Hiyerarşi merdiveninde çalışıyordu,
Darağacı ustası
Uyuşuk eşekler kımıldamıyordu yerinden
Omzuna basana yer açmaktan
Ne zamandan beridir,
Akşam oldu sabah,
Sabah oldu akşam
Gelmeyi bilmiyor
Kalbim Anadolu’da bir güne bakan tarları gibi,
Menhus bir hastalık musallat olmuş
Gözlerinde meyus bir sükutun ağırlığı
O hastalık diline vurmuş
Yürüyen sürüngenlerin
Renk değiştireni
Gemi yüzdüğü denizi denetleyemez,
Geminin mukavemetini denizin gemiye davranışı ortaya çıkarır.
Her şey olacağına varır diyerek yaşam da geçici olduğumuzu bildiğimiz halde kimse koy vermez kendini.
Kirli ve kinli düşüncelerde yüzen beyinler tersi düşünce ve duygular ile yaşam da karşılaşmayınca alabora olurlar.
Ayrılığın gözyaşlarını kurutan gizli kinin izi gibi
Yüreğe sığınmaya ihtiyaç duymayan o duygu, içinde gündelik heyheyler nazlanıyordu, büyülü evreni olan tinlere
Acılarımızı ırgalayacak bir cesaret arıyorduk tinsel bir buhur etkisinde
Körpe duygular büyütüyorduk, seyrine doyum olmayan çiçekler gibi
Aniden gelmişti cellatları,
Öleceğini biliyordu
Yalnız ölüm bu kadar ani mi olurdu?
Daha yeni rüyasında uzamıştı yollar,
Ölmeden önce hayallerine uçacaktı
Ecel ne kadar yaşlandığımızı hatırlamış olmalı,
Bir anda ölüm dayandı kapımıza
Uzun istirahat münasip görüldü demek ki;
Cömert yüreğimize
Minnettarlıkla bağlılığın bedeli,
Bulut toplamak için uçmak isterdim
Mavi göklere doğru,
Yüreğim kırık benim,
Uçamam ki
Ağlarım, susarım,
Boşa hiç akmaz gözyaşlarım,
O yaşların hesabını gün gelir,
Akıtandan sorarım.
Neşeyim, üzüntüyüm,
Dünya yine ham insanlarla doldu,
Pişmek büyük bir ihtiyaç oldu,
Olgunluk taşıyan insan bulmak zordu.
Edebiyle huyu süslü,
Saflık ehli yolunda diline düşkün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!