Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • hülyaya dalmak06.04.2017 - 11:21

    bana birseyler söyle... çiçeklenen erik dali gibi, kiraz dali gibi... pinar basindaki akan su gibi

  • mevsim bahar05.04.2017 - 22:47

    içime de gelse

  • Sonra dedim ki05.04.2017 - 18:55

    h. ergulenin üzgün kediler gazeliyim... nurullah gencin erzurum garı... necip fazılin kaldirimlari... didem madakin ahı...

  • Sonra dedim ki05.04.2017 - 00:09



    Yarın gece gideceğim bu kentten
    Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
    Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
    Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri

    Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
    Sesimde anıların sessizliği

    İçimde acıyla yürüyorum yolları
    Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
    Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
    Kimse karşılamasın istasyonlarda beni

    Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
    Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
    Ardımda usulca akan küçücük sular
    Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa

    Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
    Sesimde anıların sessizliği

    Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
    Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
    Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
    Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı
    Haydar Ergülen

  • Nerde O Yeminler05.04.2017 - 00:05

    mideme oturdular ama napiiim çayda boş içilmiyordu

  • Birine Seslenin04.04.2017 - 20:57

    Merhaba

  • bir öküzün döngüsel hareketleri04.04.2017 - 20:30

    hayatım circle :)

  • Mazi Kalbimde Yaradır04.04.2017 - 20:22

    Bir İkindi Rüyasıydı İstanbul… Bende Hâlâ Kerâhat Vakti Sersemliği…

    Ruhum kaç yokoluş saydı zamanın kirli aynasında. Aşkı bulanlar, aşkla dolanlar, aşk olanlar, aşığım sananlar, aşk yoluna kurban olanlar…

    Bak aynaya, perişandır şimdi, utanıyordur, sıkılıyordur sakladığı sırlardan. Utanıp seni gösteriyordur suçlu. Sen iyisi mi bana sor sevdayı. Yalnızlıktan dem tutmuş, sevgisizlikten yosunlaşmış yürekleriyle siyah gözlüklü adamlar anlatamaz hiç bir şey. Anlatttıkları azğılarıyla çıkardıkları gürültü sigasından cümle bozması laf salataları olur. Şimdi sen sus ve dinle…

    Aşksızlıktan beton kesilen İstanbul’u da bana sor. Ne zamanki insan gözyaşlarını kaybetti, su arar oldu boğazın kenarında… Ne zamanki sevgiyi sokak çocuklarının elinden elma şekeri gibi kaçırıp, çöp kenarındaki kedilere paylaştırır oldu insan… Bir gülün kokusunu bile parayla satın alır oldu… Ne zamanki her şey bir şey oldu… Ve ne zamanki insan yoksunluğundan yüreğindeki aşkını satar oldu, işte her ne olduysa o zaman oldu.

    Küskün yüreklerimiz, silik sevgilerimiz, buğulu akıllarımız, körelmiş duygularımız, kaybolmuş hayallerimiz ve nasırlaşmış benliğimizin anıtı olarak diktik bu şehri, hayal şehri İstanbul’un üzerine. İstanbul’u katlettik ve gömdük bu anıtın altına.

    Sor hal-i perşanımı, hicranımı önce Sultanahmet’e sor. Güvercin gerdanında asılı aşkları kalmadı … Bir ikindi rüyasıydı İstanbul… Ve ben de hala kerahat sersemliği…

  • Yeni Antoloji04.04.2017 - 20:19

    yalnış farketmediysem bay baş baykuş bey, ofline üyeler antolojiye girdiklerinde popüler uyelerde gözüküyorlar hem de online olmadan

  • Yeni Antoloji04.04.2017 - 12:56

    online olmayan uyelerde artık sobeleniyor:)) seviliyorsun antoloji... demek siteye girdin oooo online olmasanda gördüm diyorum