Şu göz ki hep seni gördü,
Senden ayrı görmez evi.
Âşık yapar gönül harcı,
Döksen tutar tüm cihanı.
Kudret şanın içim yakar,
Gurbet çaldı kapımı, yastığa uzandı
Kocaman açıldı çarşaf, acı bir ses haykırdı.
Ötekinin mendilinde saklı kaldı veda,
Solmuş bir yemeninin rengindeydi hüzün.
Gün karası çöktü örtünün üzerine.
Gönül karası etrafında
Döndüm sabaha kadar.
Nice can gelip geçti de
Gözüm bana perdedar.
Akşam vardım payitahta;
Girdim elli yaşına, ışık söndü.
Çıktım ağaca, düştüm aşağıya.
Uzandı gönlüm, boyandı kızıla.
Canım şenlik yerinde aşka yandı.
Sardı etrafımı takkesiz cambaz.
Kâl bilinme, hâl silinme,
Tercih vardır bizim dilde.
Sen istersen sözün diker,
İğne iplik yoktur, dinle.
Gönül sepeti örülse,
Önce hafif bir sarsıntıydı
ardından gelen ürperti
yusufun kuyusunda ne aradık
dipten yansıdı şimal
İndikçe çoğalan çağlayan gibi
Ak kısrağım şaha kalktı,
Derya bana sandal oldu.
Bir nefeslik dünya için
Geçsem karşıya ne yarar?
Sahra taşı kesti yolu,
Hazal oldu doğum günüm,
Ben süsümü ondan aldım.
Her solukta güze yandım,
Aşk türküsü giydi gönlüm.
Yatsam toprak, ayaz çalar,
Şu evrenin sis perdesi
Çöktü düşler mektebine
Kırk sırada kırk öğrenci
Şaştı kaldı bu sebebe
Kara tahta koştu geldi
Herkes bir yere gitmiş,
Bize neresi kaldı?
Yıkık bir harabede
Çıktım dam üstüne.
Elimde bir fincan kahve,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!