Kendine has gülüşü, kırmızı beresi ve elinden ayırmadığı telsiziyle şüphesiz dünyanın en sempatik kaptanıydı.. 80’lerde çocuk olup da "Kaptan Cousteau" (Kusto) belgesellerini izlemeyen yoktur sanırım. Tek kanallı TRT döneminde "Yaşayan deniz" belgeseli her cumartesi haberlerden sonra oynardı.. Calypso adındaki gemisiyle o deniz senin, bu ırmak benim dolaşıp dururdu. Kusto sayesinde denizaltının türlü güzellikleriyle tanışmış, bilmediğimiz diyarları keşfetmiş ve modern dalgıç elbisesini arkadaşıyla icat ettiğini gene belgeselinden öğrenmiştik. Bir bölümde oğlunu kaza sonucu kaybettiğine şahit olmuş, acısını beraber paylaşmıştık. O yıllarda bir de "Kaptan Cousteau Müslüman oldu!" miti çıkmıştı. Bu mit o kadar yayılmıştı ki, en sonunda avukatı aracılığıyla "Müslüman değilim" açıklamasında bulunmuştu.
80'lerde Türkiye’de boks denince aklıma gelen isimlerdendi. Gazeteler kendisiyle ilgili haberlere geniş yer ayırırdı. 1982'ye kadar Danimarka Milli Takımı'nda mücadele ettikten sonra Türk Milli Takımı'nı tercih ederek göğsümüzü kabartan başarılara imza attı. "1984 Los Angeles olimpiyatları"nda, 51 kiloda (Sinek siklet) bronz madalya alarak boksta ülkemize olimpiyat tarihindeki, ilk madalyasını kazandırdı.. Bu başarısından ötürü 1984'de “Türkiye'de yılın sporcusu" ödülünü kazanmış, ardından "1985 Dünya Boks Şampiyonası"nda başarılarına birini daha ekleyerek, bir bronz madalya almıştı. Eyüp Can, daha sonra profesyonelliği tercih ederek Danimarka adına mücadele ederek 1989'da “Avrupa Şampiyonu" oldu. Ünvanını 1991'e kadar koruyan Can, 1992’de aktif spor yaşantısını sonlandırdı. Kendisi ayrıca Fenerbahçe spor kulübü'nün de oyuncusuydu..
En karizmatik çizgi film karakteriydi. Hiç konuşmadan fazlasıyla güldürür, kişiyi ekrana bağlardı. Sessiz, esprili ve cool panter, çevresini o kadar etkilemiş ki, günümüzde bile oyuncakları çok satmaktadır. Tabi ki o oyuncakları çocuklarına alan bizim jenerasyonumuzdur. Sevilen çizgi filmin Henry Mancini’ye ait kült müziğini de es geçmemek lazım. "Pembe Panter" ülkemizde ayrıca, dönemin popüler çocuk dergileri "Tercüman Çocuk" ve "Milliyet Çocuk"'ta haftalık olarak; dönemin magazin gazetelerinden Bulvar tarafından ise özel albümler şeklinde yayınlanmıştır.
Yakari aslında, 17 değişik dilde yayınlanan, Belçika-Fransız ortak yapımı çizgi roman serisidir. Çizgi filme ilk 1983 yılında uyarlanarak TV'lerde yayınlanmıştır.
