Yaşıyormuş gibi yapmak
Dalından düşen
Pembe düşlü gitarın
Şarkısız kalması.
Sonbahar,
Nağmesini toprağa karışa karışa söyler.
Canımın penceresine oturup
Ölümün yollarını gözledim aylarca
En az ona olan hasretim kadar hasretle.
Yem verdiğim, su verdiğim;
Güvercinler, kargalar, kumrular, geldi.
Umut edilmeksindir bir de...
Yaslılık işte!
Gözlerim dolu doluveriyor.
Kısık bir sessizlikle
Dilimin ucuna biriktiriyorum adını.
Dudaklarımda yaşlı bir titreme.
İnsan zamanla içine atıyor çığlığını;
Bayım!
Kaç yüzyıllık
Bu yüzündeki acı?
Gözyaşın kanıyor.
Kim senin yüreğini söktü
Gözlerinden?
Her uykuya gittiğimde
Şiir
Islak mührünü yarama batırıp
Gözlerime basıyor
Bu yüzden
Yastık kılıfımın hüzünlü şiir kokması.
Tüm savaşları kaybettim
Kendimi kazanmak için.
Meğerse en büyük savaş
Cümle aleme verilen savaştan çok
Hayata verdiğin savaştan çok
Yüreğine verdiğin savaşmış
Aylardan nisan
Yemenin çiçeklenmiştir annem.
Bahçendeki nanelerin seni hatırlamış
Ellerini hasretle öpüyordur şimdi.
Bir yeşil koku yayılıyordur
Bırakıp gittiğin bağrından.
Ki aşk
Beni aşk aşk büyütürken
Dünyayı avucumun içine küçültürken
Ahirete kök saldırmışken
Memleketin isimli
Bu kadar içimizdeyken
Nasıl olmazsın
Şu koltukta
Şu masada
Öbür odada?
Ya ben seni hep çağırıyorum
Bugün, iç çephe boyası almak için dükkana girdik.
Bizimle ilgilenen ağabey ''Hangi renk istiyorsunuz'' diye sordu. ''Yeşil istiyorum'' dedim. Bi' duraksadı, şaşırdı. Yüzüme dikkatlice bakıp tekrar sordu ''Yeşil mi?' ''Evet, su yeşili, eve çok yakışıyor, evin rengi bu zaten, yenilemek istiyorum'' dedim.
Bu defa ''Cenneti çok mu özlediniz?''dedi.
''Çoook, nereden bildiniz?'' dedim.
Ağabeyin yüzü sanki deprem geçiriyor gibi sarsıldı, allak bullak oldu, hüzünlendi.
Oğluna, ''Kataloğu ver, istediği rengi makinada hazırla'' deyip kapının önüne çıktı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!