Çayın kilosu ononbeş
Şekerinki beş...kimi yerde altı, altıbuçuk...
Çay kaşığının tanesi züccaciyecisine göre zımpara zımpara gümüşlü nakit
Etin kilosu çeyrek altına yakın,
Çeyrek altın yüzelli türk liracığına taksitsiz takas eski parayla
Yüzüstü milyon bedeli zampara zımba telafuz
Herseyi….
Istisnasiz herseyi zehirli midir tatli mi
Bozulup sapmadiysa eger dünya dünyadan
Bozulup sapmadiysa eger insan insandan
Bu sevimli sohbet böyle demli damla böyle damakta tadi kalan sofralar
Fisiltiyla kulaga cagrilmis sir
Hangi aklımı sorarsın..?
Birini koyup birini unutttukca ben
Sen hangi harap hanlarda yatıp kalktığımı
Yerinden yağmura taşınmış gitmiş bulutlarla keşmekeş
Toprağa çöküp kalmış bir kamyon izini meçhule mütakiben
İşte Haziransa
Ne zaman buraya çevirse o çilek tarlasından geçen yol
Toprağında kadın kokusuyla incelir, nazlı tüter papatya
Tiryakiden kesiyor ya hani birbirini arkalanmış kavşaklar
Kendi içinde saklı bir istasyonda demir hatlarından
Basıp geçer gibi şansın böylesi
O mesele işte
Bir şeyler olacakmış gibi heran soğuk kar kapısındaki eşikayazda
Gözünü zamanın üstünden ayırmayan beyazlara sızılar envayi
Yerinden kımıldammaya yeminli bir zemin
Yapışmış bir vebalin borcuyla yontulmuş zaman diliminde donuk...
Geçip giden esip tozmaların peşinden bakar mayhoş melul
Kayıp bir denizde çalkalanan sandal misaline kış günü
Hangi sızıdan duyarsa duysun saplanmış bir bıçaksa acısı
Aşk ne delilikmiş meğer,
Tüten gözlerle büyülü sislerin ortası
Savrulmuş saçılmış kanatlarıyla kavakyellerinde bir esim
Ve hiç görülmedik resmine vurularak düşünde çağıran hayale
Açılmış bir göğsün gelincikten kız gibisine en nazlı bahar
Hayat
İnsan ve yaşam tacirlerinin eline kafeslenmiş bir kere
Sermayesi herzaman
Aç ve yoksul bırakılanların özlemlerini
Yazılı bir tanrı buyruğu gibi düşte hayalde sallayarak
Gelir gider hesabı daima hani
..İp ince çizgidir,
Herzaman aralığında insanı ana sığdıran
Meselenin özü-sözünde aşk dillenirse
Aşkın dillendiği gönüllerde aşıklık dem süzer
Allanır pullanır çiçeklenenlerden kor yanar gül gülistan
Küllenenlerden dirilen bahçebaharlar dirilir ve dinlenirse
Yağmurlu serin baharlar esenliği
Sürgüleri çekik
Hesap kitapları kapanmaya yakın gonk vaktiydi
Kara düzen orkestra tertibi bir kaç kişi
Kasalı kardinal koltukların akşama demirlenmiş şarkılarını söylüyorlardı
Yüzyıllar yorgunuydu duvarlar
Toprağın bağında bağlanmış kurdelesi baharın
Ne önemi vardır, susam olup kokmasan morunda meskenleşen alları?
Ne önemi vardır iz düşürmesen ebrusuna sunasına delolmalar denginin...
Kar yanmış,
Susuz kalmış sendeki mihman olan derya,
Gelmiş geçmiş ve gitmiş sendeki vakit, sen sana uğramadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!