Bakan gözler kadar bakılanın da sorumluluğu var,
Göz bebeklerinin içinin tebessüm sunmasında!
Renkler aladır her gözün istediği rengi sunmak hayatın hüneri olsa gerek.
Renkleri de suçlayamayız ki renk körü olanlarda var.
Konmuşsun bir dala, kim seni ne sana,
Ne diyeyim daha onca yaptığın dayatmalara,
Kendine yontmak adın, yüzün utana,
Sen bu yollarda olmuşsun bu/dala.
Dalı uzayan ağaç gibisin, dalların budana,
Işıkları isimsiz biri yaktı,
Karanlığa aydınlık bir isim bulmuştu.
Çok karanlıktı her taraf,
Göz gözü görmüyordu.
Dünyanın dünü de ağalar yüzünde yanıyordu,
Bugün de doyumsuzlukları yüzünden yanıyor,
Dün ağalıkları toprak işgaliyle mümkündü,
Bugün rant ve para ağalığına döndü,
Parayı putlaştıran bu ağaların
Sermayeleri büyüdü de büyüdü
Hava yağmurlu, bulutlu, güneşli bile olsa
Rüzgârsız bir mevsimde
Kuru yapraklar bir bir düşüyordu
Yaşlar yerinde sapasağlam duruyor
Islak topraklara düşen gözyaşlarının suları
Geriye kalan hiçlikten başka nedir ki
Her insanın yaşadığına veda etmesi
Hepimiz birbirimizden öyle ayrıyız ki
Yüzümüz, yüzsüzlüğümüz, gülüşümüz
Bakışımız bile birbirine benzese bile
Paranın açamayacağı kapı yok derler,
Gönlü zengin olanın yüreği kilit gibidir,
İşte asıl zenginler onlar.
Paranın açamadığı kilitler de var,
Anlamayan itlerde...
Denize düşüp boğulmamak için direnen adam,
Nasıl umutsuzluk içinde çığlığına karışıyorsa,
Bir zalimin zulmüne uğrayanlarda,
Aynı bireysel yok oluşa direnmek adına
Kendi kişisel çabalarına, direncine sığınır.
Erkek egemen toplumların en iyi savaştığı,
Savaş meydanı kadın bedenidir.
Başörtüsünden, vücuduna ne giyeceğine kadar,
Nedense kendi yerine erkeklerin karar vermesi,
Bu savaşın nasıl bir sömürge olduğunu fazlasıyla göstermeye yeterlidir.
Sular çekildi,
Silahlar çekildi,
Çile çekildi,
Zulüm çekildi,
Yokluk çekildi,
Atatürk geldi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!