Yeryüzü Tanığı Şiiri - Önder Karaçay

Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışması
Önder Karaçay
1313

ŞİİR


81

TAKİPÇİ

Yeryüzü Tanığı

Yeryüzü tanıklığı için geldim,
Yeryüzünde yazılmış,
Yer altından gönderilmiş
Notlar yazacağım sizlere…
Kameraya çektim dünyanın ters yüzünden
Yeryüzünü, insanın yüzsüzlüğünü
İnsanları, yaşananları, hayatı, gördüklerimi
Olduğu gibi anlatmaya geldim.

İnsanlardan başlamak istiyorum.
Dünyaya, hayata en fazla zarar veren,
Katkısı olmayan insanlardan…
‘Tarihle pazarlık yapıyorlardı,
Başarılı olacaksam bu mücadeleye girerim diye,
Oysa tarihle pazarlık olmazdı,
Başarılı olanlar pazarlıksız tarih yazardı.’

Kancık, dönek, kıvıran ve arada bir mantıklı olan
Namı diğerleri ile doluydu dünya
Şirk üreten bir sınıflar da ders görüyorlardı
Koltuklarına sıkıştırılmış kimin yazdığı
Bilinmeyen kitapları,
Okuduklarında bilinçaltını tahrip ediyordu

Demokrasi diye bir yalan vardı
Sandık bir tövbe kutusu gibiydi,
Seçimini yapan günahlarından arınarak
Günah çoğaltıyordu,
Şeyhi olmayanın şeytan olduğuna inananlar,
Kendini şeyhine kul görüyordu.
Takva örtüsü hiçbir yerde satılmıyordu,
Sadece kara çarşafın kapattığı kadar
Örtünebiliyorlardı
Molla değilsen veya mollaya inanmıyorsan
Birileri kendini kolla diyordu

İnsanları ahlakla ve vicdanla seçmek gerekirken,
Sakalla, sarıkla ayıklayarak seçiyorlardı,
Peygamberin ahlakından bende ne var diye
Sorarak kendini tartanlar da vardı elbette
Onlar yalnız ve çok azdı,
Azanlar ise bunlar değildi.

Din adına işe yarayan
Ne kadar insan varsa istenmiyor,
Ne kadar ‘ben ne dersem ona inanacaksın’
Diyenler ve diyenlere inananlar
Baş tacı ediliyordu
Yeryüzünde yaşayıp yer altından notlar
Gönderir hale geldik

Buna yaşamak mı, yoksa sorgulamak mı denir… Onu size bırakıyorum.
Bulunduğunuz yeryüzünü bu yüzle
Hak ediyor muyuz?
Bu hale gelmesinde
Bir sorumluluk hissediyor muyuz?
Onu sormaya geldim,
Hepimizin sorumluluğu
Yeryüzündeyken; insanlık ve yaşananlar
Bu haldeyken ben yeryüzünü terk ediyorum,
Ölmüyorum, öldürüyorum bu kokuşmuşluğu
Gidiyorum…

Oysa yaratan insanı sadece
‘bana kulluk edin’ diye yaratmıştı…
Kardeş kardeşi din adına cihat ilan ederek
Vuruyordu
Vurduğu silahı nereden aldığını bilmiyordu
Şer tiyatrosu oynuyordu yeryüzünde,
Tiyatroyu suflörler,
Taşeronlar aracılığıyla yönetiyordu…
Taşeronlar gerçek tiyatroyu sevmiyordu
Tiyatro öyle olmaz, böyle olur diyordu…
Suflörün de suflörü vardı…
Kim kimdi, bilinmesin diye
Niyetler saklanıyordu…
Şu silahı al, şu kardeşini öldür diyordu,
Çünkü o senin din düşmanın
Öldürmezsen günahkâr olursun
Senaryo gereğiydi
Dünyanın, yeryüzünün, insanlığın
Hali ahvali buydu
İşimiz yine Allah’a kalmış demekten
Başka bir sonuç çıkmıyordu…

Tefecilikten bahsetmeye
Gerek kalmıyordu…

Önder Karaçay

Önder Karaçay
Kayıt Tarihi : 26.4.2015 09:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Naime Özeren
    Naime Özeren

    İnsanların bir görevle dünyaya gönderildiğine inanmışımdır hep. Aslolan nedir biliyor musunuz?. Bu görevin bilincinde olmak ve onu gereğince yerine getirmek.

