Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • sakıp sabancı06.04.2004 - 16:56

    vergiden döneniiiin gasugu girilsuuun...

  • saçma şarkı sözleri06.04.2004 - 16:52

    minareden at beni
    in asagi tut beni? !
    ........
    dam üstünde un eler
    tombul tombul memeler? !

  • ölüm28.03.2004 - 15:21

    belki 5 dakika sonra yakalayacak bizi.. belki daha önce.. ama mutlaka yakalayacak..
    toprak olmak ne garip sey anne!

  • türban14.03.2004 - 02:47

    Kadinin örtünmesi (tessetür, tahaccüb) Allahin emridir’ diyenler,
    iddialarina kanit olarak iki Kuran ayeti gösteririler: Nur 31, Ahzap 59.
    Misirl’li dincilerden Dr. Muhammad Ahmad al Muyassar 1995 yilinda
    yayimladigi ve el – Ezer üniversitenin cikardigi fetvalari kaynak olarak
    kullandigi ‘Islam anayasasi ‘ nin 14. maddesinde ‘devlet, kadinlarin
    saclarini örtemekle mükelleftir’ der.(1) Müellif, Iran ve Suudi
    Arabistan’daki ‘farkli uygulamalar’a dikkat cekmeyi de ihmal etmez:
    ’Gördügümüz gibi Iranda her alanda kadinlarla erkekler arasinda bir
    karisiklik (ihtilat: bir arada bulunma) vardir. Oysa Suudi Arabistan ‘da
    kadinlarin yüzleri genellikle örtülüdür. Fakat bunlar sonuca fer’i
    konulardir, özü degistirmez. Bunlar tartislabilir ve iclerinden uygun olani
    secilebilir’.(2)

    Konunun ne denli keyfi ve insan yorumu ürünü oldugu, bir el – Ezher
    fetvasinda tüm ciplakligiyla görülür. Ezher seyhi, ‘örtünen bir Müslüman
    kadininin yüzünü de bir nikapla (tül, pece) kapatmasi sartmidir, b,r erkek
    karisini is bosanma noktasina gelse dahi yüzünü örtmeye zorlayabilirmi? ’
    sorusuna su ilginc fetvayi veriyor:

    ‘Yüzünü örtmek, son derece güzel bir kadin icin farzdir. Zira böyle bir
    kadin, yüzünü gösterdiginde siddetli zararþ ari olan bir fitne kopar.
    Görünmesinden büyük bir fitnenin kopabilecegi orta güzellikte bir kadinin
    yüzünü örtmesi ise sünnettdir. Alimler bu görüstedirler. Son derece güzel
    bir kadini kocasinin yüzünü örtmeye zorlamaya hakki vardir. Zira bu onun bir
    hakkidir ve kiskanclik sarttir. Nitekim sözüne uymadigi takdirde onu
    dövebilir. Fakat kadin güzel degilse, yani yüzün örtülmesi sünnet degilse,
    gösterilmesinde bir zarar olmayacagi icin, kadin yüzünü örtmeyebilir,
    kocasinin bu husustaki emrine kulak asmayabilir.’(3)

    Cagdisi bir kafa ve fantazinin ürünü olan, fakat ‘Allah ‘in buyrugu’ olarak
    savunulan ‘tesettür’ün görüldügü gibi siniri belli degildir. Daha dogrusu,
    sinirlari belirleyen, Allah degil, O’nun adina ahkam kesen ‘ulema’dir.
    Asagida konuya iliskin ‘vahiy delili’ olarak aktarilan iki Kuran ayetinin
    klasik Kuran tefsirlerindeki yorumlarini ele alacak, dinciligin kaynaklarla
    nasil bir iliskide oldugunu gösterecegiz.

    I – ‘Örtünmek dinin emridir’ diyen cevreler, ‘din’ le seriati kastederler.
    Din’in bir adinin da seriat oldugunu bildiren klasik kaynaklar(4) , böyle
    böyle bir takiyyeyi hakli cikarabiliyor. Nitekim ‘Islam’ ve ‘Islam hukuku’
    terimlerinin de günümüzde seriat anlaminda kullanilmasi kural halini
    almistir.

