Akşam olur
Yorgun kuşlar yola koyulur.
Perdeler hazırdır çekilmeye
Kapılar kilitlenmeye.
Kapıda karşılıyor hüzün
İçerisi soğuk
Acının kezzabında vaktinden önce eskirmiş insan;
Yırtıldım.
Bir günde bir asır ömür döküyorum.
Yokluğuna en ağır bedeli ödüyorum
Bir nefese bin can verip.
Nefes almamak elde mi?
Yorgunluk bile yoruldu
Hatta başı önde geziyor
Omuzlarımızda kambur durmaktan...
Bir tek biz usanmadık, uslanmadık
Birbirimizi yormaktan...
Huzura verilen savaşlardan yenik düştük.
Ayağıma dolanıyor yağmurlar
Geriye doğru sarıyor adımlar
Usul usul çiseliyor şarkılar
Hüzün yüklü gözlerimin sırtında
Kardelenler açıyor ardın sıra
Daha çok ölüyorum bu aralar
Ey sinesinde kar yaprağı taşıyan düş
Sen kaç kışa tutuldun da
Kapıya bıraktığın buketler yorgun
Ey göçemeyen sancılı kuş
Kapının eşiğine yurt bırakmışsın
Sırtın kan ter içinde yurt yorgunluğu
Belki de bir kalbim olmasaydı bunca yükü taşımak zorunda kalmazdım...
İnsanı sırtındaki değil kalbindeki yük yıkar...
İyi olacak diye umut etmek
Kelebek ömrü kadar kısa
Beden
Taş diye bağlanmış sanki ayağıma
Nasıl bir çırpınmak bu yurtsuzluğuma
Göğe merdiven yapmışlar
Ya Rab!
Bu nasıl bir savaştır?
Yüreğim beni vuruyor.
Ya Rab!
Bu nasıl bir sınavdır?
Aklım kaçıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!