Yardan kaldı bu eski yara,
Kanıyor ikide bir, dar geliyor kabuklara,
Biçimsiz bir cücenin uyanışı gibi devdi,
Eski yarın aşkı içimde hele bir uyana
Yoldum, yolcuda,
Aşka düşürdün,
Cefasını benimle birlikte,
Çekmeden gittin.
İçime ağlar oldum,
Gözyaşlarım peşinde kurudu,
Bastığım yerler anlatır seni,
Tarihini, atalarını tanı, tanı, tanı
Seni ayakta tutanı,
Unutma kendini, atanı,
Sen tarih olmadan seni satanı
Yürek şeklindedir
Ihlamur ağaçlarının yaprakları
Yürekli her ağaç gibi
Biraz çarpık, kenarları tırtıklı
Dişli ve uzun saplıdır
Ellerini göğsüne koydu,
Kahırlı bağrı kavruluyordu.
Şâkulü ve tesviyesi yerindeydi,
Onur ve gururdan söz etmek zordu.
Düşsel bir yolculuğa çıkmıştım,
Kırık dökük anılarımı toplayacaktım,
Sokaklar içimdeydi, fırtına öncesi sessizliğiyle,
Gözlerim bir zamanın resmini ararken,
Gözlerinden bir anda mavinin tümü silinip gitti.
Bir canımız, nefesimiz, özgürlüğümüz, hayatımız,
Kaldıysa bir de gülüşümüz var
Onu da istiyorlar..
İnsanı maddi değerlerle
Bitmeyen ölümler yüzünden
Söze, sanata, edebiyata sığındık
Küresel terör durmadan vuruyordu!
Edebiyatın iyileştirici gücü,
Dilinde sözü,
Omzunda bir sazı vardı,
Sanki yüreğinde ve omzunda,
Dünyayı taşıyordu
Önder Karaçay
Aklını ve vicdanını kullanmayan toplumların
Tepesine kendi pisliği yağar
Ağıt toplumu olmalarının
Yaslarının hiç bitmeme sebebidir
Devrimi yarım bırakanlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!