlumlara haklarının verileceği
ahiret hayatının varlığına delildir...
dünya imtihân yeridir.
hadi
everest mi en yüksek dağ
kuralım tepesine
her şey adil olsun
uzun bir tahta ve tam ortası zirvede
bir ucunda sen
bir ucunda ben
ve görüşmeyeli 8 sene olsun
çıkınımızda özlemler hasretler
derken ayağa kalkalım
bakalım birbirimize
önce kim koşacak ve dengeyi bozacak ve...
ve önce kim kimi düşürecek
önce..
ilkönce..
o neydi öyle sıktığın kurşun
dağıttı vücudumu
bak
bu beşinci çuval
dağıttığın parçalar yine sığmadı..
yetmedi çuvallar
yoruldum toplamaktan
o değil
anlayamadığım
keramet cüssemin ebadında mı?
sıktığın kurşunda mı?
şu an
sarayın bahçesinin duvarlarından tırmanıp
padişahın
kızını kaçırmak isterdim..
peşimde binlerce asker olsun
hatta ordular toplansın
kelleme ödülller konsun..