O kör hırpani kuyuların tel örgüsü kıyılarında O en ilkel duygunun sancısı Dokusu baharın, Kanın basınçla kalbe pompalayan öyküsü. Oysa bankamatik kabinlerinde uyumayı bekleyen Jelibon üzerindeki rujun bayat kokusu İsimsiz çocuklar kadar dışındaydık hayatın..
Bırakıp gittiğin zaman...dünya terk ediyor beni.. Bir garip duyguyla yapayalnız kalıyorum... Kuşkulu ikircikler içinde başlıyor bekleyişin işkencesi Hiçbir yere sığamıyorum..
Hele bir de uzadı mı arayışın... Unutulmak korkusuyla tedirgin..tükeniyor kalbimin direnci.. Aykırı sularda..çürük bir tekne gibi... Rüzgarını özlüyorum...
Tüberküloz.. Tıbbi özelliklere girmeyelim..zaten gereken yazılmış.. çizilmiş...
Eski türk filmlerinin vaz geçilmez hastalığı... Genç kadının bir gün öksürürken mendilinde kan görmesiyle fark edilir..ve 3 aylık ömrü olduğu söylenir...:=))
Kroniktir.. Tedavisi uzun ve meşakkatli olmasına rağmen..günümüzde mümkündür...
ameliyathanenin kapısındayım.. üzerimde yeşiller.. maskem, bonem..hepsi yeşil... bir tek steril eldivenlerim beyazlar... elimdeki minik yenidoğan ambusu bile yeşil... entübasyon malzemelerim...ısıtılmış transport küvezim ve acil müdahale aksamlarım....aspirasyon tüpüm...hepsi nedense YEŞİL.....
içeriye girer girmez kadın doğum uzmanı arkadaşlar ve sağlık ekibini selamlıyorum hemşiremle birlikte.... anestezi uzmanı arkadaşı da... hazır mıyız? ..diye soruyorum. biz pediatri ekibi hazırız diyorum...ve problemleri sorguluyorum.. ikiz mi? ...ek hazırlık gerekir mi? eklemsi veya preeklemsi durumu var mı? ..(gebelik hipertansiyonu ve komplikasyonlarla giden bir durum bu-sonuç ağır nöbetlere (seizures) varabiliyor) veya intrauterin saptanmış bir malformasyon var mı? (nöral tüp defekti gibi) veya prematürite var mı? yokmuş..derin bir nefes alıyorum...
ve kulağım ameliyat masasında...gözümse kadın doğumcu arkadaşın elinde... ^^doğarken ağladı insan, bu son olsun mu son? ^^ diye bir şarkı vardır... oysa insanlar ilk ağlamanın aldığın ilk nefesin habercisi olduğunu bilmezler çoğu zaman...oysa bizler nasıl da bekleriz o minik çığlığı...ve sıhhat belirtisini...
I.BÖLÜM
işte...duyuyorum.... bebek ağladı...hemşiremle gözgöze geldik...gülümsüyoruz... işimiz biraz solunumunu düzenleyip, bebek sevmek olacak diye düşünüp gülen gözlerle biribirimize bakıyoruz. pembe bir mahlukat geliyor elime yeşiller içinde... ^^DÜNYAMIZA HOŞGELDİN BEBEK^^..diyorum...
o kadar mutluyum ki... anne olmuşçasına.. o kadar güzel ki...pembecik... minik parmaklarını bir görsen...biraz da yakalama reflexleri var serde... bak kavradı hemen parmağımı...gördün mü? böyle güzel bir mucize olabilir mi? ne kadar güzel nefes alıyor...minik hareketlerle.. kalbini de dinledik..üfürüm de yok..(kalp delik değil) genel fizik muayenesi de tamam... sağlıklı bir bebek...