    II – Kaynaklar Islam’in ve iman’in tarifini yaparlarken; tesettür’ü ne
    iman’in, ne de Islam’in sarti kilmislardir.(5)

    III – Tesettür’ün ‘dinin bir emri’ oldugunu kanitlamak amaciyla Kuran’dan
    iki sureye gönderme yapan cevreler, sadece sözkonusu ayetlerin tarihsel
    kontekstini göz ardi etmekle kalmiyor; bugüne dek anlami üzerinde bir
    uzlasma saglanamamis Kuran ifadelerinin belli cevrecelerele yapilan yorumu,
    ‘dinin emri’, ‘Allahin kelami’ olarak sunuyor. Bir baska ifadeyle, Kuran
    hükmü (nass) olarak sunulan, gercekte, 9 ila 14. Yüzyil Kuran
    müfessirlerinin – cogu kez birbiriyle celisen yorumlardir. Dolayisiyla,
    ‘tessetürün dinin emri’ oldugunu kanitlamak amaciyla kullanilan ayetlerde, -
    kimilerine göre pece, kimilerine göre türban olarak yorumlanan – khimar ve
    cilbab ile, neyin örtülmesi, neyin acikta kalabilecegi sorununda belirleyici
    olan ziyna ve awra sözcüklerinin anlami son derece tartismalidir ve saygin
    Kuran yorumlarinin hicbirinde konu aydinlatilmamistir.(6) Asagida sözde
    ‘tessetür’e iliskin iki Kuran ayetinin önce cevirilerini verecek, ardindan
    saygin Kuran tefsirlerindeki yorumlarini aktaracagiz.

    Nur 31:

    Mümin kadinlara da söyle: Gözlerini bakilmasi yasak olandan cevirsinler,
    IFFETLERINI de korusunlar. SÜSLERINI, kendiliginden görünen kismi müstesna
    acmasinlar. Basörtülerini yakalarinin üstüne salsinlar. Süslerini kocalari
    veya babalari veya kayinpederleri, veya ogullari veya kocalarinin ogullari
    veya kizkardeslerinin ogullari veya Müslüman kadinlari veya CARIYELERI veya
    erkekligi kalmamis hizmetciler, ya da kadinlarin mahrem yerlerini henüz
    anlamayan cocuklardan baskasina göstermesinlar. Gizlediklari süslerin
    bilinmesi icin AYAKLARINI YERE VURMASINLAR. Ey inananlar! Saadete ermeniz
    icin hepinizi tevbe ederek Allah’in hükümüne dönün.(7)

    Aktardigimiz tercüme, klasik dönem Kuran tefsirinin üzerinde ittifak
    saglanmamis yorumundan ibarettir. Ayette büyük harfler ile gösterdigimiz
    sözcükler a – hicbir Kuran tefsirinde aydinlatilmamsitir, b – ayetin günümüz
    ahlak anlayisi ve Türk töreleriyle alakasiz bir toplumda indigini
    göstermektedir. Örnegin ‘iffet’le cevrilen sözcük Kuran metininde kadinin
    cinsel organi demek olan furuc’tur (tekili farc) . Ayetin bambaska bir
    toplumda indigini ele veren diger iki hussus ise, cariye sözcügü ve
    ‘ayaklarini yere vurmasinlar’ uyarisidir. Kastedilen, dönemin Arap
    toplumunda kadinlar arasinda yaygin olan ayak bilezigidir.(8) Tefsirlerde
    ‘süs’ün (ziyna) ne oldugu konusunda da tam bir kaos hakimdir. ‘Süs’ kimine
    göre sadece kadinin elbisesi (9) , kimine göre kadinin sürmesi, sac boyasi,
    yüzügü ve yüzü(10) , kimine göre sadeceyüzü ve elleri(11) , kimine göre
    gögüsü, saci ve ayak bilezigidir.(12)

    Burda ilginc olan, ayetin ‘hür kadinlar’la ‘cariyeler’i birbirinden
    ayirmasidir. Zira ’hür mümin kadinlarin tersine, cariyelerin gögüslerine,
    kalcalarina, bacaklarina v.s. bakmak caizdir’(13) . Hanefi bilgini Ebu Bekr
    el Cassas (ölümü 980) cok daha acik konusur: ‘Bu ayet kadin köleler icin
    gecerli olmayip sadece hür kadinlara hitap eder. Zira yabanci bir erkegin
    kadin kölenin (ama) , bacaklarina, kalcasina, sacina ve gögüsüne bakmasi
    caizdir.(14)

