Baharın nazına isyan ediyordum, yazın hızına yetişemedim,
İşte bak geçiyorum zamandan bir kısrak gibi, kendime dedim
Hasret gibiydi yârin hayali hızla dökülen berrak bir damla su gibi,
Yağmur damlası gibi düşüyordun yanaklarımdan sel oldun geçemedim
Sevdamın kulağına aşktan küpeler takmıştım, öpemedim,
Pervasızlığa puslu bir örtü çekmişti gökyüzü,
Renksiz bir ışığın içine süzülüyordu gözü,
Anılar bulanıklığa gömülmüş duygular nadasa,
Oysa bu değildi beklentimiz
Sevdamız kurumuş topraktı.
Üzerlerine alınmıyor zalimler
Oysa hepsini onlara yazıyorum
Anlayana kadar da yazacağım...
İlhan Berk çok sağlam bir adamdı.
Kendine yeryüzü tanığı derdi
Yaşam karanlık bir dalganın sarkacında geçiyor
Yağmurun sesi sessiz haykırışa önayak
Kaldırım taşlarında adımlar çınlıyor,
Kısmetimizde var ki yürüyoruz
Küllerinde parlayan bir ışık seli gibi gözlerimiz,
İstanbul artık ses kaldırmıyor
Gemiler sessiz, insanlar sessiz
İçimizden sessiz geçiyorsun
O kadar kalabalığız
Serveti ister olsun, ister olmasın,
Adam olmayı para belirlememeli,
Adam olanın gönlü zengin olmalı.
Sevenin, aşkın adamı gönlü zengin olan bilinmeli,
Paranın aşkı dünyada artık son bulmalı.
Egonun tavan yaptığı
Yüksek bir seviyesidir narsisizm,
Egosu tavan yapmışlara
Derin sevgisizlikleri sebebiyle narsist denir.
İnsanın yaratıcı enerjisini yok ederek,
Sesimdeki açlık, karın açlığına benzemiyor,
Gözlerim uzağa bakıyor, umudum hasretini çekiyor,
Yine ıstırap çekmekten de çekinmiyor,
Hayat sonu olmayan bir yolmuş gibi geliyor.
Gönlüm gerçek aşkların arasında mesafe olmaz biliyor,
Gülmeyi biliyorsun aşkım
Sevdiğini söyleyemiyorsun
Dilin tutulmuş
Konuşamıyorsun
Üryan bir dil dolaşmaya başladı,
Sığınmış sanki zamana, kapatmış kapılarını,
Bizsizleşmek burcunda geleceğimize bakıyoruz
Dilimiz ayrılığın ve acının kadim bir yolcusu mu?
O yozlaşma ne debdebeli günlerdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!