vapura vuran her dalga aslında seni taşısın bana, eminönünden üsküdar’a geçerken.. kız kulesi boynunu bükmüş, biz yokuz diye.. el ele birlikte turlamalıyız üsküdarı.. fethi paşa korusunun yokuşlarında ket nefes kalsak ta sevincimizi yansıtmalıyız yarı yeşil, yarı sarı yapraklara.. vee çaylarımızı içerken boğaza karşı, gözlerindeki ışıltı sirayet etmeli ruhumun derinliklerine..
balcalı kampüsten barajı seyrederken mis gibi çam havasını içime içime çekmek.. akıl havai, hayaller pembe, düşünceler şen.. barajın maviliğinin ruhlara da yansıması, acemi adımlar.. vee dillerde sezen’in adı bende saklısı.. e iştee, geçmiş zaman olur ki hayali bile cihan değer..
Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Kalp ki maddeden öte mânâ, dikenden öte gül-i rânâ… Sula sevgili sûfî, sula Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yoklukla sula Sonrası bekâ… Sonrası sıla.....
şehirleri sadece bina yığınlarından ibaret mi sanırız..? var onların da kendilerine göre ruhları, duyguları.. şehirlerdir kii maziyi, müstakbel an-ları ve geleceği yaşatır bize. Kahire’nin avazında göz yaşı dökerken, Cordoba’da gemileri yakar, Bağdat’da gül kokusundan mest olur, Bursa’da hüzün ve sevinci aynı anda yaşar... yürürüz tarihin ayak izlerinde yeniden, İstanbul’un asaletinde..
Gıcık ya da sempatik olmak.. kime göre / neye göre? Boş ver diyip kaale almamak mümkün, klavyenin buna itirazı yok.. Her şeyi anlamlandırmamalı belki de. hem gardımızı almaya da gerek yok.. Konuşmayı henüz sökememiş çocuk gibi ağzı laf dolu olsa da iyidir iyii.. kafadengidir, kibar ve naziktir her dem. :))) Amaa bu hali bile tek ayak üstünde durmak cezasını kaldırmayacak :)))
ne dediysen öyledir bildik… ne söylediysen doğrudur dedik. mükemmel olmanın kolaylığını sana bırakıp, biz sıradanlığın zorluğunu seçtik :) zamansızlık senin, mekansızlık bizim olsun dedik :)
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz. Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak… Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar. Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen..
vapura vuran her dalga aslında seni taşısın bana, eminönünden üsküdar’a geçerken..
kız kulesi boynunu bükmüş, biz yokuz diye..
el ele birlikte turlamalıyız üsküdarı..
fethi paşa korusunun yokuşlarında ket nefes kalsak ta sevincimizi yansıtmalıyız yarı yeşil, yarı sarı yapraklara..
vee çaylarımızı içerken boğaza karşı, gözlerindeki ışıltı sirayet etmeli ruhumun derinliklerine..
balcalı kampüsten barajı seyrederken mis gibi çam havasını içime içime çekmek..
akıl havai, hayaller pembe, düşünceler şen..
barajın maviliğinin ruhlara da yansıması, acemi adımlar..
vee dillerde sezen’in adı bende saklısı..
e iştee, geçmiş zaman olur ki hayali bile cihan değer..
Kalbine iyi bak sevgili sûfî…
Kalp ki maddeden öte mânâ, dikenden öte gül-i rânâ…
Sula sevgili sûfî, sula
Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yoklukla sula
Sonrası bekâ…
Sonrası sıla.....
hele de hocası..
insanın içine ‘fitne’ düşüren cinsten :))
şehirleri sadece bina yığınlarından ibaret mi sanırız..?
var onların da kendilerine göre ruhları, duyguları..
şehirlerdir kii maziyi, müstakbel an-ları ve geleceği yaşatır bize.
Kahire’nin avazında göz yaşı dökerken, Cordoba’da gemileri yakar, Bağdat’da gül kokusundan mest olur, Bursa’da hüzün ve sevinci aynı anda yaşar...
yürürüz tarihin ayak izlerinde yeniden, İstanbul’un asaletinde..
Gıcık ya da sempatik olmak.. kime göre / neye göre?
Boş ver diyip kaale almamak mümkün, klavyenin buna itirazı yok..
Her şeyi anlamlandırmamalı belki de. hem gardımızı almaya da gerek yok..
Konuşmayı henüz sökememiş çocuk gibi ağzı laf dolu olsa da iyidir iyii..
kafadengidir, kibar ve naziktir her dem. :)))
Amaa bu hali bile tek ayak üstünde durmak cezasını kaldırmayacak :)))
insanın, özgürlüğünü ‘tam manasıyla’ kullanabildiği tek konudur belki…
‘’o köşe '' sakini.. şeeyy bir süredir kendisinden haber alamadım da…
hissediliyor yokluğuu :)
ne dediysen öyledir bildik…
ne söylediysen doğrudur dedik.
mükemmel olmanın kolaylığını sana bırakıp, biz sıradanlığın zorluğunu seçtik :)
zamansızlık senin,
mekansızlık bizim olsun dedik :)
Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz.
Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak…
Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar.
Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen..