Tenhalaşmanın öteki adımlarını atıyordum,
Vardığım zaman diliminde
Karma iklimler dağılmıştı
Aynı haksızlığa uğramışlığın ikliminde
Kaşlarım çatıktı.
Acıların ırmağı kıpkırmızı akıyor
Mevsim sonbahardı
Çınarın dalından yapraklar
Erkenden düşüyordu
Acının bir rengi yok ki,
Sığırları şişmanlatan otlak
Zayıflatan ise yokluktu
Talihin basamaklarında
Altta olan üsttekine methiye düzerdi
Mesleksiz bir toplumun,
Üretim adı altında kaynakları yağmalanıyordu.
Tarihi bir çağdaşlaşma çabası sömürülüyor,
Yeni diye sunulan sentetik yabanıllığa,
Kimsenin aldırış ettiği olmuyordu.
Gözümden düştün,
Tutamadım
Ulaşamayacağımız kadar yüksekte sandığımız kişiler,
Eğilmeyeceğimiz kadar alçakmış.
Toprağına bir ağaç gibi kök salmalısın
Kök salmaz isen kendi kökünü kurutursun
Bak ağaçların meyvelerine, yapraklarına
Serpilmişsin aslında sen büyüyorsun
Bir dünya düşün, herkes düşünsün
Hiçbir şey düşündüğümüz gibi değil,
Yaşadığımız ve yaşadığınız gibi
Yine üşüyorum
Mevsim çok faşist
İçim çok ince
Nedensiz gölge yoktur, yeter ki insan kendine gölge olmasın
Dağların arkasına batıdan gizlenen güneş, doğurduğu gölgeleri doğudan doğarak yok eder
Tutarsız, güvenilmez ve geçicidir gölgeler
Sabrımız yorulmaz bizim
Seveni zehir olsa yutarız
Sevmeyeni bal olsa atarız
Kadim bir kuraldır
Talip olmuşsan eğer sevdaya
Bir göz var artık yüreğimde
Çıkmaya can atan
Kal diyorum içimde
Ne güzel yaratmış yaradan
Duygusuyla etrafında tur atan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!