Fanustan sızan fısıltı değil ki
Bir kere ahlak ayağa düşmeye görsün
Kötülük içinde yolunu şaşırmış birine,
Acaba yaratanın lütfu uğrar mı dersin?
İnsanlar tek kişilik sanılır,
Oysa insanlar duruma ve çıkana göre kişiliktir.
Biri iyiliksever, manevi tarafı güçlü kişilik,
Diğeri egoyla şişmiş, her an bencilliktir.
Her insan iki insandır,
İki lafın belini kıracağız,
İçimizde kalan kelimeler çığ gibi büyüdü..
Yaz saatiyle kışı geçiriyoruz karanlık kararlılığın süresi uzadı
Gölgemiz bile yalnız bıraktı bizi biz bize tek renk karanlık kaldı
Kasımın hüznü var içimde..
Şehrin üzerini
Yağmursuz gri bulutlar örtmüş,
Göğün imbiğinden karamsarlık akıyor
Yapraklarından arınmış ağaçlara dokunuyorum,
Ne anlatır hayatın zaman sahnesi insana
Gün gelir yaşadıkları yalanmış gibi hisse kapılır
Geride kalan aşkının yalnızlığına sarılır
Belki biraz içini üşütür insanın..
Geride acı veren anılar kalır
Yara sadece insan derisinde,
Ruhunda ve yüreğinde açılmaz...
Yeryüzünün kabukları da yaralarla doludur
İlerleme adında vahşiliğin izleriyle
Yaralar açılmakla ve acımakla kalmaz.
Çerçeveye almışlardı resmin işe yarar bir bölümünü, algı ancak oradan yürüyebilirdi.
Algı üreterek yansıtılmak isteneni kadraj netleştirebilirdi.
Kadraja girmek her zaman iyi miydi?
Neye konu edildiğine bağlı, dijital terör nasıl isterse öyle uygun görüyordu.
Hayat ne kadar kısa
Bu kısa hayatta unutmak ne uzun sürüyor,
Mesafeyi kısaltmak adına kedere ve neşeye,
Ne karıştırsam da unutsam diye düşünüyor
İnsan çaresizliğine
Bazı insanlar geçmiş tarihin insanlık adına,
Bir özeti gibidir.
Bazı insanlarda niyeti için geçmişi unutturan,
Örtü misali insanları körleştirmek adına,
Göz eti gibidir.
Gölge oyunu gelenekseldi, derilere verilen şekillerle ışıklı bir sahnede oynatılırdı.
Zaman zaman hareketli, renkli ve ahengi yüksek yaşamın parçası bir oyundu.
Bu gölgeye o günün sanatçıları, insana ve yaşama ait duygu ve düşüncelerini niyet sorunlarını katarak esprili bir dille sorardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!