Hayat aslında bir yumak ip gibidir, kimimizin kısa kimimizin uzun veya bazılarımızın ise siyah, beyaz renkleri olabilir. Fakat asıl olan bu iplikten bizlerin neler üreteceği değil midir.? Bunda etken olan bizlerin zamanı, tecrübesi, aileden ve çevreden aldığı eğitimin etkisi bulunmaktadır. Bazen severek başladığımız bir şeklinden vaz geçtiğimiz veya bir kenara bıraktığımız olur. Bazen de bitirmek için çokça çabaladıklarımız olabilir.
Halbuki ,,çaba gayrete aşıktır, ne aşksız olur ne gayretsiz.'' Nasıl yürüdüğümüzdür yolumuzun ışığı, her insan kalbinin renginde atar adımlarını.
Görmeden bakarak geçen öylesine çok ki, bir yolcu treninde hızlı geçen görüntüler gibi hafızalarına yer etmiyor ve birçok şeyden zevk almıyor. Doğa Ana'nın mektubu her zaman olmuştur görmesini bilip okuyabilenlere.
Unutmamak gerekir ki;
Bir kıvılcım benzine bulanmış yüreği tutuşturur,
bir yudum sudur boğan ve yine bir yudum sudur can veren.
hayatın içinde ki yaşamda geçirdiğimiz olaylar, zorluklar insanın kendi sınavı ise nasıl davrandığı diğerinin sınavıdır. konforlu alan da yaşayanın da aynı şekilde. ,, sevgi her vakit iyileştirir, yeter ki kalpler renkli kalabilsin, BIRAKALIM UÇURTMA, GÖKKUŞAĞ'ına hayran olmayı, TA KENDİSİ OLALIM, MUTLULUĞUN...'' niyetlerimiz iyi yöndedir, kolaylıkla da gerçekleşmesine diyelim. Kolaylığı ve güzelliği seçmek dileğiyle.
yolda yürürken kırılan ayağı arkadaşının alçıya almasına izin verdiğinde onun istediği yazıyı da yazmasına müsaade etmiş oluyoruz bir şekilde.
o yüzdendir ki;
dediğin üzere ,, Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır. Onlara da ehl-i muhabbet denir. '' insanlar denk gele ve çoğala, dünyanın şifalanmasına ihtiyaç vardır.
doğduğumuz toprakların, Atalarımızın edindikleri deneyimlerin, çevresel kültürün bilerek ya da bilmeyerek lakin o dönemin şartlarıyla ve bilgileriyle doğan Çocuklarız.
kimimiz orkideli şehirler de parkeler de, kimimiz doğanın koynunda yeşilliklerle, kimimiz gecenin siyah karanlığında bir kuytuya saklanarak hıçkırıklarının duyulmasından korkarak büyüttü adımlarını.
buraya kadar her şey normal. ruhlarımızın yaşam yolculuğunda deneyimlemesi ve bu yolculukta farkındalıklara ulaşması gerekiyordu.
ne ben orkideli şehirde ki parkelerde elimle oyuncağımla koşacaktım, ne de o bulaşıkları yıkamak için mahallenin ötesinden suyu taşırken yarısına kadar dökülmüş olarak eve getirecekti.
hele ki; hele ki gecenin karanlığında hıçkırıklarla ağlayan o Çocuğun oraya geliş planı oluşturulması için acıklı bir hikaye seçilmişti deneyimlemesi için.
insandım ve kalbim vardı, o Çocuk ve o Çocuklar için, içim parçalana parçalana uyumadığım geceler çoğalıyordu günden güne. kızıyordum anne ve babasına, bir anne, baba eğer böyle yaparsa yabancı insanlar onlar için neler yapmazdı.
şu an nereye bağlayacağımı ya da nasıl devam edeceğim konusunda tutuldum.... Çocuklar bende hep böyle etki yapmakta, aslında sevginin olduğu yerde sevgisizliği yaşamak durumunda kalanlar için bu durum oluyor.
yazmak için yazmadım hiç bir zaman, şimdide aklıma gelmeyen satırlara devam etmeyeceğim.
sevgili Allah'ım, şimdiye kadar geçirdiğim ilkleri yaşadığım en güzel Eylül olsun, bolluk, bereketiyle, sevgisiyle, şifalandırarak gelsin...bana hizmet etmeyen her şeyi Eylül'de serbest bırakmamı sağla.
teşekkür ederim, öyledir de, öylede oldu, şükürler olsun. hoş geldin Eylül, hoşda kal...
saçma sapan sabah programları izlemek yerine, Çocuklarına sevgi ve ilgi gösterse ebeveynler, dışarıda bir çok psikoloji ve sosyoloji alanlarından mezun olan pırıl pırıl gençleri yerleştirsek kamuya, aşılar gibi takip edilse aileler de, rehberlik verilse ihtiyaç halinde nasıl olurdu?
harika olurdu.!
Çocuklar geleceğin toplumu, Yaşlılar ise geçmişin bilgesidir, o yüzden ki önemli ve değerlidir....
<<< Kendimi Aldım Karşıma Sohbet Ediyorum >>>
2. Bölüm
Hayat aslında bir yumak ip gibidir, kimimizin kısa kimimizin uzun veya bazılarımızın ise siyah, beyaz renkleri olabilir. Fakat asıl olan bu iplikten bizlerin neler üreteceği değil midir.? Bunda etken olan bizlerin zamanı, tecrübesi, aileden ve çevreden aldığı eğitimin etkisi bulunmaktadır. Bazen severek başladığımız bir şeklinden vaz geçtiğimiz veya bir kenara bıraktığımız olur. Bazen de bitirmek için çokça çabaladıklarımız olabilir.