Rahmetli Adile Naşit'in sunduğu "Uykudan önce" programında dönüşümlü oynayan çizgi filmlerdendi... Yakari, atı (Şimşek) ve kartalı (Büyük Kartal) olan afacan bir kızılderili çocuğuydu; kartal ve atıyla konuşabildiği gibi çok sevdiği su samurlarıyla da konuşabilirdi.. Büyük kartal maceralarında "Yakariiikuuuu" diye bağırarak ona akıl verir ya da yol gösterirdi. Bir de aynı kabileden en iyi dostu olan “Gökkuşağı” adlı bir kız çocuğu vardı. Çok kısa bir çizgi filmdi; şayet çiş yapmaya filan giderseniz döndüğünüzde çoktan bitmiş olurdu. :)
Bu sevimli, küçük ve mavi yaratıklarla 1984’de tanışmıştık. Şirinler ormanın derinliklerinde, mantarlar arasındaki bir köyde yaşarlardı.Şirin Baba, Şirine, Gözlüklü Şirin, Usta Şirin, Hayalci Şirin, Şair Şirin, Somurtkan Şirin, Aşçı Şirin, Güçlü Şirin, Süslü Şirin, Şakacı Şirin ilk akla gelen isimlerdir. Koca köyde bir tek kız Şirine idi, bu yüzden Şirinler bazen birbirine girerlerdi. Bir de Şirinler belalıları kötü Gargamel ile kedisi Azman vardı. Gargamel’in amacı onları yemek ya da satarak para kazanmak, Azman’ın ise sadece midesine indirmekti. Aynı dönemlerde ülkemizde Milliyet Çocuk dergisinde çizgi romanı da yayınlanmıştı.
Bu sevimli, küçük ve mavi yaratıklarla 1984’de tanışmıştık. Şirinler ormanın derinliklerinde, mantarlar arasındaki bir köyde yaşarlardı.Şirin Baba, Şirine, Gözlüklü Şirin, Usta Şirin, Hayalci Şirin, Şair Şirin, Somurtkan Şirin, Aşçı Şirin, Güçlü Şirin, Süslü Şirin, Şakacı Şirin ilk akla gelen isimlerdir. Koca köyde bir tek kız Şirine idi, bu yüzden Şirinler bazen birbirine girerlerdi. Bir de Şirinler belalıları kötü Gargamel ile kedisi Azman vardı. Gargamel’in amacı onları yemek ya da satarak para kazanmak, Azman’ın ise sadece midesine indirmekti. Aynı dönemlerde ülkemizde Milliyet Çocuk dergisinde çizgi romanı da yayınlanmıştı.
80'lerin unutulmaz Fransız çizgi filmlerindendi..
Kendine has gülüşü, kırmızı beresi ve elinden ayırmadığı telsiziyle şüphesiz dünyanın en sempatik kaptanıydı.. 80’lerde çocuk olup da "Kaptan Cousteau" (Kusto) belgesellerini izlemeyen yoktur sanırım. Tek kanallı TRT döneminde "Yaşayan deniz" belgeseli her cumartesi haberlerden sonra oynardı.. Calypso adındaki gemisiyle o deniz senin, bu ırmak benim dolaşıp dururdu. Kusto sayesinde denizaltının türlü güzellikleriyle tanışmış, bilmediğimiz diyarları keşfetmiş ve modern dalgıç elbisesini arkadaşıyla icat ettiğini gene belgeselinden öğrenmiştik. Bir bölümde oğlunu kaza sonucu kaybettiğine şahit olmuş, acısını beraber paylaşmıştık. O yıllarda bir de "Kaptan Cousteau Müslüman oldu!" miti çıkmıştı. Bu mit o kadar yayılmıştı ki, en sonunda avukatı aracılığıyla "Müslüman değilim" açıklamasında bulunmuştu.
Deniz diplerini araştıran adeta çağdaş bir Marco Polo.. Nam-ı diğer Kaptan Kusto..
80'lerde Türkiye’de boks denince aklıma gelen isimlerdendi. Gazeteler kendisiyle ilgili haberlere geniş yer ayırırdı. 1982'ye kadar Danimarka Milli Takımı'nda mücadele ettikten sonra Türk Milli Takımı'nı tercih ederek göğsümüzü kabartan başarılara imza attı.
"1984 Los Angeles olimpiyatları"nda, 51 kiloda (Sinek siklet) bronz madalya alarak boksta ülkemize olimpiyat tarihindeki, ilk madalyasını kazandırdı.. Bu başarısından ötürü 1984'de “Türkiye'de yılın sporcusu" ödülünü kazanmış, ardından "1985 Dünya Boks Şampiyonası"nda başarılarına birini daha ekleyerek, bir bronz madalya almıştı. Eyüp Can, daha sonra profesyonelliği tercih ederek Danimarka adına mücadele ederek 1989'da “Avrupa Şampiyonu" oldu. Ünvanını 1991'e kadar koruyan Can, 1992’de aktif spor yaşantısını sonlandırdı. Kendisi ayrıca Fenerbahçe spor kulübü'nün de oyuncusuydu..
