... dalí'nin belleğin azmi dünyasındaki eriyen saatlerden biri oluyorum bazen. varlığım da biçimim de benim dışımda akan zamanın hükmü altında yavaşça değişiyor, eksiliyor; sonunda çürümeye teslim oluyorum bazen.
bazen dünya benim dışında. bazen ben dünyanın dışında.
sanki görünmez bir el gönderiyor beni gökle buluşmaya. rüzgârımla yerdeki yapraklar da havalanıyor. ben, saçlarım, eteğim, yapraklar fizik yasaları bizi yeryüzüne çağırana dek uçuşuyoruz bulutsuz bir mavilikte.
sonra bir daha sonra bir daha
(... yoo, hayır migren haplarının böyle bir yan etkisi yok. benim kendi güzelliğim bu.)
... genele aykırı atılan bir adımda, genelin aksine neşenin ya da hüznün biraz fazlasında "çocukluğunu yaşayamamış" teşhisini koymak için hazırda bekliyor psikoloji ordinaryüsleri.
hııı.. benim zamanında çok pahalıydı çocukluk. gücü yetmemiş bizimkilerin, alamamışlar. yazdım kenara da ona üzülmeye sıra gelmedi henüz.
... aile grubuna halamdan sesli mesaj: "hepinizi kahvaltıya bekliyorum."
davet çok güzel. kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olduğuna hepimiz kesinlikle inanıyoruz. tek sorun, halamın bizimle aynı şehirde yaşamıyor olması.
kuzenlerle toplandık; kahvaltı daveti için şehir değiştiriyoruz şu an. çünkü, kahvaltı teklifleri reddedilemez diye yazılı olmayan bir kural var ailede. reddedildiği takdirde başımıza felâketler geleceğine dair, kapı arkalarında fısıldanan köklü batıl inançlar falân. akşam yemeği daveti olsaydı, gitmezdik meselâ.
evet. bir kahvaltı davetine tav olur, gelirim. ama lütfen. bu fikri büyütmeyin.
... çözümü sesli kitap dinlemekte buldum.
sekiz saatlik okuması olan bir kitaptan
hatırladığım tek şey,
hikâyede "ömer" isimli bir karakterin olması.
beynim,
her "oynat"a bastığımda
kendini "off" moduna alıyor.
şimdi
hatırlayamayacağım yeni bir sesli kitap arayışındayım.
ömer gitsin. başkası gelsin.
... dalí'nin belleğin azmi dünyasındaki
eriyen saatlerden biri oluyorum bazen.
varlığım da biçimim de
benim dışımda akan zamanın hükmü altında
yavaşça değişiyor, eksiliyor;
sonunda çürümeye teslim oluyorum bazen.
bazen dünya benim dışında.
bazen ben dünyanın dışında.
ama ışık, şarkı, çiçek, kuş, gülüş
bazen..
... kırlangıç zararsız bir kuştur ama,
her zararsız kuş kırlangıç değildir.
her zararsız kuş değildir.
bazısı kanatsızdır.
adı zâyi'dir.
zâyi belki de kuştu.
kim kırdı
kanatlarını?
... salıncakta gibiyim şu ân.
sanki görünmez bir el gönderiyor beni gökle buluşmaya.
rüzgârımla yerdeki yapraklar da havalanıyor.
ben,
saçlarım,
eteğim,
yapraklar
fizik yasaları bizi yeryüzüne çağırana dek
uçuşuyoruz bulutsuz bir mavilikte.
sonra bir daha
sonra bir daha
(... yoo, hayır
migren haplarının böyle bir yan etkisi yok.
benim kendi güzelliğim bu.)
... koordinat verilseydi keşke.
yollar bu kadar dolambaçlıyken
sönmeden
ben nasıl ulaşayım
taaaa içime.
... genele aykırı atılan bir adımda,
genelin aksine neşenin ya da hüznün biraz fazlasında
"çocukluğunu yaşayamamış" teşhisini koymak için
hazırda bekliyor psikoloji ordinaryüsleri.
hııı.. benim zamanında çok pahalıydı çocukluk.
gücü yetmemiş bizimkilerin, alamamışlar.
yazdım kenara da
ona üzülmeye sıra gelmedi henüz.
... tamam, tamam.
kapatırım ardımdan kapıyı;
karanlığım sızmaz içeri.
... harâmî var diye korku verirler.
benim ipek yüklü kervanım mı var?
... tas tas ışık dökünüyorum başımdan aşağı.
... aile grubuna halamdan sesli mesaj:
"hepinizi kahvaltıya bekliyorum."
davet çok güzel.
kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olduğuna
hepimiz kesinlikle inanıyoruz.
tek sorun, halamın bizimle aynı şehirde yaşamıyor olması.
kuzenlerle toplandık; kahvaltı daveti için şehir değiştiriyoruz şu an.
çünkü, kahvaltı teklifleri reddedilemez diye yazılı olmayan bir kural var ailede.
reddedildiği takdirde başımıza felâketler geleceğine dair,
kapı arkalarında fısıldanan
köklü batıl inançlar falân.
akşam yemeği daveti olsaydı, gitmezdik meselâ.
evet. bir kahvaltı davetine tav olur, gelirim.
ama lütfen.
bu fikri büyütmeyin.