Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • küçük iskender30.07.2003 - 02:45

    umarım bunu buraya yazmak basıma bela açmasın.umarım iskender i sevenler benimle gurur duysun.umarım iskender de bir narsist olsun :P
    Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır, ağır örttüğü korkunun biçim
    kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım.bekledim.beklerken, özlemenin hangi geçitleri
    geçilemez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş
    hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım.evet,
    bilmiyordum.

    .....
    Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi.sevişirken sözlük
    kullanıyordum hala.ama seni seviyordum.ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata
    üstüne hata yapıyordum sana.sana yaklaşamıyordum.yasaklanmıştın adeta.çiğnemeye
    çalıştığım bir yasak olsan da, uzakta dursan da, o korkunç şeklini korusan da, fark et-
    yordu hiçbir şey.küçük bir ateş.küçücük bir ateştin sen.sönmekten ürken bir ateş.bir su
    damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş.aşkın mecali kalmamıştı.sessizce sokuldum yanına acıyla irkildin.gülümsedim.gülümsememe anlam veremedin elbette.
    Kimdi bu? Ne istiyordu? tanımadığın biri hatırlarını darmadağın etmeyi planlamış bir
    Yabancı.fuzuli bir beden karşındaki.usulca uzandım,

    Bir nedeni yok, yalnızca öptüm.....
    .................................................................

    kimi geceler penceremden uzayı seyrederim.uzayın adını ben koymadım.uzayın adını
    yıldızlar, gezegenler kendi aralarında kararlaştırmışlar.rahatlatır beni o.bütün yağmurlar
    uzayın derinliklerinden gelip yağar diye düşünürüm.yağmurlar başka galaksilerden gelip yağar.romantizme uyum sağlamak için değil.öyle.işin gerçeği budur.yağmurlar bu dünyaya
    ait sanma.bembeyaz bir yalnızlığın olmalı senin de.lekelenmeye müsait bir yalnızlık.
    Tedirginliğini buna bağlıyorum seni seyrederken.pişmansın.pişmansın kapıp koy
    Veremediğin için sanki, elinde olsa avaz avaz bağıracaksın sokaklarda, neyim ben diye
    Haykıracaksın.olmuyor tabi.olmuyor.sıyrılır gibi lüzumsuz bir yerden sıyrılıp kendi affına sığınıyorsun.beni de anlayacağın günler gelecek.beni de göreceksin.benimle tamamlanacak
    Bir şeye benziyorsun çünkü.korkma lütfen,

    Bir nedeni yok, yalnızca öptüm....
    ....................................................................


    çocukluğumdan söz etmek isterim sana, eğer sıkılmazsan.bir gün otururuz evde, ben sana
    hayatımı anlatırım dakika dakika.kaç yaşımdaysam o kadar yıl sürer konuşmam.çay
    pişiririz.çaydanlığa su yerine votka koyarız sen dilersen.sonra da sen anlatırsın:sevdiğim
    filmleri, sevdiğin parçaları, sevdiğin canlıları, sevdiğin...hep sevdiğin şeylerden konu açar-
    sın.ben sıkılmam.ben seninle sıkılmamayı seni ararken öğrendim.seni hayal ederken
    keşfettim sıkılmamanın azametini.bir insan bir insanı sıkamaz.bir insan canı isterse sıkılır
    hacimler açarım sana içimde dolman için, oraya akman için, hacimler açarsın bana:çağlayarak
    gelirim.endişelenmen gereksiz,

    bir nedeni yok yalnızca öptüm....
    ...............................................................


    olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında; daha fazlasını umma açıkçası.endişelerim, ideallerim, halletmeye çalıştığım meselelerim var.
    Başkalaşmaya çalışıyorum.göz ardı edilmiş tutumlar edinmek hoş.değişmek
    Hiç de zor değil.yalnızca özgür olabilsem, sorun kalmayacakmış gibi sanki.
    Anlaşılmak istiyorum; sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken
    Aynı duyguları hissetmek arzusu bu.evet tıpkı bu.sese, ahenge kapılırken,
    Kendini müziğin ritmine verirken yanında bir diğerinin olabilmesi, görkemli
    Bir anda birlikte sadeleşebilmek.birlikte dansetmek gibi.sen hastayken başucunda
    Birinin sabaha kadar oturması gibi.arada bir alnındaki teri silmesi, üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi.bir başkası için hayatta kalma çabası gibi sanki
    Ölmek için değil yaşamak için uğraşmak gibi, ummadan, hayal etmeden, sıradan,
    Olduğu gibi.doğal ve ciddi.ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü.bu gücü
    Yan yanayken yaratabilme yeteneği.ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum
    Sana.masallarla geliyorum.efsanelerle geliyorum.herhangi bir insanın birikimiyle
    Geliyorum aslında.art niyetsizim inan,

