Öyle özlersin ki
Uzun uzun kalmak istersin uykuda
Gelir diye rüyana
Bin bir umutla.
Gözlerini kapamak
Onlu düşler kurmak.
Hüznün, dört yaşına girdi.
Öyle haylaz ki
Canımı kırmadığı gün yok.
Her uyandığımda
Darmadağın ettiği içimi toplamaya çalışmak
Yokluğunun içinde kayboldum.
Biliyorum kendimi bulamayacağım...
Küçükken kiraz ağacımıza çıkar,
Bak anne kuş oldum diye bağırırdım.
Hiç aklıma gelmezdi
Göğsümden bir kuş uçup gideceği
Ve kendimden düşeceğim.
İçim dışım yara bere içinde.
Az önce de selan okundu
Senden sonra tüm selalar bize verildi
Yanına yatasım gelmiş
Beni alıp götürmüş
Üstüme toprak örtmüş
Senden sonra
Ben en çok
Uyumaya çalışırken yoruldum.
Gözlerim yine kan ter içinde.
Hasretin kadar uykusuzum.
Hadi uyan uyuyamıyorum
Koluna doladığı yünü kirmende eğiren nineye hayranlıkla bakar:
Ne uzun bir yol gidiyor derdim avuçlarında.
Sıkılmıyor muydu, yorulmuyor muydu, bıkmıyor muydu?
Küçüktüm o zamanlar.
İnsan, ne uzun bir yol gidermiş hayallerinde
Yorgunluğunu, bıkkınlığını yüklene yüklene.
Akşam olur
Yorgun kuşlar yola koyulur.
Perdeler hazırdır çekilmeye
Kapılar kilitlenmeye.
Kapıda karşılıyor hüzün
İçerisi soğuk
Acının kezzabında vaktinden önce eskirmiş insan;
Yırtıldım.
Bir günde bir asır ömür döküyorum.
Yokluğuna en ağır bedeli ödüyorum
Bir nefese bin can verip.
Nefes almamak elde mi?
Yorgunluk bile yoruldu
Hatta başı önde geziyor
Omuzlarımızda kambur durmaktan...
Bir tek biz usanmadık, uslanmadık
Birbirimizi yormaktan...
Huzura verilen savaşlardan yenik düştük.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!