Kendi yarasının kendi tabibi lokmanı olan kalbimle
Yine böyle oturmuş sohbet muhabbet
Trım...dada dada
Tım dılılıdılılılı tım dak...!
Neymiş anladın mı diyorum...
Ağzın yanmıyor mu...diyor...
İnsan arınabileceği kaynakların yolunu da ilini de bildikce
Eli değidikce insanın herbirşeyden çok kendine,
Aklı gönlü yattıkca kenndine insanın
Arınıp durulanabileceği yaşam kaynaklarına sevgi yurdunu yakın edip
Küçük kusurlardır arada...
İnsan giderken gelirken yolunda toza ve toprağa
Takatinden düşü düşüveren sonbaharın
Her devrilen çilpisinde ismi portakal sarısına söylenen göçmenlik
Biraz....
Ala-bulaya karışır gibi derbederliğirenk körlüğü padişahlığının
Neyyse.....
Oralardan gücünü alıveriyor rüzgar, deeeee dağların tepelerine uzağa
Et veresiye,
Ciğerse peşineymiş
Öyle ya..
Ciğer....
O olmasa kim tasalanacak
geçim ehlisizin tönteşirine
Sıkı bir yağmurdan sonra
Sokakları boşalmış hayat kıyılarından
Kanatlarına sokulduğu dallarda ağırlaşmış serçeler
Usul usul ışığın belirdiği ağartılara delirmiş bir çocukcası
İçinde sitilinden yaprağına kadar sarıldıkları sağnağın
Suluboyasından sızıp tıpkı kaybolmuş bir yolu
Bu muydu senin düşünde gördüğün hayal meyal?
Sokaklar kar dolusu ve bütün çam dalları derin uykuda
Mahsustan yummuş gibi gözlerini sokak lambaları
Sarılarla solgun ışıkta
İhtiyar güllerin dışarda kalmış azatlığı bahçe sokak ne tenha
Bu muydu..?
Irkçılık
İçten çürümeli bir mekaniğin zamanı durdurasıya zemberek dağıtıp
Darmadağın ettiğini zincilere vuran köleliğin sakatlık mikrobu
Hapsine aldığı bünyelerin kanından ve canından emişerek
Devre mülkü insandan..
Hani satılık herhangi bir gayrı menkulün
Tayların ardında koşulu yollar
Ve üstünden günler aylar geçtikçe özlemekleri artıp kabaran yıllar
Denizleri kudurtan fırtınalara kopuşkun küheylanlıkla gemsiiz ve dizginsiz
Doludizginliğin bitmesiz vardiyesindesin dünkünden herneysen
Gazeller yeşertip sarartan ormanların derinlerine dibine hatıralar serip
Serpilip saçaklanmış sarmaşıklar dalyasından susamlıca ve laciverte yakın mor
Gene de ne olur ne olmaz koy
Zihninde lades tutan ihtiyatı
Bakarsın dönersin
Başı duman duman hasret tüten trenler gibi
Hatları sökülüp uzaklara atılmış garlardan
Bilemezsin....bakarsın ben..
Mis kokuyorsun
Mis....
Biliyor musun ey hayat..!
Seni hiç bir aynanın sevda kuşlarınca resmetmediği
Şahsında ayın,
Gıyabında güneşin, her damlasında yağmurun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!