^^ewt hemşiranım..annesine verebiliriz sezeryandan çıkınca... sıcak tutun, hipotermiye girmesin... anne sütü geç gelir şimdi.. adapte bir mamayla beslemeye başlayalım.. aç kalıp da hipoglisemiye girmesin...^^
ve kadın doğum ekibini selamlıyorum.... size kolay gelsin...bebeği teslim ettik.. biz ayrılıyoruz... yüzümde bir gülümsemeyle servisime doğru yürüyorum....
bebek 6 aylık..intrauterin ultrasonografik kilosu tahmini 800 gram... içimde bir korku...hemşirehanımla biribirimize bakıyoruz endişeli gözlerle..... ^^acaba o ilk ağlama...duyabilecek miyiz dersin? ^^ diyorum.. ^^bilemiyorum dr hanım^^ diyor özel eğitim almış hemşirem.
bir kat daha üzülüyorum.. Dua ediyorum içimden... Allah'ım ne olur....ne olur ağlasın....lütfen...
^^ses yok diyorum.. var da ben mi duyamıyorum yoksa...bebek çıkmış olmalıydı...^^
yeşiller içinde bir bebek getiriyor anestezi hemşiresi....mor... ısıtıcının altına yatırıyorum hemen.. ambuyu verin... ^^ewt güzel bebek.. hadi güzel bebek..ağla lütfen..^^
bekliyorum biraz..pembeleşti şimdi... hayır...solunum yok.. ambuya devam... ^^ambu oksijene bağlı değil mi? ...kontrol edelim bir daha..^^ ^^bağlı^^.. diyorlar.. sırtını sıvazlıyoruz bir yandan...taktil uyarı vermeye başlıyoruz... o kadar küçük ki.. akciğer bile yok.. iki küçük kanalikül var onun yerine... ^^kalbi dinletin bana... tamam... kalp 140.. ............................ entübasyon malzemelerini verin..endotrakeal tüpü de...entübe etmeliyiz.. nefes alamıyor kendi başına.. sürfaktan da gerekecek mutlaka..akciğerler kollabe olmuş..çok prematür.. aşağıyı arayın.. yenidoğan yogun bakımda bir ventilatör cihazı hazırlasınlar ve sürfaktan da...ve umblikal kateter de gerekecek.göbek kordonundan total parenteral nutrisyon vermeliyiz.^^
damar yolu açılamaz ki zaten... parmaklar kibrit çöpü gibi...ancak göbek kordonundan girersek damar yolu sağlarız.. ^^evet..hazırız di mi? ben ambuluyorum bir yandan..dikkatlice alalım transport küveze hemşire hanım..^^
o kadar minik ki...avucum kadar..800 gram sadece bu yavrucak....adı başında pre-matür...gelişmemiş...gelişememiş ki...
^^hadi gidelim...kalp ve solunum tamam..^^
yaşar mı acaba? ..diye sorduğunuzu duyar gibi oldum...
bilmiyorum... belki de aylarca takip edicez yogun bakım ünitinde.. belki taburcu etmek kısmet olmayacak.. bir dakika ayrılmayacağız başından günler ve gecelerce... belki de toparlar.. belki intrauterin gelişme geriliği varmıştır.... ayı bildiğimizden büyüktür belki..kilosu önemli değil..akciğerleri iyi olsun yeter.. anneye söyleyin anne sütünü biriktirsin... her cc si lazım olabilir belki... hadi yolu açın... servise gidiyoruz....
Sahillerimde ayak izlerin kalıyor. Ayak izlerin sıradan değil, biliyormusun? “Demek, sıradan olmayanların ayak izleri de sıradan olmuyormuş” diyorum. Ayak izlerini seviyorum! ..
Ve içimdeki deniz; yalayıp durmakta, sahilimde kalan öpülesi ayaklarının izlerini! .. Ve de usul usul sokulup, sana dokunup durmakta... Güneş vurmuş gibi kızarmış yanaklarını; utanmış olmalı, diyorum! .. Tek aşinası sensin kumsallarımın... Nedendir bilmem, senden başka kimsecikler uğramaz buralara. Ya da tek sana açılıyor bu sahilin kapıları. Ve de olanca güzelliği bir tek sana sunmakta...
Makuldür... Sabahın ilk saatleri bu. Gecelerim; koyu lacivert renklerinden ilk sana soyunmakta. Ve; günün ilk ışıklarıyla birlikte; hayalinin rengiyle bütünleşip, pastel tonların, muhayyilendeki tonunu kuşanmakta... Yosun kokuyor martıların sesleri! ..
