Mevsimler değişip zamanın sevgisi unutulur Hayatın dört bir yanı , Çocukluk hepsi yitip gitti Tozlu dumanlı masal kitapları Bırakın yağsın güneş yeryüzünü ısıtsın Oyuncaklarımızın çığlıkları kalsın kalbimizde Hayat boşaldı bu sokaklarda Büyüdük yukarı ve bu yerlerden ayrıldı Sabır sadece kalplerimiz şarkı söylemek için kaldı..
Senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı. Senden sonra çok yağmur yağdı
Bir Ayağım Cennette Bir ayağım cennette, durup Bakıyorum karşı kıyıya. Dünyada koca gün sona ermek üzere, Ama ne garip ektiğimiz şu tarlalar Sevginin ve nefretin tohumlarıyla. Zamanın emeğine rahat vermiyor zaman, Hiçbir şey ayıramıyor artık Buğdayla burçağı yan yana biten. Saplara sessizce dolanan O süs otları; bunlar bizim işte. Kötülükle iyilik yan yana Hasadını toplayacağımız Hayır ve günah tarlalarında.
Gene de cennetten sürüyor kök Başlayan gün gibi tertemiz. Zaman’toplayıp yemişlerini Yakıyor o ilk yaprağı Korkunun, acının biçiminde Kış yollarında uçuşan. Ama aç tarlayla kararmış ağaç Çiçek açıyor bilinmeyen cennette. Acının, iyiliğin tomurcukları Yalnız bu karanlık tarlalarda açıyor. Cennet nasıl bilebilir Umudu ve inancı, acıma ve sevgiyi Gömülü kalmışsa hep Bellek buluncaya dek kendi definesini? Cennette hiç bu garip mutluluklar Yağmaz şu bulutlu göklerden.
Ey, muztarip kalbim!
Ey, uykusu derin!
Düşün
Eski bir şarkıydı olanlar..
.
Mevsimler değişip zamanın sevgisi unutulur Hayatın dört bir yanı , Çocukluk hepsi yitip gitti Tozlu dumanlı masal kitapları Bırakın yağsın güneş yeryüzünü ısıtsın Oyuncaklarımızın çığlıkları kalsın kalbimizde Hayat boşaldı bu sokaklarda Büyüdük yukarı ve bu yerlerden ayrıldı Sabır sadece kalplerimiz şarkı söylemek için kaldı..
Bir serçe kuşuna ev sahiplik etti kalbim
Ne kapılarımı kapatıp hapsetmeye el verir yüreğim
Ne de bırakıp gitmesine hazır değil ellerim…
Azad Penaber
Çünkü,
Haritalara baktım, hiçbirinde evin yok. Ansiklopedilere baktım, hiçbirinde resmin yok. Sözlüklere baktım, hiçbirinde ismin yok. Aynada kendime baktım, seni gördüm. Benden başka yerin yok.
{ . . < 3 . . }
... aynı yel değirmeninin dönmeyen kanatlarıyız biz, adsız bir rüzgâra asılı, havadan koparılmış bir soluk, yeniden havaya dönüşen.
Michael Hülse
YOKLUĞUN, CEHENNEMİN DİĞER ADIDIR
ÜŞÜYORUM, KAPATMA GÖZLERİNİ
Senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı.
Senden sonra çok yağmur yağdı
K.S
Bir Ayağım Cennette
Bir ayağım cennette, durup
Bakıyorum karşı kıyıya.
Dünyada koca gün sona ermek üzere,
Ama ne garip ektiğimiz şu tarlalar
Sevginin ve nefretin tohumlarıyla.
Zamanın emeğine rahat vermiyor zaman,
Hiçbir şey ayıramıyor artık
Buğdayla burçağı yan yana biten.
Saplara sessizce dolanan
O süs otları; bunlar bizim işte.
Kötülükle iyilik yan yana
Hasadını toplayacağımız
Hayır ve günah tarlalarında.
Gene de cennetten sürüyor kök
Başlayan gün gibi tertemiz.
Zaman’toplayıp yemişlerini
Yakıyor o ilk yaprağı
Korkunun, acının biçiminde
Kış yollarında uçuşan.
Ama aç tarlayla kararmış ağaç
Çiçek açıyor bilinmeyen cennette.
Acının, iyiliğin tomurcukları
Yalnız bu karanlık tarlalarda açıyor.
Cennet nasıl bilebilir
Umudu ve inancı, acıma ve sevgiyi
Gömülü kalmışsa hep
Bellek buluncaya dek kendi definesini?
Cennette hiç bu garip mutluluklar
Yağmaz şu bulutlu göklerden.
Edwin Muir