    Bir nedeni yok, yalnızca öptüm.....
    ................................................................................

    bazı sorulara cevap bulamadım; kuşkusuz gerekli de değildi bu.soruyu soru halinde
    bırakıp sahici yanını korumaya çalışmam cehalet mi sanıldı acaba? bedenlerin bedenler
    den istedikleri ruhların ruhlardan çıkarttıkları, karşılıklı acıların birbirlerinin etkisini
    arttırdıkları vakitlerde düştün aklıma, aklıma yayıldın.ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim
    ki artık:ortadaydım işte.bir başkasının mal varlığına dönüşmeden yaşayabilmenin
    yalnızlığıydı bu.hayır! melankoli diye adlandırma bu durumu; ortak açı yakalayamama
    sorunu galiba.her kadın gibi doğurmak, her erkek gibi dağların doruklarında biraz
    gözden uzak hüzünlenme denemeleri aslında.kusura bakma kafam biraz dağınık...

    bir nedeni yok yalnızca öptüm...
    .............................................................................

    insan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalarda yapabilir.kızmamalısın.darılmamalısın
    eğer bir kardeşlik varsa aranızda.sevgi hoşgörü takıntıları da değil.bir elmanın kırmızı
    olması, bir gülün öyle kokması, bir derdin halledilmesinin ardından gelen ferahlık kadar
    sıradan ve güzeldir hata yapmak da.aşka çılgınlığın yakıştığı çağları neden unutalım
    neden tarihin çuvalına tıkalım tatlı serseriliği az biraz sergüzeşt olmayı, ılımlılık mı
    kurtaracak insanlığı? alttan alma mı örtecek bunca çirkefi, zorluğu belayı? demokrasi senin
    saçlarından güzel olamaz, senin yüzünden güzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller.
    Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir.beni üzdüğün yorduğun
    Yıprattığın gecedir.bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek
    Gerçekten kırıyorsun beni,

    Bir nedeni yok yalnızca öptüm....
    ...............................................................................








    birinin peşindeyim ben tanımsız bıraktığım birinin.sessizliğin doyurduğu, biçimli ve
    endişeli birinin.düşüncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin.yanında huzurlu
    uyuduğum, mutlu uyandığım birinin.onunla olmakla, onunla birlikte yaşamakla gizli
    bir gurur duyduğum, asla kıskançlığa ya da sahiplenmeye dönüşmeyen bir tutkuyla
    bağlandığım birinin.onu arıyorum göğe her baktığımda; bir melek gibi uzanıp yüzüme
    dokunacağını tasarlıyorum.bütün aşkların payına düşen şiddetten arınmış, başkalarına
    aynı birbirimize farklı koktuğumuz bir sevginin yolu bu.cesaretimi ondan alıyorum
    ve yine ona ben cesaret veriyorum mücadele ruhunda.bir sır gibi saklıyoruz misafirliği
    hüzün bitince geri döneceğiz çağımıza.insanlığa karışmaya hazır yapışık kalpler taşıyoruz
    aşkımızda.bizim aşkımız hakikaten beden gücü gerektiriyor akıl kadar.yapacak çok işimiz
    var.dövüşecek çok düşmanımız var.kucaklayacak çok arkadaşımız var.bizim sebebimiz
    bu.bizim fazlalığımız bu.belki de iksirimiz.kanayan yüzlerle çevrili bir gezegende
    fırtınaya karışan bellek tozlarımızla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayız, yalan s
    söylemiyorum,

    bir nedeni yok yalnızca öptüm....
    ..........................................................................