İyi ki, varsın diyorum. Zira yokluğunda, fırtınalarım kum savururdu buralarda... İyi ya; ya senin içindeki denizden ne haber? O da beni gezdiriyor mu kıyılarında? Ve ayak izlerime ve bana dokunup duruyor mu? .. Gizli gizli okşuyor mu hayallimi? .. Ve; uyutuverecekmiş gibi bağrında beni, mahmurlaştırıyor mu senin gözlerin gibi benim gözlerimi? ..
Suss... Konuşma... Sen hep sus! .. kokusunu duyduğun yosunlar gibi sus! .. Martıları kim anladı bugüne kadar? Üstelik de çığlıkla anlattıklarının sırrına kim erdi? Ama, sabahın bu ilk saatlerinde, martılarımın ilk çığlığını, bir demet halinde, iyot kokan sahillerimin ilk sana duyurmakta... Yosun kokuyor martıların sesleri...
Ayak izlerine bitiyorum... Sularım çalkantıda!
Ayak izlerine doluyorum! Ayak izlerine bir sandal, iki de martı düşürüyorum.
Seni seviyorum...
Bu yosun kokuları hiç bitmesin... Ve sen; gönlümün kıyılarından hiç eksik olma diyorum!
Terledikçe açıl denizlerime, zira ihtiyacımsın... Mahrum kalmasın suyum tuzundan, mahrum kalmasın sahillerim ve yosunlarım kokusundan.
ayrıntılı bilgi için..
bknz..nedir.....magdalene sisters
O kör hırpani kuyuların tel örgüsü kıyılarında
O en ilkel duygunun sancısı
Dokusu baharın,
Kanın basınçla kalbe pompalayan öyküsü.
Oysa bankamatik kabinlerinde uyumayı bekleyen
Jelibon üzerindeki rujun bayat kokusu
İsimsiz çocuklar kadar dışındaydık hayatın..
GıCıK..
Bırakıp gittiğin zaman...dünya terk ediyor beni..
Bir garip duyguyla yapayalnız kalıyorum...
Kuşkulu ikircikler içinde başlıyor bekleyişin işkencesi
Hiçbir yere sığamıyorum..
Hele bir de uzadı mı arayışın...
Unutulmak korkusuyla tedirgin..tükeniyor kalbimin direnci..
Aykırı sularda..çürük bir tekne gibi...
Rüzgarını özlüyorum...
Alıntı..
Bir dahiydi..
Birkaç yıl daha yaşasaydı..şu an gelişmekte olan ülkeler değil...gelişmiş ülkeler sınıflaması içinde olacaktık...
Us..
bilye demek...
rengarenk ve keyifli bir çocuk oyunu...
genelde erkekler oynardı ama biz de onlardan eksik kalmazdık...
yıllarca sakladım misket dolu filemi..:=))
ütme terimini öğrenme nedenidir..misketler..:=))
ankara havası...
daracık duracık sokaklar
kızlar misket yuvarlar..
Tüberküloz..
Tıbbi özelliklere girmeyelim..zaten gereken yazılmış.. çizilmiş...
Eski türk filmlerinin vaz geçilmez hastalığı...
Genç kadının bir gün öksürürken mendilinde kan görmesiyle fark edilir..ve 3 aylık ömrü olduğu söylenir...:=))
Kroniktir..
Tedavisi uzun ve meşakkatli olmasına rağmen..günümüzde mümkündür...
DOĞUM..
ameliyathanenin kapısındayım..
üzerimde yeşiller..
maskem, bonem..hepsi yeşil...
bir tek steril eldivenlerim beyazlar...
elimdeki minik yenidoğan ambusu bile yeşil...
entübasyon malzemelerim...ısıtılmış transport küvezim ve acil müdahale aksamlarım....aspirasyon tüpüm...hepsi nedense YEŞİL.....
içeriye girer girmez kadın doğum uzmanı arkadaşlar ve sağlık ekibini selamlıyorum hemşiremle birlikte....
anestezi uzmanı arkadaşı da...
hazır mıyız? ..diye soruyorum.
biz pediatri ekibi hazırız diyorum...ve problemleri sorguluyorum..
ikiz mi? ...ek hazırlık gerekir mi?
eklemsi veya preeklemsi durumu var mı? ..(gebelik hipertansiyonu ve komplikasyonlarla giden bir durum bu-sonuç ağır nöbetlere (seizures) varabiliyor)
veya intrauterin saptanmış bir malformasyon var mı? (nöral tüp defekti gibi)
veya prematürite var mı?
yokmuş..derin bir nefes alıyorum...
ve kulağım ameliyat masasında...gözümse kadın doğumcu arkadaşın elinde...
