Ağlarım, susarım,
Boşa hiç akmaz gözyaşlarım,
O yaşların hesabını gün gelir,
Akıtandan sorarım.
Neşeyim, üzüntüyüm,
Bulut toplamak için uçmak isterdim
Mavi göklere doğru,
Yüreğim kırık benim,
Uçamam ki
Aniden gelmişti cellatları,
Öleceğini biliyordu
Yalnız ölüm bu kadar ani mi olurdu?
Daha yeni rüyasında uzamıştı yollar,
Ölmeden önce hayallerine uçacaktı
Ecel ne kadar yaşlandığımızı hatırlamış olmalı,
Bir anda ölüm dayandı kapımıza
Uzun istirahat münasip görüldü demek ki;
Cömert yüreğimize
Minnettarlıkla bağlılığın bedeli,
Ayrılığın gözyaşlarını kurutan gizli kinin izi gibi
Yüreğe sığınmaya ihtiyaç duymayan o duygu, içinde gündelik heyheyler nazlanıyordu, büyülü evreni olan tinlere
Acılarımızı ırgalayacak bir cesaret arıyorduk tinsel bir buhur etkisinde
Körpe duygular büyütüyorduk, seyrine doyum olmayan çiçekler gibi
Ellerini göğsüne koydu,
Kahırlı bağrı kavruluyordu.
Şâkulü ve tesviyesi yerindeydi,
Onur ve gururdan söz etmek zordu.
Düşsel bir yolculuğa çıkmıştım,
Kırık dökük anılarımı toplayacaktım,
Sokaklar içimdeydi, fırtına öncesi sessizliğiyle,
Gözlerim bir zamanın resmini ararken,
Gözlerinden bir anda mavinin tümü silinip gitti.
Bir canımız, nefesimiz, özgürlüğümüz, hayatımız,
Kaldıysa bir de gülüşümüz var
Onu da istiyorlar..
İnsanı maddi değerlerle
Bitmeyen ölümler yüzünden
Söze, sanata, edebiyata sığındık
Küresel terör durmadan vuruyordu!
Edebiyatın iyileştirici gücü,
İnsanlığın ilk fizikçileri
Fiziğin dışında da konular bulmuşlar,
Varoluş, varlık, evrensel iletişim,
Uzay ve zaman gibi
Zaman; zamanla fiziğin konusu olmaya başlayınca,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!