Halbuki ,,çaba gayrete aşıktır, ne aşksız olur ne gayretsiz.'' Nasıl yürüdüğümüzdür yolumuzun ışığı, her insan kalbinin renginde atar adımlarını.
Görmeden bakarak geçen öylesine çok ki, bir yolcu treninde hızlı geçen görüntüler gibi hafızalarına yer etmiyor ve birçok şeyden zevk almıyor. Doğa Ana'nın mektubu her zaman olmuştur görmesini bilip okuyabilenlere.
Unutmamak gerekir ki;
Bir kıvılcım benzine bulanmış yüreği tutuşturur,
bir yudum sudur boğan ve yine bir yudum sudur can veren.
hayatın içinde ki yaşamda geçirdiğimiz olaylar, zorluklar insanın kendi sınavı ise nasıl davrandığı diğerinin sınavıdır. konforlu alan da yaşayanın da aynı şekilde.
,, sevgi her vakit iyileştirir, yeter ki kalpler renkli kalabilsin, BIRAKALIM UÇURTMA, GÖKKUŞAĞ'ına hayran olmayı, TA KENDİSİ OLALIM, MUTLULUĞUN...''
niyetlerimiz iyi yöndedir, kolaylıkla da gerçekleşmesine diyelim.
Kolaylığı ve güzelliği seçmek dileğiyle.
seviyor sevmiyorlar yüzünden kıymadık mı zaten o masum papatyalara....
yolda yürürken kırılan ayağı arkadaşının alçıya almasına izin verdiğinde onun istediği yazıyı da yazmasına müsaade etmiş oluyoruz bir şekilde.
o yüzdendir ki;
dediğin üzere ,, Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır. Onlara da ehl-i muhabbet denir. '' insanlar denk gele ve çoğala, dünyanın şifalanmasına ihtiyaç vardır.
sevgi ve iyilik her şeyi iyileştirir.
yol üstünde hayal kamplarında
kırılan her şey halı altına süpürüldü.
<<< Kendimi Aldım Karşıma Sohbet Ediyorum >>>
1. Bölüm
doğduğumuz toprakların, Atalarımızın edindikleri deneyimlerin, çevresel kültürün bilerek ya da bilmeyerek lakin o dönemin şartlarıyla ve bilgileriyle doğan Çocuklarız.
kimimiz orkideli şehirler de parkeler de, kimimiz doğanın koynunda yeşilliklerle, kimimiz gecenin siyah karanlığında bir kuytuya saklanarak hıçkırıklarının duyulmasından korkarak büyüttü adımlarını.
buraya kadar her şey normal. ruhlarımızın yaşam yolculuğunda deneyimlemesi ve bu yolculukta farkındalıklara ulaşması gerekiyordu.
ne ben orkideli şehirde ki parkelerde elimle oyuncağımla koşacaktım, ne de o bulaşıkları yıkamak için mahallenin ötesinden suyu taşırken yarısına kadar dökülmüş olarak eve getirecekti.
hele ki;
hele ki gecenin karanlığında hıçkırıklarla ağlayan o Çocuğun oraya geliş planı oluşturulması için acıklı bir hikaye seçilmişti deneyimlemesi için.
insandım ve kalbim vardı, o Çocuk ve o Çocuklar için, içim parçalana parçalana uyumadığım geceler çoğalıyordu günden güne. kızıyordum anne ve babasına, bir anne, baba eğer böyle yaparsa yabancı insanlar onlar için neler yapmazdı.
şu an nereye bağlayacağımı ya da nasıl devam edeceğim konusunda tutuldum.... Çocuklar bende hep böyle etki yapmakta, aslında sevginin olduğu yerde sevgisizliği yaşamak durumunda kalanlar için bu durum oluyor.
yazmak için yazmadım hiç bir zaman, şimdide aklıma gelmeyen satırlara devam etmeyeceğim.
vakti geldiğinde burada olacağım.!
Eylül'de ölmek zor anne.!
?si=5U0O_JeJGX5dJKpw
kış gelince, gölge veren ağaç unutulurmuş,
bir çok sey gibi, çokça bir çok şey gibi.
fakat desem ki;
sen HARIÇ.!
bilirim, sen benim yüreğimin içine düşen en büyük imtihansın.
duam o dur ki;
mükafatım olasın.!
hoş geldin Eylül...
sevgili Allah'ım, şimdiye kadar geçirdiğim ilkleri yaşadığım en güzel Eylül olsun, bolluk, bereketiyle, sevgisiyle, şifalandırarak
gelsin...bana hizmet etmeyen her şeyi Eylül'de serbest bırakmamı sağla.
teşekkür ederim, öyledir de, öylede oldu, şükürler olsun.
hoş geldin Eylül, hoşda kal...
saçma sapan sabah programları izlemek yerine, Çocuklarına sevgi ve ilgi gösterse ebeveynler, dışarıda bir çok psikoloji ve sosyoloji alanlarından mezun olan pırıl pırıl gençleri yerleştirsek kamuya, aşılar gibi takip edilse aileler de, rehberlik verilse ihtiyaç halinde nasıl olurdu?
harika olurdu.!
Çocuklar geleceğin toplumu, Yaşlılar ise geçmişin bilgesidir, o yüzden ki önemli ve değerlidir....
#şemsiyesizkalançocuklar #atalarımız #birçocukmutlutoplum