Bağlamışlar seni bir bağa,
Boynuna takılmış ipin ucunda bir ağa
Ağandan cesaret alıp
Havlama cırbağa
Makam, mevki, yetki,
Zalimlerin zulmü can yakar,
Adalet adına kanun bakarsa,
Zulüm görenlerden biri de çıkar,
Bu zalim düzeni yıkar.
Hakikat denizinde yüzen gemi
Kelimeler ürettiği duygular kadar tılsımlı,
Kaygan ve cam gibiydi bakan gözler,
Zamanı donduran ve olduğu gibi ileri taşıyan,
Varlığı hapsetmiş anlardı fotoğraflar.
İnceliğine rağmen dayanıklı,
Çok eski zamanlarda Japonlar
Bir savaşla karşı karşıya kalırlar,
Düşman askeri ve silahı çok fazla,
Japon komutanın askeri ve silahı az
Komutanı yaverini çağırır.
Soruyu en sonunda soracağımızı bilmiyordu
İştahla anlatıyordu tanrılarını
Liberal ideolog tanrılarının dersini verecek
Önce bizim o tanrılara inanmamızı
Ve müşterilerimizin inanmalarına aracı olmamızı isteyecekti
1996 yılında kırmızı beyaz renkleri Türk Bayrağına benzediği için bankacılığın Türk Milli takımı diye Akbank’ta çalışmaya başladım. Amacım üretime, ihracata, ticaretin finansmanı ve istihdama kaynak aktarmaya aracılık adına bankacılık yapmaktı.
2000’li yıllara kadar çok düşük ücrete rağmen huzur içinde çalıştım. Beklentilerimin tamamını karşılamasa bile banka ile çalışanlar oluşturduğumuz kültür ile kaynaşmıştı. Bir numaralı marka ve bankaydık.
2000’li yıllardan sonra milli ekonominin talan edilmesi başlayacak olup küreselleşme ve özelleştirme ile banka da değişim projesi başlatacaktı. Bu değişim öncesinde ülkemizde çok normal olmayan bir kriz yaşandı. Cumhurbaşkanı Sezer Anayasa kitabını fırlatmayı fırsat kollayan sermaye parayı borsadan çekti gecelik faizler % 9 bine yaklaşmıştı. Kur sonrasında 600 –TL den 1200-TL ye çıktı. Merkez bankasının o günkü başkanı Gazi Erçel içinde Akbank’ında olduğu bazı bankalara kurun iki katına çıkacağını haber verdiğini yıllar sonra öğrendiğimde bankanın 2001 yılında KRİZDEN EN GÜÇLÜ ÇIKAN BANKA nasıl olduğunu da hem anlamış hem de bu bankadan iğrenmiştim.
Şairin hırkası abasıydı
Sırtında sanki ateş taşıyordu,
Şişmiş omzu yükünden kabaydı,
Bu yangın hep o yürekte başlıyordu
Mürşitten istifadeyi tasavvufa taşıyordu,
Bastığım yerler anlatır seni,
Tarihini, atalarını tanı, tanı, tanı
Seni ayakta tutanı,
Unutma kendini, atanı,
Sen tarih olmadan seni satanı
Şiir fazlalıkları atılmış kelime ve cümlelerde kalandır,
Görünenin içinde, görünmeyeni anlatan,
Bir dil sanatıdır.
Heykel gibi,
Sessiz duruşu gürültülü,
Doğru bir insanı
Yanlış bir zamanda seversin
Aşk doğar
Yanlış bir insanı
Doğru zamanda seversin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!