    Sacin örtülmesi, Müslüman hür kadinlar’i, köle kadinlardan ayirmak
    maksadiyla öngörüyor. Nitekim el – Cassas’in eserinde su satirlari okuyoruz:
    ‘Hz. Ömer cariyelere dayak atar ve onlara, ‘basinizi acin! Hür kadinlara
    benzemeye calismayin! ’ derdi’.(15)
    Rivayetlerde, ‘erkek kölenin de, efendisi hür kadinin sacina bakmasinin caiz
    oldugu’nu okuyoruz.(16)

    Kölelik, cariyelik kurumunun kalktigi, basini örtmeyen kadinlara, kizlara
    ‘hür olmadiklari icin’ sokak ortalarinda tecavüz etmenin yasak oldugu uygar
    ülkelerde yirmibirinci yüzyilda, Nur suresi 31. ayetini ‘Müslüman kadinlarin
    örtünme emri’ seklinde yorumlamak, uygarlik ve Kuran cehaletinden
    kaynaklansa gerek. Gelelim ‘tesettür’ baglaminda basvurulan ikinci ayete:

    Ahzab 59:

    Ey Peygamber! Eslerine, kizlarina ve müminlarin kadinlarina, disari cikarken
    üstlerine örtü
    Almalarini söyle; bu onlarin hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayi
    inciltilmemelerini daha iyi saglar. Allah bagislar ve merhamet eder.(17)

    Cevirideki ‘hür ve namuslu’ ifadesi, Kuran’ da gecmemektedir. Kuran sadece,
    ‘bu onlarin taninmalari ve böylece inciltilmemeleri icin daha iyidir’
    diyor.(18) Miladi 923’te vefat eden Ibn Cerir et – Taberi’ný n yorumu, dinci
    cevrelerin ikinci Kuran delilinin de günümüz icin gecerli olmadigini
    ispatliyor:
    ‘Yüce Allah, peygamberi Muhammed’e (SAV) diyor ki: Ey Peygamber!
    Eslerine,kizlarina ve inananlarin eslerine de ki, giyisilerinde köle
    kadinlara benzemesinler, herhangi bir ihtiyaclari icin evlerini
    terkettiklerinde saclarini, yüzlerini göstermesinler, tersine baslarina
    carsaflarini gecirsinler. Ta ki, onlara el veya dille satasmak isteyecek bir
    ahlaksiz, onlarin hür olduklarini görsün.’(19)

    Ibn Abbas, bu ayetin ‘inis sebebi’ olarak, hür kadin, cariye gibi giyinirdi,
    bunun üzerine Allah inananlarin kadinlarina, örtünmalerini emretti’
    diyor.(20) Katade’nin rivayeti, ayet,n indigi toplumun böyle bir uygulamayi
    zorunlu kildigini gösteriyor: ‘Köle bir kadin sokakta giderken, ona
    sarkintilik yaparlardi. Bunun üzerine Allah, hür kadinlara, kölelerden
    farkli giyinmelerini emretti.’(21) Ebu Salih’in rivayeti de ayni yöndedir:
    ‘Medine’de Peygamber’in esleri ve diger kadinlar geceleyin def – i hacet
    icin evlerinden ciktiklari vakit, yolda – gelen gecen kadinlara – laf atan,
    onlarla cilvelesmek isteyen erkekler olurdu. Bunun üzerine Allah bu ayeti
    indirdi ki, kimin hür kadin, kimin cariye oldugu anlasilsin.’(22)

    Dönemin Arap toplumunda cariyeler insan degil, mal sayildiklarindan,
    ugrayacaklari cinsel tacizin sadece mal üzerinden cezai yaptirirmi vardi. Bu
    durum, IX. Yüzyildan itibaren sekillenmeye baslayan seriat kaynaklarinda da
    degismeyecektir. Zemahseri’nin yorumu, ayetin, dönemin ahlak anlayisi ve
    sartlarinin tabi bir sonucu oldugunu ele veriyor:

    ‘Islam dini gelmeden önce, Arap toplumunda köle kadinlari hür kadinlardan
    ayirmak mümkün degildi. Kadinlar def – i hacet icin disariya hurmaliklara
    ciktiklarinda, gencler, haylazlik pesinde kosan adamlar, cariyedir diye hür
    kadinlara da ilisirler, sonra da ‘biz onun cariye oldugunu sandik’ derlerdi.
    Bunun üzerine hür ve Müslüman kadinlara, uzun sallara (rida) bürünmek,
    baslari ve yüzlari örtmek suretiyle cariyelerden farkli giyinmaleri
    emredildi ki, kimse onlara sulanmasin.’(23)

    Bununla birlikte Zemahseri, ‘hür kadinlar’in nerelerini, nasil örtmeleri
    konusunda farkli görüsleri oldugunu aktariyor. (24)