^^doğarken ağladı insan, bu son olsun mu son? ^^ diye bir şarkı vardır...
oysa insanlar ilk ağlamanın aldığın ilk nefesin habercisi olduğunu bilmezler çoğu zaman...oysa bizler nasıl da bekleriz o minik çığlığı...ve sıhhat belirtisini...
I.BÖLÜM
işte...duyuyorum....
bebek ağladı...hemşiremle gözgöze geldik...gülümsüyoruz...
işimiz biraz solunumunu düzenleyip, bebek sevmek olacak diye düşünüp gülen gözlerle biribirimize bakıyoruz.
pembe bir mahlukat geliyor elime yeşiller içinde...
^^DÜNYAMIZA HOŞGELDİN BEBEK^^..diyorum...
o kadar mutluyum ki...
anne olmuşçasına..
o kadar güzel ki...pembecik...
minik parmaklarını bir görsen...biraz da yakalama reflexleri var serde...
bak kavradı hemen parmağımı...gördün mü?
böyle güzel bir mucize olabilir mi?
ne kadar güzel nefes alıyor...minik hareketlerle..
kalbini de dinledik..üfürüm de yok..(kalp delik değil)
genel fizik muayenesi de tamam...
sağlıklı bir bebek...
^^ewt hemşiranım..annesine verebiliriz sezeryandan çıkınca...
sıcak tutun, hipotermiye girmesin...
anne sütü geç gelir şimdi..
adapte bir mamayla beslemeye başlayalım..
aç kalıp da hipoglisemiye girmesin...^^
ve kadın doğum ekibini selamlıyorum....
size kolay gelsin...bebeği teslim ettik..
biz ayrılıyoruz...
yüzümde bir gülümsemeyle servisime doğru yürüyorum....
II.BÖLÜM
selamladım ekibi..
hazırım...
kulağım seste..
heyecanla bekliyorum...
bebek 6 aylık..intrauterin ultrasonografik kilosu tahmini 800 gram...
içimde bir korku...hemşirehanımla biribirimize bakıyoruz endişeli gözlerle.....
^^acaba o ilk ağlama...duyabilecek miyiz dersin? ^^ diyorum..
^^bilemiyorum dr hanım^^ diyor özel eğitim almış hemşirem.
bir kat daha üzülüyorum..
Dua ediyorum içimden...
Allah'ım ne olur....ne olur ağlasın....lütfen...
^^ses yok diyorum..
var da ben mi duyamıyorum yoksa...bebek çıkmış olmalıydı...^^
yeşiller içinde bir bebek getiriyor anestezi hemşiresi....mor...
ısıtıcının altına yatırıyorum hemen..
ambuyu verin...
^^ewt güzel bebek..
hadi güzel bebek..ağla lütfen..^^
bekliyorum biraz..pembeleşti şimdi...
hayır...solunum yok..
ambuya devam...
^^ambu oksijene bağlı değil mi? ...kontrol edelim bir daha..^^
^^bağlı^^.. diyorlar..
sırtını sıvazlıyoruz bir yandan...taktil uyarı vermeye başlıyoruz...
o kadar küçük ki..
akciğer bile yok..
iki küçük kanalikül var onun yerine...
^^kalbi dinletin bana...
tamam... kalp 140..
............................
entübasyon malzemelerini verin..endotrakeal tüpü de...entübe etmeliyiz..
nefes alamıyor kendi başına..
sürfaktan da gerekecek mutlaka..akciğerler kollabe olmuş..çok prematür..
aşağıyı arayın..
yenidoğan yogun bakımda bir ventilatör cihazı hazırlasınlar ve sürfaktan da...ve umblikal kateter de gerekecek.göbek kordonundan total parenteral nutrisyon vermeliyiz.^^
damar yolu açılamaz ki zaten...
parmaklar kibrit çöpü gibi...ancak göbek kordonundan girersek damar yolu sağlarız..
