En çok bolluk alın teri yağmurları ile olurdu,
Ne zaman ki alın teri içenler çoğalmaya başladı,
Kuraklık mevsim oldu.
Alın teri dökmeyi bilmeyenler,
İçmeyi biliyordu
Dünyada ilk kez
Canlı helak yaşandı
İnatçı içi boş yapraklar
Dalında donup kaldı
Korku bilmez şairler,
Mirasları da korkusuzdur,
Dizelerinde, sözlerinde direnişi aşılarlar.
Korku hesaplı bir seçim olduğu için,
Şairlere göre korku kaypaklıktır
Sözler muammalı bir güzellik içindeydi,
Güneş alev alev toprağa eklenen ışığa bakış ekliyordu,
Bu güzellik karşısında bütün duyguları gözler konuşuyordu.
Kendi kıyısında balık tutmayanlar dadanmıştı kıyılarımıza,
Vakarına sahip çıkan duruşumuz karşısında,
Güven iki taraflı bir karşılıktır.
Güveni bir eser olarak görmeyenler kırdı güveni! Oysa güven kırıldı mı?
Bir su testisi gibi asla tutmaz aynı yerinden.
Fuzuli boşuna mı demiş;
‘Güven çok ince bir çizgidir,
Onu kalınlaştırarak kırılmasını engelleyen tek şey, “iki taraflı” olmasıdır.’
Hayatta ne gördüysek,
Ne gösterildiyse hepsi gösterişti.
Hukuksuzluğa örülmüştü duvarlar,
Şişmiş ezikliğin egoya dönüşmüş hali
Dökülüyordu duvarda sıvalar
Omzunun üzerinde iki penceresi olan
Bir güneşle dolaşıyorsun
İki ayaklı gezici karanlık yüzünden,
Senin gibi daha kimler karanlıkta kalıyor,
Çünkü karanlığa çekiyorsun insanları,
Kötülükleri bitiremedik,
İyilikleri de artıramadık
Biz aslında kötülüğü beslediğimizi bilemedik.
Sürekli kendi planlarımızı yaptık,
Evreninde bir planı olduğunu düşünemedik.
Dünkü boyun eğiş yarını hazırlıyordu
Yeniden dirilmesi gereken sararmış yapraklar,
İnsan ruhunu basan sevgi seline muhtaçtı
Yıllar yılıdır aramızdaki bağa
Düğümler atıyorlar
Hasretin gibi çarpıyorum sözlerimi hesabına,
Benim gibi yerinde duramayan, içimi kurcalayan,
Çilemi içimden çıkarıp atıyorum senin adına
Doymadım sana olan sevgimin tadına.
Geceler su gibi dökülüyor gözümden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!