Güven. / İt. " La vita è un viaggio e ogni passo conta. Anche nei momenti più bui, la fiducia in te stesso é la luce che ti guiderà. Non importa quanto sia difficile, tu hai il potere di superare ogni ostacolo". ( Hayat bir yolculuktur ve her adım önemlidir. En karanlık anlarda bile kendinize güvenmek size yol gösterecek ışıktır. Ne kadar zor olursa olsun her engeli aşabilecek güce sahipsiniz).
Muhtemelen, büyük olasılıkla, galiba. / İng. You know mimosas getting ready probably didn't help why people didn't react? (Mimozaların hazırlanmasının insanların neden tepki vermediğini muhtemelen çözemediğini biliyor musun?)
Başı dönen, şaşkın, sersemlemiş. / İng. She was kind of dizzy, but it was, like one of the hottest days in May. (Biraz başı dönüyordu ama Mayıs ayının en sıcak günlerinden biriydi).
Güven. / İt.
" La vita è un viaggio e ogni passo conta. Anche nei momenti più bui, la fiducia in te stesso é la luce che ti guiderà.
Non importa quanto sia difficile, tu hai il potere di superare ogni ostacolo".
( Hayat bir yolculuktur ve her adım önemlidir. En karanlık anlarda bile kendinize güvenmek size yol gösterecek ışıktır. Ne kadar zor olursa olsun her engeli aşabilecek güce sahipsiniz).
Abbassa la voce: Sesini alçalt, sesini yükseltme. / İt.
İlgi, dikkat, itina. / İng.
She had to be the center of attention at the wedding.(Düğünde ilgi odağı olmak zorundaydı.)
Muhtemelen, büyük olasılıkla, galiba. / İng.
You know mimosas getting ready probably didn't help why people didn't react? (Mimozaların hazırlanmasının insanların neden tepki vermediğini muhtemelen çözemediğini biliyor musun?)
Başı dönen, şaşkın, sersemlemiş. / İng.
She was kind of dizzy, but it was, like one of the hottest days in May. (Biraz başı dönüyordu ama Mayıs ayının en sıcak günlerinden biriydi).
Mahvetmek, bozmak, iflas, mahvoluş. / İng.
Sister ruins my wedding.She had to be the center of attention at the wedding
Günler geçtikçe Atatürk yaşanılan çağın hep yüz yıl ilerisine gidiyor. Yüz yıl sonra bir bakacaksınız o yine yüz yıl ileride.
Sahip olmak.
Yo cuando tenga un hijo (İsp.)
İlham verici düşünceler. / İng.
Düşünce, düşünme. / İng.
I have had much time for thought as I lay alone in my room (Odamda yalnız yatarken düşünmek için çok zamanım oldu)