    El – Cassas’a göre de ayet sadece Peygamber’in esleri ve diger hür müslüman
    kadinlar icin indirilmistir. Köle kadinlar ne saclarini, ne de yüzlerini
    örteceklerdir. El – Cassas, Ibn el – Arabi’nin Nur suresi 31. ayeti
    yorumlarken aktardigi rivayete dikkatlari cekiyor:’Hz. Ömer (baslarini örten
    köle kadinlara) dayak atarken, ‘derhal basinizi acin, hür kadinlara
    benzemeye calismayin! ’derdi’.(25) Ayni rivayetin bir baska eserde: ‘Hz. Ömer
    örtünen, kapanan cariyelere dayak atar, onlara, ‘hür kadinlara mi benzemeye
    calisiyorsunuz? ’derdi’ versiyonuna rastliyoruz.(26)

    IV – Kadinlarin saclarini, kimi kez yüzlerini örtmeleri, Islam öncesi Arap
    toplumunda da rastlanan bir olgudur. Eski Arap siirinde, Islam öncesi Arap
    toplumunda ‘saygin sinif’lara mensup kadinlarin, kölelerle karistirilmamak
    icin ‘örtündükleri’ ne iliskin beyitler vardir.(27)

    V – ‘Örtünme’, Islam’dan cok önce, helenik Bizans toplumunda, Sasanilerde
    rastlanan bir olgudur. Antik Mesopotamya’da ‘saygin’ kadinlar, kendilerini
    köle ya da ahlakca ‘düsük’ kadinlardan ayirmak amaciyla örtünürlerdi. Hayat
    kadinlarinin baslarini ve saclarini örtmeleri yasakti. Keza Asur kanunlarina
    göre, köle kadinlarin saclarini örtmeleri cezai yaptirimlarla
    yasaklanmisti.(28) Hiristiyanligin ortaya ciktigi günlerde Musevi kadinlar
    baslarini ve yüzlerini örtüyorlardi: ‘Rebeka Ishak‘i görünce pecesini alip
    örtündü’(29) Eski Ahid’in Isaya ký tabý nda: ‘Rab o gün, bas sargilarini,
    atkilari kaldirip atacak’ deniyor.(30)

    Kadini fitne kaynagi ve erkekten düsük bir canli olarak gören anlayisa
    Pavlus’ta da rastþ iyoruz: ‘Fakat bilmenizi isterim ki, her erkegin basi
    Mesih’tir ve kadinin basi erkektir. Mesih’in basi ise Allah’tir. Basi örtülü
    olarak dua eden yahut peygamberlik eden her erkek, basini kücük düsürür.
    Fakat basi örtüsüz olarak dua eden yahut peygamberlik eden her kadin basini
    kücük düsürür. Cünkü eger kadin örtünmüyorsa, saci da kesilsin; fakat kadina
    sac kesmek yahut tras olmak ayip ise, örtünsün. Cünkü erkek, Allah’in sureti
    ve izzeti oldugu icin, basini örtmemelidir; fakat kadin erkegin izzetidir.
    Cünkü erkek kadindan degil, kadin erkekdendir. Cünki erkek kadin icin degil
    , kadin erkek icin yaratildi. Bunun icin melekler sebebinden kadin, basi
    üzerinde hakimiyet alametine malik olmalidir.’(31)

    Sonuc

    ‘Örtünmek Allah’in emridir’ diyen cevreler, ‘yasama mercii’ gibi kullanmaya
    yeltendikleri klasik Kuran tefsirlerini, fikih(seriat) kaynaklarini usulüne
    uygun anlamaktan aciz olduklari gibi, ‘dinin emri tessetür’e iliskin iki
    ayetin ilkin bagnaz hanbeli’hukukcusu’ Ibn al – Cavzi (ölümü 1201)
    tarafindan uydurulmustur (32) , 20. yüzyilda ise Suriye asilli seriatci
    Mustafa Galayani (33) , ardindan ‘Müslüman Kardesler’den Seyyid Kutb (34)
    (idam 1966) ve günümüzde de Suudi misyonerlerinden Mustafa as – Sabuni (35)
    tarafindan benimsenip propagandasi yapilan yorumunu savunmaktadirlar. En
    saygin Kuran tefsirlerinde dahi ‘kadinin örtünmesi Allah’in
    emridir’ifadesine rastlanmadigi gibi, rivayetlerden anlasilan, ‘ulema’nin
    keyfine ve zevkine göre farkli dönemlerde farkli hükümler yürüttügüdür.
    Kadinin yüzünü de örtmek gerekir diyen birkac ‘alim’ haric; günümüzden
    yüzyillarca önce yazilmis Kuran tefsirleri sadece sacin örtülmesinden
    bahsederler ve bunun dahi siniri belli degildir. Ilk bakista bu, kadinlarin
    basörtüsü takmalari gerektigi yönünde biranlayis gibi görülebilir. Oysa,
    burda belirleyici olan, (‘ulema’) ‘hüküm’ün(ün) sebeb(illet) idir.

