Bilardodan tanırdım
Biz soğuk kış günlerinde ağzı beraber
Kapalı pencerelerine doluşup pinti mi pinti
Mekan sahibinin
Fazla kalorifer masrafı oluyor bahanesiyle
İçenleri bol mısır tiryakisi göz gözü görmez tütüne
İbrahimce
Ademce
İnsanca..
Yattı balık yan gider demeden ateşe
Yukarda nemrutlar kalesi tepeden bakan çaylakca sırıtışların
Aşağıda toprak
Anlamsız bir serçe kanadı gibi
Kınından çekilmiş büyük öfkelerle günün ifadesini sormaya
Toprağa can vere vere doyuracağını sanan kalpten engelli
Sevgi yaşlarında doğduğu gibi başlayan sevdaya sırt dönerek
Başladığı gibi bitmeyen sokak ortası şiddet ve dehşet
Her adım başı
Bir,
İki gelmeden önce de yalnızdı,
Gittikten sonrada iki
Bire yalnız
Yaşayan
Ve yaşayarak hayata yürüyen o sonsuz ayak adımlı daimin
Bedeninden yola çıkıp
Ruhunu uyuşturuklarla sapıtarak
Kendisine,
Hemcinsine
Hayatın diğer konuklarına karşı
Oralardan el tutuşup yine kendine varamıyorsa insan
Güzellik belki çakıra çalan gözleriyle
İki kaşın arası
Güzellik durgun bir ırmak seyri
Kimine göre kimi yerde esmer
Güzellik dudu dillik ballı badem
Noktacık benlik
Son kalalanlarını silkelerken dallarında zerdali
Saçılmış ay ışıklarından izler sürüp, seni orda bulduğum rüzgara sürgün bağlardın
İkincisiydi,
Ben bahar olup esende senin gül olup açtığın bağlara sesveren yankın
Sesime gelip bir halim gezgin hazan
İkincim sendin...
Gönül handa döne döne
Koparılmış bütün bağlarını ömür günlüğünün
Bilmeyen kelebeğe sorsun ne pervanedir
Aşk ilmeğinde dikiş söken yaranın
Melhem k'arına kara-yanık
İlmine ilmine
Neydim ben..
Ben neydim, neydim ben neydim...?
Kim gönderdiydi beni bu bilmediğim insansız dağa
Ne olacaktım, ne alacaktım...nemi satacaktım..?
Şaştımıydı böyle alnında bir karış kirli düş
Ve düşünce karmakarışık kırış kırışıklarıla
Kahvede
Bulutlara dolu gibi göğsü yağmurun
Cam dibi bir kahvede, kaosların zirvelerini dolanıp dönen
Ve voltalarına kısa aralar veren
Bacaklardan dizlere
Inciklere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!