    Bu şiirde onu gördüm. Şair iyi bir gözlemci. Bakış açısı farklı olsa da aynı dili konuşuyoruz. Konuşuyoruz ki anlaşıyoruz. Herkes tanık olabilir. Ama bunu hakim karşısında yeminli veya yeminsiz düzgün ifade edebilmek bir hünerdir.

    Hani uydudan fotoğraflar çekip gönderiyor artık. Ama kim bilir?. Bir gün, şiirdeki gibi dünyanın ters yüzünden de çekilebilir belki yaşananlar.

    Kameraman çok iyi. Yeryüzündeki olanca çarpıklığı en ince ayrıntısına kadar görüntülemiş.Gözler önüne sermiş...


    Kutluyorum genç şairimizin güçlü kalemini.Nicelerine diyorum. Sevgimle...

    Cevap Yaz
  • Talat Semiz
    Talat Semiz


    Günümüz dünyasının dramatik oyununu sanal perdeye aktaran çalışmanızı kutluyorum. Felsefenin tek bir amacı vardır. Algılarını düşünceye dönüştüren insanlara doğru düşünmeyi, pozitif düşünmeyi öğreten esaslı bilim dalı… Felsefe olmadan (düşünme becerisi) olmadan insanlar dünyadan habersiz olacaklar, hiçbir şeyi yeterince doğru anlayamayacakları bir gerçektir. Felsefe olmadan, insanlık olgumuzu yitirir sadece özel kişisel çıkarları için yaşayan diğer canlılara döneriz.”Düşünüyorum. Öyleyse varım” diyen Descartes’i çok iyi anlamak gerekiyor. Düşünen insanlar tüm çalışmalarında kendilerini, ailelerini, yakınlarını ve uluslarını düşündüğü kadar dünya insanlığını da düşünürler. Düşünen insandan kimseye zarar gelmeyeceğini biliyoruz. Burada korkulması gereken insan düşünmeden, bir dayatma sonucu hiçbir düşünsel eyleme başvurmadan dayatılanın doğru olduğunu kabul etmesidir. Mantık, insanlara düşünerek doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği kazandırır. Bu aşırı düzeyde bilinçsiz insanların, korkakların, yaşama becerisini anlamayan hayvansı yaşamın önerdiği bir düzendir. Dünyanın en yırtıcı hayvanları bile Maslov’un “Yararlanma” teorisi uyarınca kuzu kadar sakin olabildiği, az da olsa, düşüncesini alışkanlıklarıyla birleştirerek akıl yürütmeye başladığı bir gerçektir. Zil çaldıktan sonra kendisine yemek verilen köpek, bir süre sonra zil çaldığında yemek verilmese ağzından salyalar aktığı görülür. Buna Maslov “Şartlı Refleks” ismini koyuyor. O halde, yaşadığımız dünyada şartlı reflekslerle yaşayan insan yok mu diye düşünmek zorundayız. Ülkemizin tüm seçim propagandaları şartlı refleksi aklımıza getirmiyor mu? Küçücük paraya onurunu satan insanlarımız yok mu?
    Çekilen gerçek dünyanın sanal görüntüsünü ilgiyle izledim. Başarı yoğun emeğin ürünüdür. Bizim ülkemizde emek toplum için değil bireyin şahsı için verilir. Başarıdan önce bireyin kendisi yararlanacaktır. Toplum ve birey ikilisinin ilişkisini derinlemesine incelemek, insanın nasıl bir toplumda yetişmesi gerektiğini anlamak için felsefe ve mantığa gereksinim duyarız. Bu, satrancın ne olduğunu bilmeyen, düşünce düzeyleri çelişkiye uğratılmış çocuklara satranç dağıtma işine benzer. Başarılar, sevgiler. ++

    Cevap Yaz
  • Cevat Çeştepe
    Cevat Çeştepe

    Oysa din varsa eğer yer altındakilere cennet güzelliği sağlamak için vardı., yer üstündekilerin onu kullanıp, kendilerine çıkar sağlamaları için değil...Yer altından., yeryüzüne bakış bunları gösteriyorsa (ki hepsi olan biten, hepsi yaşadığımız günlerden ve hepsi her köşe başına bir cami dikmeye hevesli olduğumuz ülkemizden) gerisini varın siz düşünün...
    Kaleminize., emeğinize sağlık sayın Önder Karaçay...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (3)

Önder Karaçay