En karizmatik çizgi film karakteriydi. Hiç konuşmadan fazlasıyla güldürür, kişiyi ekrana bağlardı. Sessiz, esprili ve cool panter, çevresini o kadar etkilemiş ki, günümüzde bile oyuncakları çok satmaktadır. Tabi ki o oyuncakları çocuklarına alan bizim jenerasyonumuzdur. Sevilen çizgi filmin Henry Mancini’ye ait kült müziğini de es geçmemek lazım. "Pembe Panter" ülkemizde ayrıca, dönemin popüler çocuk dergileri "Tercüman Çocuk" ve "Milliyet Çocuk"'ta haftalık olarak; dönemin magazin gazetelerinden Bulvar tarafından ise özel albümler şeklinde yayınlanmıştır.
Yakari aslında, 17 değişik dilde yayınlanan, Belçika-Fransız ortak yapımı çizgi roman serisidir. Çizgi filme ilk 1983 yılında uyarlanarak TV'lerde yayınlanmıştır.
Rahmetli Adile Naşit'in sunduğu "Uykudan önce" programında dönüşümlü oynayan çizgi filmlerdendi... Yakari, atı (Şimşek) ve kartalı (Büyük Kartal) olan afacan bir kızılderili çocuğuydu; kartal ve atıyla konuşabildiği gibi çok sevdiği su samurlarıyla da konuşabilirdi.. Büyük kartal maceralarında "Yakariiikuuuu" diye bağırarak ona akıl verir ya da yol gösterirdi. Bir de aynı kabileden en iyi dostu olan “Gökkuşağı” adlı bir kız çocuğu vardı. Çok kısa bir çizgi filmdi;
şayet çiş yapmaya filan giderseniz döndüğünüzde çoktan bitmiş olurdu. :)
Bu sevimli, küçük ve mavi yaratıklarla 1984’de tanışmıştık. Şirinler ormanın derinliklerinde, mantarlar arasındaki bir köyde yaşarlardı.Şirin Baba, Şirine, Gözlüklü Şirin, Usta Şirin, Hayalci Şirin, Şair Şirin, Somurtkan Şirin, Aşçı Şirin, Güçlü Şirin, Süslü Şirin, Şakacı Şirin ilk akla gelen isimlerdir. Koca köyde bir tek kız Şirine idi, bu yüzden Şirinler bazen birbirine girerlerdi. Bir de Şirinler belalıları kötü Gargamel ile kedisi Azman vardı. Gargamel’in amacı onları yemek ya da satarak para kazanmak, Azman’ın ise sadece midesine indirmekti.
Aynı dönemlerde ülkemizde Milliyet Çocuk dergisinde çizgi romanı da yayınlanmıştı.
Bu sevimli, küçük ve mavi yaratıklarla 1984’de tanışmıştık. Şirinler ormanın derinliklerinde, mantarlar arasındaki bir köyde yaşarlardı.Şirin Baba, Şirine, Gözlüklü Şirin, Usta Şirin, Hayalci Şirin, Şair Şirin, Somurtkan Şirin, Aşçı Şirin, Güçlü Şirin, Süslü Şirin, Şakacı Şirin ilk akla gelen isimlerdir. Koca köyde bir tek kız Şirine idi, bu yüzden Şirinler bazen birbirine girerlerdi. Bir de Şirinler belalıları kötü Gargamel ile kedisi Azman vardı. Gargamel’in amacı onları yemek ya da satarak para kazanmak, Azman’ın ise sadece midesine indirmekti.
Aynı dönemlerde ülkemizde Milliyet Çocuk dergisinde çizgi romanı da yayınlanmıştı.
Tele Voleci Şirin. :)