ipeksi bir özgürlüğe sahipken ayak tabanları keçeye dönmüş minik ayaklar vardı, gecelerin koynunda.... kimsesiz Çocuklar diye bilinir, şemsiyesiz kalan Çocuklar derim ben de onlara....
derine yuvarlama kahkahalarını Çocuk, sonrasında bulamıyorsun büyüdükçe onları..... ağız dolusu gül, güneşe doğru, kuşların kanatları kadar özgür ol, bağlarını hatırlayacak kadar aidiyet olsun düşüncelerinde.... sahada oyunla geçir, büyüyen adımlarını...
uç Çocuk, en yükseklere, beklendiğini bilerek dön sonra güvenle... sen sevil be Çocuk, savaşlardan uzak, kulaklarını tıkamadan korkulara, karanlıklara, bir o kadar sevilmemişliğe.
gül Çocuk bizlere inat, dünyaya inat, koş yalın ayak yağmurların altında, işte böyle, aferin... aferin sana.!
dünya ne acımasız bir yerdi ne de zor. hepimizin ayrı rolleri olduğu, tamamlaması gereken görevlerin bulunduğu bir yerdi....
Ve... bu dünyanın içinde bedenimizin deneyimlediği güzellikler ve güzel bulmadığımız şeyler vardı....bir gün bu yerden giderken orada da olmasına niyet ettiğim şükürleri kaydetmiştim bilinçaltıma.
yağmur yağsa, kuşlar uçsa ve incir olsa fena olmazdı ha... şansıma birde deniz varmış, o zaman ne özleyebilirdim ki senden başka.... beni bul orda da.!
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün Eskimeyen bir Çocuk elimden tutuyor şimdi İnsan yüzü güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde Şapşal martıların ağızlarından dinledim Üsküdar’da gün doğmuş dün sabah
Sevda dediğin nedir ki..? yabancı… Toprak değil bulut ol dağıma Susuz kaldım ölüyorum
Bu şehirde günler doğdu karanlıklar ardından Ya da gün doğuyordu içimde şehirler öldüğünde Sevda dediğin nedir ki..? yabancı… Toprak değil bulut ol dağıma Susuz kaldım ölüyorum
Kelimelerin tamamlayamadığı cümleler Anlamını yitirmiş gözkapaklarına asılı gün Kuru ekmeği hasrete banayım Sen ki sakallarının gülüşlerini gizleyemediği ,, esmer tenli yaratık.’’ ...................................
bir gün Evgeny konserindeyim, açık havada, sağ tarafımızda deniz, gökyüzü olabildiğince açık.
Ve...ben ömrümde ilk defa gökyüzünün, bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak, kımıldamadan durdum, dediği gibi Nazım'ın.
kapattım gözlerimi ve zihnimin parmaklarımı yönlendirmesine izin vererek birlikte çaldık, zaten bütün parçalarını biliyorum, piano çalmamış olsam da, gözlerimi açtığımda etrafıma yakın olan insanların bana baktığını gördüm, tebessümleriyle,
Evgeny' inin bende ki etkisi her zaman bu yönde ve iyi ki.!
diyeceğim o ki;
enstrümanlar parmakların dokunduğu, bir de ruhun hissettiği var.
ipeksi bir özgürlüğe sahipken ayak tabanları keçeye dönmüş minik ayaklar vardı, gecelerin koynunda.... kimsesiz Çocuklar diye bilinir, şemsiyesiz kalan Çocuklar derim ben de onlara....
derine yuvarlama kahkahalarını Çocuk, sonrasında bulamıyorsun büyüdükçe onları..... ağız dolusu gül, güneşe doğru, kuşların kanatları kadar özgür ol, bağlarını hatırlayacak kadar aidiyet olsun düşüncelerinde.... sahada oyunla geçir, büyüyen adımlarını...
uç Çocuk, en yükseklere,
beklendiğini bilerek dön sonra güvenle... sen sevil be Çocuk, savaşlardan uzak, kulaklarını tıkamadan korkulara, karanlıklara, bir o kadar sevilmemişliğe.
gül Çocuk bizlere inat, dünyaya inat, koş yalın ayak yağmurların altında, işte böyle, aferin... aferin sana.!
dünya ne acımasız bir yerdi ne de zor. hepimizin ayrı rolleri olduğu, tamamlaması gereken görevlerin bulunduğu bir yerdi....