    evet, sen de isterdin sanırım huzurlu yaşayabileceğin bir hayatın planlarını
    şimdiden yapabilmeyi; kolaya indirgenmiş, biraz fazlalılığı aşırılıkta aramayan,
    ölçülü bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayı.rüzgara dur
    yağmura yağma, mevsime değiş demeyi; doğru hepimizde biraz tanrıyı
    kıskanmak var galiba.bütün günahlar da bundan kaynaklanıyor adeta.hırslarımızın
    çekincelerimizin odağı burası.kazanmaktan çok kaybetmeyi göze alabiliyoruz.
    Çikolata bile kurtlanabilir, dondurma erir, çiçek solar.galiba önemli olan, onları
    Yerinde yaşamak, yerinde korumak! birer hatıraya dönüşseler bile! kaç doğuma, kaç
    Ölüme şahit olduğunu hatırlayabiliyor musun? sevmek ifade edebilmek kadar ifadeyi
    Unutmamaktır da...


    Şimdi sessizce uzaklaşmalıyım.çünkü beni anlamadığını, anlamak için uğraşmadığını
    Hatta bunu önemsemediğini biliyorum.aynı otobandaydık ve birimiz birimizin yanından
    Geçip gitti.hafızasızlığı gurur saymanın adil yanı.hangimiz süratliydik önemi kalmadı, hangimiz daha özveriliydik bunun da...umarım mutlu olursun bunu bir çöküntü anında söylemiyorum.hiç kimse aldatmadı ötekini; yalnızca böyleydik işte.yüzüme öyle bakma nefretle,

    Bir nedeni yok, yalnızca öptüm...
    ..........................................................................................................









    benden uzaklaştıkça bana ait olanlardan yakanı sıyırdıkça rahatlayacağını, her şeye
    yeniden başlayabileceğini sanıyorsun.kim bilir doğrudur belki de.adımın yaşamadığı
    adımın özlemle anılmadığı yerlerde kime umut verebilirim ki zaten.romantizmin tehlikesi
    büyük, romantizmin esrarı büyüleyici, romantizmin kanına girdiği insanlar bencil ve
    hırslı!
    ben seninle yaşlanabilecek kadar erken yola çıkmayı istemiştim; maceramız uzundu
    çünkü.maceramızın tahakküm altına alınamayacak kadar mükemmel olması
    donanımımızla ilgiliydi.yani sen ne kadar sevecensen ben n e kadar az yıpratıcıysam
    o da o kadar mükemmeldi.özveri denilebilir buna.evet buna özveri demek beni mutlu
    ediyor.insan özverinin çocuklara ad olarak verilebileceği bir dünyada tanımını
    kaybediyor, miladını kaybediyor, peygamberlerini kaybediyor.bu kaybedişteki kaosun
    ritmiyle çekiliyorum sana.sen bir mıknatıssın şeffaf ve ben çekilirken sana içimdeki
    alelade metal parçalarıyla kan şekerim düşüyor, tansiyonum düşüyor, ağrılarım düşüyor
    ağzım düşüyor, ellerim, en çok da ellerim düşüyor.sakın, sakın ha üstüne alınma,

    bir nedeni yok, yalnızca öptüm....
    ..............................................


    ben seni kırmak için yaratılmadım.
    Uzun zamandır seni planlıyorum haksızca;
    Cezalandırılacak kadar mı yabancı tanınmaz ve uç yüklüydüm, belki seni çok
    Yıprattığımın, yaşama yönelik trafik işaretlerinin ortasında yalnız bıraktığımın
    Elbette farkına vardım, ama her şey mi benim aleyhte var oluşumla açıklanabilir
    Beni başta sana olmak üzere kimliklere karşı saldırganlaştıran koşulları tek başıma
    Ben mi oluşturdum.seni kaybettim.bunu biliyorum.seni kaybettiğimi sen çekip
    Gitmeden önce de biliyordum.ortadaydı.bedel ve kefalet ortadaydı.senin hakkında
    Bir satır yazmamaya çalışmamın nedenini hiç düşündün mü, sana ait olanları içten
    İçe koruma uğraşı mıydı bu sanki:kuşkusuz hala da saygıyla ağlıyorum, büyük bir
    Tesadüfe yenildim, büyük bir eksen kaymasıyla, sihirbazın şapkasında sıkışıp kalan
    Tavşan gibi,

