Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • mahir çayan11.02.2004 - 05:16

    Adı gibiydi.

  • deniz gezmiş11.02.2004 - 05:14

    Bugün bu sitede bu tartışmaları yapabilmemiz için gereken bedeli de ödedi ölüme gülerek giderken. Tıpkı 'Bir buraya dönmeye değil ölmeye geldik' diyen Mahirler gibi.

  • sosyalizm15.12.2002 - 00:47

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür; ve bir orman gibi kardeşcesine: Bu 'hasret' bizim!

  • ayrılık13.12.2002 - 00:36

    Bir türküde şöyle der: Ölüm ile ayrılığı tartmışlar/ Elli dirhem fazla gelmiş ayrılık!

  • nazım hikmet05.09.2002 - 00:25

    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala,
    Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.´´
    Bir Ankara gazesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
    kapkara haykıran puntularla,
    bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
    66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, amerikan amirali Amerika, bütçemize 12 milyon lira.
    ``Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.´´
    Evet, vatan hainiyim, siz vatanperversiniz, siz yurtseversiniz,
    ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim
    Vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tınaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim.
    Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
    Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala.

    Nazım Hikmet Ran

    23 Sentlik Asker


    23 Sentlik asker
    Mister Dalles,
    sizden saklamak olmaz,
    hayat pahalı biraz bizim memlekette.
    Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
    koyun eti,
    Ankara'da 23 sente,

    yahut iki kilo kuru soğan,
    yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
    elli santim kefen bezi yahut,
    yahut da bir aylığına
    yirmi yaşlarında bir tane insan.

    erkek,
    ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
    üniforması, otomatiği üzerinde,
    yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,
    belki tavşan gibi korkak,
    belki toprak gibi akıllı
    belki gençlik gibi cesur,
    belki su gibi kurnaz
    (her kaba uymak meselesi) ,
    belki ömründe ilk defa denizi görecek,
    belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
    Yahut da aynı hesapla Mister Dalles
    (tanesi 23 sentten yani)
    satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden
    İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
    seksen beş onda altısını yahut
    bir çift iskarpin parasına.
    Yalnız bir mesele var Mister Dalles,
    herhalde bunu sizden gizlediler:
    Size tanesini 23 sente sattıkları asker
    mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
    mevcuttu otomatiksiz filan,
    mevcuttu sadece insan olarak
    mevcuttu, tuhafınıza gidecek,
    mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,
    daha sizin devletinizin adı bile konmadan.
    Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
    mesela, Mister Dalles,
    yeller eserken yerinde sizin New-York'un,
    kurşun kubbeler kurdu o
    gökkubbe gibi yüksek,
    haşmetli, derin.
    Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
    Halı dokur gibi yonttu mermeri,
    ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
    ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
    Dahası var Mister Dalles,
    sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,
    zulüm gibi,
    hürriyet gibi,
    kardeşlik gibi sözlerin,
    dövüştü zulme karşı o,
    ve istiklal ve hürriyet uğruna
    ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,
    ve yarin yanağından gayrı her yerde,
    her şeyde,
    hep beraber,
    diyebilmek için,
    yürüdü peşince Bedreddin'in
    O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali'dir.
    kaya gibi yumruğunun son ustalığı:
    922 yılı 9 eylülüdür.
    Dedim ya Mister Dalles, ,
    Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
    ucuzdur vardır illeti.
    Hani şaşmayın,
    yarın çok pahalıya mal olursa size,
    bu 23 sentlik asker,
    yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,
    her millet gibi büyük Türk milleti.
    (1953)

    Nazım Hikmet Ran

  • sosyalizm02.09.2002 - 00:01

    Arkadaşlar, koskoca bir Marks, Engels, Lenin külliyatını okumadan sosyalizmin "temel" prensiplerini anlayamayız. Tıpkı bugün milliyetçiliği, islamcı yahut liberalizmi onların kaynaklarını okumadan anlayamacığımız gibi. Eğer Marksizme küçük bir giriş yaparsak göreceğiz ki taa insanın sosyalleşmeye başladığı dönemlere gitmemiz gerekecek. İskender boşu boşuna dünyayı fethetmeye kalkmadı değil mi? İslam Medeniyeti neden büyük bir medeniyetti? Yahut Osmanlı kendiliğinden oluştu. Ya Rönesans, Fransız Devrimi... Sanayi Devrimi? Amerikan İmparatorluğu nedir?
    İşte bu sorulara cevap bulamadan açıllayabilir miyiz üretim araçlarının nasıl el değiştireceğini?
    Üretim araçları neden kamulaştırılır?
    Üretim biçimi, üretim aracı, üretim ilişkileri... Nelerdir bunlar?
    Çarlık Rusyası ile Sovyet Rusya bir midir?
    Ya Küba ne olacak?
    Biz kimiz?
    "Öteki" olan ne?

  • adnan yücel29.07.2002 - 01:51

    aydınlık, demokrasi, sosyalizm, insanlık, güzellik, aşk, vatan sevgisi, fedakarlık, cesaret, özlem...

  • ernesto che guevara 24.07.2002 - 22:53

    Gerçekçi olmak, imkansızı istemek. Başka insanların insanca yaşamaları için ölmek pahasına umudu ayakta tutmak. İnsan olmak!

  • tarikat30.06.2002 - 00:35

    Doğru söze susulur.

  • sosyalizm05.06.2002 - 01:42

    Fikir düşkünü arkadaşa gerekli cevap verilmiş.
    Yalnız şunu böyle arkadaşlara temel bir bilgi niteliğinde verebiliriz: Sosyalizmde insanlar yeteneklerine göre çalışırlar ve emekleri kadar kazanırlar. Komünizm ise daha zor ve karmaşıktır (bu yüzden dünyada komünizmin geçerli olduğu bir devlet henüz yoktur) : Yeteneğe göre çalışılır, ihtiyaca göre kazanılır.
    Barınma, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim v.b. temel insanî gereksinimlerin her iki sistemde de kazanılmış haklar olduğu da göz önüne alındığında insanlık için önemi anlaşılacaktır.
    Bu yüzdendir ki, en aşırı anti-komünistler bile her iki sistemin de yararlı olduğunu fakat birer ütopyadan öteye gidemediklerini söylerler.