^^evet..hazırız di mi? ben ambuluyorum bir yandan..dikkatlice alalım transport küveze hemşire hanım..^^
o kadar minik ki...avucum kadar..800 gram sadece bu yavrucak....adı başında pre-matür...gelişmemiş...gelişememiş ki...
^^hadi gidelim...kalp ve solunum tamam..^^
yaşar mı acaba? ..diye sorduğunuzu duyar gibi oldum...
bilmiyorum...
belki de aylarca takip edicez yogun bakım ünitinde..
belki taburcu etmek kısmet olmayacak..
bir dakika ayrılmayacağız başından günler ve gecelerce...
belki de toparlar..
belki intrauterin gelişme geriliği varmıştır....
ayı bildiğimizden büyüktür belki..kilosu önemli değil..akciğerleri iyi olsun yeter..
anneye söyleyin anne sütünü biriktirsin...
her cc si lazım olabilir belki...
hadi yolu açın...
servise gidiyoruz....
yani bir meçhule gidiyoruz....
eternalflame/12 ekim 2003
Seni unutmadım tabii....
Gönlümün kıyılarına gezinip durmakta hayalin...
Sahillerimde ayak izlerin kalıyor.
Ayak izlerin sıradan değil, biliyormusun?
“Demek, sıradan olmayanların ayak izleri de sıradan olmuyormuş” diyorum.
Ayak izlerini seviyorum! ..
Ve içimdeki deniz; yalayıp durmakta, sahilimde kalan öpülesi ayaklarının izlerini! ..
Ve de usul usul sokulup, sana dokunup durmakta...
Güneş vurmuş gibi kızarmış yanaklarını; utanmış olmalı, diyorum! ..
Tek aşinası sensin kumsallarımın... Nedendir bilmem, senden başka kimsecikler uğramaz buralara.
Ya da tek sana açılıyor bu sahilin kapıları. Ve de olanca güzelliği bir tek sana sunmakta...
Makuldür...
Sabahın ilk saatleri bu.
Gecelerim; koyu lacivert renklerinden ilk sana soyunmakta. Ve; günün ilk ışıklarıyla birlikte; hayalinin rengiyle bütünleşip, pastel tonların, muhayyilendeki tonunu kuşanmakta...
Yosun kokuyor martıların sesleri! ..
İyi ki, varsın diyorum.
Zira yokluğunda, fırtınalarım kum savururdu buralarda...
İyi ya; ya senin içindeki denizden ne haber?
O da beni gezdiriyor mu kıyılarında?
Ve ayak izlerime ve bana dokunup duruyor mu? ..
Gizli gizli okşuyor mu hayallimi? ..
Ve; uyutuverecekmiş gibi bağrında beni, mahmurlaştırıyor mu senin gözlerin gibi benim gözlerimi? ..
Suss...
Konuşma...
Sen hep sus! .. kokusunu duyduğun yosunlar gibi sus! ..
Martıları kim anladı bugüne kadar?
Üstelik de çığlıkla anlattıklarının sırrına kim erdi?
Ama, sabahın bu ilk saatlerinde, martılarımın ilk çığlığını, bir demet halinde, iyot kokan sahillerimin ilk sana duyurmakta...
Yosun kokuyor martıların sesleri...
Ayak izlerine bitiyorum...
Sularım çalkantıda!
Ayak izlerine doluyorum!
Ayak izlerine bir sandal, iki de martı düşürüyorum.
Seni seviyorum...
Bu yosun kokuları hiç bitmesin...
Ve sen; gönlümün kıyılarından hiç eksik olma diyorum!
Terledikçe açıl denizlerime, zira ihtiyacımsın...
Mahrum kalmasın suyum tuzundan, mahrum kalmasın sahillerim ve yosunlarım kokusundan.
Esirgeme ayak izlerini sahillerimden.
Ayaklarını; izlerini, seviyorum! ..
Alıntı...