Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Selin Sonsuz
Selin Sonsuz

PRİMUM NON NOCERE....

  • gözyaşı23.06.2005 - 00:32

    BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR!


    Adam genç kadına seslendi:
    - Bana gözyaşı borcun var!

    Genç kadın sordu:
    - Nasıl öderim?

    Adam gözlerini kırptı;
    - Haydi gülümse!

    Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi.
    Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.

    Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde.
    İkisi de bahar kokuyordu...
    Biri ilkbahar, diğeri güz.

    Adam, seslendi yine;
    - Bana mutluluk borcun var!

    Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
    -Nasıl ödeyebilirim?

    Heyecanlandı adam
    - Haydi yat dizlerime!

    Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
    Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının.
    Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
    Çaresizliğini ördü sırasıra.
    Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam.
    Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı.
    Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
    Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.

    Genç kadının gözlerinin içine baktı;
    - Bana yürek borcun var!

    Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı.
    - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?

    Adam kollarını uzattı
    - Haydi tut ellerimi!

    Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın.
    Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
    Genç kadın gitmek üzereydi.

    Adam son kez seslendi;
    - Bana can borcun var!

    Kadın irkildi;
    - Can mı?

    Sigarasından derin bir nefes çekti adam;
    - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!

    Hoşuna gitti sözler kadının
    - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?

    Adam, biraz daha yaklaştı;
    - Yum gözlerini!

    Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
    Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu
    kadının titreyen dudaklarına.

    - Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...

    Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi;
    - Hayat öpücüğüydü!

    Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...

    Adam, şaşırdı;
    - Ya senin bu yaptığın neydi?

    Genç kadın kapıya yöneldi;
    - Veda öpücüğü!

    Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik
    ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.


    Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına.
    - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...

    Genç kadın sümbülleri aldı:
    - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!

    Adam sevindi:
    - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!

    Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam,
    - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!

    Haykırışı yağmura karıştı.
    Kadın, yağmuru hissetmeyen kalabalığa...

  • şimdi22.06.2005 - 23:59

    O şimdi ne yapıyor?
    Şu anda şimdi, şimdi, şimdi

    Evde mi, sokakta mı?
    Çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı?

    Kolunu kaldırmış olabilir mi, hey gülüm
    Beyaz kalın bileğini nasıl da çırçıplak eder bu hareketi

    O şimdi ne yapıyor
    Şu anda şimdi, şimdi, şimdi

    Belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor
    Belki de yürüyordur, adımını atmak üzeredir

    Her kara günümde onu bana
    Tıpış tıpış getiren sevgili
    Canımın içi ayaklar

    Ve ne düşünüyor, beni mi?
    Yoksa ne bileyim

    Fasulyenin neden
    Bir türlü pişmediğini mi?

    Yahut insanların çoğunun neden böyle
    Bedbaht olduğunu mu?

    O şimdi ne düşünüyor
    Şu anda şimdi, şimdi....

  • öylesine dalmak uzaklara22.06.2005 - 23:52

    Dalar gözlerim amansız boş uzanan hayal vadilerine.İçimi garip bir korku sarar,anlamların anlamsızlığını anlarım bir an.Küslüğüm başlar kendime,dalar gözlerim görmediklerime.Yalın kalır yağan yağmurun damlalarına karşı coşkum.Kilitlenir uzaklara gözlerim...Karmaşık duyguların yoğrulduğu gel – git lerle uğraşırım düşlerimi serdiğim derinliklerde.Ellerini uzatır hüzün, alır beni koynuna umarsızca.Gıdıklar ruhumu ince ince sızılar.Yağmura karışır hayallerim.Çıkmaz sokaklara dönüşürüm, hep yolun sonunda engellenen.Boğuk, iştahsız mırıltılara karışır seslerim.Hasrete yürürüm, damlacıklar buhar olur yüreğimde...

    Yollar çamur, yollar sessiz,yollar sensiz, yollar bensizdir hep.Her adımımda hissediyorum gece ayazını.Üzerimde yalnızlığın paltosu, gam yüklü ağır omuzlarım çekiliyor yere doğru.Ayaklarım sekiyor taşlara çarparak,inadına ıslanıyorum yağmurda.Ruhum okşanıyor serin sularda...Değişmiyor! yollar sessiz, yollar sensiz, yollar bensiz...Toprak kokusu sarmış etrafı.Yeşiller grileşmiş,betonlar yığılmış sağıma soluma, çamur örtmüş bütün günahları..

  • üç nokta22.06.2005 - 23:51

    Aynı dili konuşmamıza sebep güldüm yüzüne, gülecek mecalim yokken bıle!
    Sen ünlem dedin ben virgül dedim diye, sonuçsuz bır cümle kaldı geriye. Ben ortak noktamız olduğundan üç noktayı tercih ediyorum. Şairlerin yalnızlığını tadıyorum, kalabalıklar içindeki yalnızlık...

    Hayat, sonu bilinmeyen cümlelerin sonuna konan üç nokta gibi devam ediyor ve sonunu tam olarak bilemiyoruz..
    .

  • akut22.06.2005 - 23:43

    acute...henüz meydana gelmiş anlamını taşır..
    kronik tabirinin opposite karşılığı...

  • İhtİşam22.06.2005 - 23:39

    tüm...muHTeŞemliğiyle..

    Arapçada kelime içindeki sessiz harfleri kullanarak birden çok kelime(aynı manada) üretmek mümkün...
    ayrıntılar Laedri Usta'ya havale..

  • kahve ve sigara22.06.2005 - 23:36

    biribirinin dostu...

  • unutmadım seni22.06.2005 - 01:00

    unuttuktan sonra işe yarayacak güzel bir gönül alma sözü..
    oysaki...:=))

  • maksat22.06.2005 - 00:59

    amaç..

  • bağnaz22.06.2005 - 00:58

    tutucu..