Ve... bu dünyanın içinde bedenimizin deneyimlediği güzellikler ve güzel bulmadığımız şeyler vardı....bir gün bu yerden giderken orada da olmasına niyet ettiğim şükürleri kaydetmiştim bilinçaltıma.
yağmur yağsa, kuşlar uçsa ve incir olsa fena olmazdı ha... şansıma birde deniz varmış, o zaman ne özleyebilirdim ki senden başka.... beni bul orda da.!
not: yanında tarçın olsun mutlaka...
,, La Tahzen İnnallahe Meana '' yı baş ucu yapan kalpleri Rabbim korusun kollasın....
ALP DAĞLARI
Ezan sesiyle söylenen en güzel isim senin adın
Görmeni isterdim bir mucizeye bakar gibi sana baktığımı
Takvim yaprağı sen diyorken.
Sana püfür püfür rüzgarlar getireceğim Alp dağlarından.
DİLSİZ KELİMELER
Özlemek mi diyorlar?
Kemikleri eriten bu yangına
Sensizliğin gölgesi düştü bak yine yeryüzüne.
Güneş doğuyor tüm karanlığın ardından
Ben ise yokluğun değdikçe buz kesiliyorum
Pırıltılı dünyanın içinde.
Ayrılıkların nefret üzerine kurulduğu bu sistemin içinde
O kadar kötü biri miydi Tanrım duaların kabul olmadığı
Aşkın masumluğuna bulaşmışlığında.
, Orkideli Şehrin Turuncu Gün Batımı "
Sana orkideli şehrin turuncu gün batımlarından sesleniyorum
Gelincik bahçelerini hatırlattı ağız dolusu gülüşün
Eskimeyen bir Çocuk elimden tutuyor şimdi
İnsan yüzü güneşten daha nasıl güzel doğar bir gülüş içinde
Şapşal martıların ağızlarından dinledim
Üsküdar’da gün doğmuş dün sabah
Sevda dediğin nedir ki..? yabancı…
Toprak değil bulut ol dağıma
Susuz kaldım ölüyorum
Bu şehirde günler doğdu karanlıklar ardından
Ya da gün doğuyordu içimde şehirler öldüğünde
Sevda dediğin nedir ki..? yabancı…
Toprak değil bulut ol dağıma
Susuz kaldım ölüyorum
Bitmeyesi mucizem
Turkuaz gülüşlerin hırçın dalgaların arasında
Sen geldiğin zamanlar, sokağımıza maviler yağdı
Çeşit çeşit kuşlar uçtu
Gülüşün kadar gökyüzü, seni sevdiğim zamanlar.
BEYAZIMSI KALP SESLENİŞ 1
SEN Kİ
Kelimelerin tamamlayamadığı cümleler
Anlamını yitirmiş gözkapaklarına asılı gün
Kuru ekmeği hasrete banayım
Sen ki sakallarının gülüşlerini gizleyemediği ,, esmer tenli yaratık.’’
...................................
bir gün Evgeny konserindeyim, açık havada, sağ tarafımızda deniz, gökyüzü olabildiğince açık.
Ve...ben ömrümde ilk defa gökyüzünün, bu kadar benden uzak, bu kadar mavi, bu kadar geniş olduğuna şaşarak, kımıldamadan durdum, dediği gibi Nazım'ın.
kapattım gözlerimi ve zihnimin parmaklarımı yönlendirmesine izin vererek birlikte çaldık, zaten bütün parçalarını biliyorum, piano çalmamış olsam da, gözlerimi açtığımda etrafıma yakın olan insanların bana baktığını gördüm, tebessümleriyle,
Evgeny' inin bende ki etkisi her zaman bu yönde ve iyi ki.!
diyeceğim o ki;
enstrümanlar parmakların dokunduğu, bir de ruhun hissettiği var.