    Vaktiyle – 7. Yüzyilda! – ‘Müslaman kadinlara’ a basörtüsü takmalari
    emri, onlari köle kadinlardan ve cariyelerden ayirmak, daha dogrusu
    ‘insanlar onlara, cariye ya da köledir diye cinsel tacizde bulunmasinlar’
    diye vaz edilmis olabilir. Gene vaktiyle vazedilmis ‘resim yasagi’ da bunun
    gibidir. Bu yasagin illeti de, insanlarin resmedilen seylere
    tapinabilecekleri endisesidir. Kaynaklar; ‘illet’in yok olan bir hükmü
    meydana getirebilecegini belirtirler. (36)
    Bunun tersi; bir hüküm, illetinin kalkmasiyla gecerliligini yitirecegidir.
    Nitekim, günümüzde kimse resimlere, fotograflara tapmadigindan, ‘resim
    yasagi’ ndan sözedebilecek tek akili basinda ‘alim’ yoktur. Ayni sekilde;
    köleleik, cariyelik kurumunun tarihe karistigi toplumlarda; hala 7. ila 14.
    yüzyil Arap toplumunda ‘cariye sanilip igfal edilmesinler’ düsüncesiyle ‘hür
    kadinlar’ i cariyelerden ayirmak amaciyla önermis – zamanin kosullarina göre
    rasyonel sayilabilecek – bir tedbiri, 1998yilinda ‘Allah’in buyrugu’ olarak
    savunmak, her seyden önce Kuran’ a ve Islam dinine hakarettir.

    Belli cikar cevrelerince propagandasi yapilan ‘ithal tessetür’ ün kaynagi
    Arap/fars dinciligi olmasina (37) ve en eski Arap kaynaklarinin, Türkün
    tarih ve geleneginde kadini kapatmak gibi bir adetin bulunmadigini
    bildirmesine karsin (38) , cagdas Arap yazarlarindan biri, ‘tessetürü’ ün
    Arap toplumuna Türkler tarafindan sokuldugunu iddia etmisti. (39) . Türkler
    hakkinda, ‘bas örtüsü namuslu kadinin sembolüdür’ diyen Alman oryantalisti
    Rita Breuer’in, Misirli, Iran’li dincilerle agiz birligi icinde, ‘türban
    Islam ký mliginin en önemli simgesidir’(40) diyebildigi, Die Zeit gibi saygin
    bir haftalik gazetenin üstelik ‘Türk dostu’ olarak tanitilan bas rektörü
    Theo Sommer’in ‘inanan Müslüman kadinin basörtüsü’nden sözedebildigi(41)
    hatirlanacak olursa, Dogu dincilerinin, batili dostlariyla birlikte, bir
    konuda daha uzlastiklarini
    ibretle kabul etmeliyiz.

  • uzaylı25.02.2004 - 17:04

    bütün insanlar... dünya uzayda degil mi?

  • cm25.02.2004 - 17:01

    centimeter

  • albert einstein24.02.2004 - 01:35

    su an yasadigim sehirde dogmus.

  • antakya24.02.2004 - 01:33

    farkli kökenden insanlarin baris icinde yasadigi özellikle avrupa ve hiristiyan alemi tarafindan taninmis örnek bir sehir.
    halki düsünce yapisi olarak bircok seyi asmis modern bir sehir.
    hakkinda arastirma yapmaya degecek ve bircok yönüyle türkiyenin diger sehirlerinden farkli bir sehir.

  • komünizm18.02.2004 - 00:46

    su ana kadar dünyanin hicbir yerinde tam olarak uygulanamadigi bir gercek. tabi su ana kadar uygulanamamis olmasi, uygulanabilecek bir sistem olmadigini beraberinde getiriyor. bu da benim fikrim..

  • ışık hızı17.02.2004 - 00:30

    yaklasik 300.000 km/sn