    Bir nedeni yok, yalnızca öptüm...
    ...........................................................


    elbette kızıyorsun bana, belki de en çok bu zayıflığıma kızıyorsun:tedirginliğime,
    seni kaybetme endişeme, telaşıma, şaşkınlığıma, titreyişime, ürpermeme, anlamlarını
    anlamamış kelimelerle yetinmeme, müzakerelerde bulunmama, buhranların yorduğu bir gençlik yaşamama, bilincimi sana yönlendirmeme, sürekli, sürekli içmeme, kelimelerin
    kifayetsiz olma durumuna, vs ye vs ye...inadıma öfkeleniyorsun.hırçınlığıma
    öfkeleniyorsun.seni bırakmamama, seni özgürlüğüne salmamama hiddetleniyorsun
    bu da aşk işte! bu da entrika! bu da soysuzlaşmanın, aşkın getirdiği dalaveralarla
    kendine kilitlenmenin başka bir çeşidi.peki anahtar nerde sevgilim, peki anahtarın
    üzerindeki yivler kimin eseri, dur dur bağırma

    bir nedeni yok, yalnıc öptüm...
    ..............................



    bunlar da geçecek şüphesiz.seni unutmama kaç yüzyıl kaldı ki...bir küsme bir burulma
    biçimiyle gidişinin ardından şehrin gri cephelerine fevkalade ağır bir el bombası gibi
    düşen bunaltının bıraktığı korkunç acının unutulmasına kaç yüzyıl kaldı ki..yaralandım
    bütün noktalarımdaki nöbetçiler yaralandı.ölü de var dudaklarımda.çığırından çıkmış bir
    ayaklanma gibi ağlamakta yalnızlığım.bir gerçek aramıyorum felakete.bir bahane
    bulamıyorum arkadaşlarımın beni teselli etmek için söyledikleri kelimelerin hanesinde
    ama yokluğunu doldurmuyor sevda siyasetinin hançerleri.ama bilemiyorum yağmurun ardından artık hangimiz suçlanacak..eğer hissediyorsan,

    bir nedeni yok, yalnızca öptüm.....
    ................................................................................

    ben sende ardı arkası kesilmeyen bir korku sevdim.ben cüce bir çocuk sevdim sen de
    sıska.şiddetli ve hayret uyandıran manevralarla kendi kanına olan saplantılı aşkını
    sevdim.o rutubet kokan loş yüzündeki kanalizasyonları, az kelimeyle kurduğun
    cümlelerindeki gizli soru işaretlerini, barlardan çatlak bir bardak gibi atılmayı beklemeni
    serserice patlamalarını, yuttuğun toplu iğneleri ve bir film hilesi hissi uyandıran
    utangaç hasret pozisyonlarını sevdim.dokunamadım sana parmak uçlarım neşterdi çünkü.
    kırılan bir kemiğin sesiyle veda ederken,

    bir nedeni yok, yalnızca öptüm.....
    .......................................................................

  • james joyce30.07.2003 - 02:33

    ulysses in yazarı! kendi için yazmış kanımca defalarca okuduktan sonra bu kararı verdim ama yine okucam.postmodernist olmasına rağmen tutuyorum..

  • james joyce30.07.2003 - 02:31

    'tarih uyanmaya çalıştığım bir kabustu'

  • al pacino30.07.2003 - 01:43

    we decide who we are (recruit)
    i always tell the truth, even when i lie (scarface)

  • aldatılmak30.07.2003 - 01:42

    kim sonuna kadar kendini aldatmadan aldatabilmiştir bir diğerini? ! aldatan aldanan değil midir? ! gerçeğin ne tarafında olursan yalan diğer tarafta olduğundan aptal yerine konan sen değil, aldatanın ta kendisidir! ne aldattığını ne de seni sadece kendisini kandırır :))

  • asosyal gençler30.07.2003 - 01:28

    özal çocukları

  • hermann hesse30.07.2003 - 01:25

    'sana bugün bir şey söylemek istiyorum, uzun süredir bildiğim bir şey.sen de çoktandır biliyorsun bunu, ama belki kendi kendine henüz itiraf etmiş değilsin.sana şimdi kendim hakkında, senin yazgın, bizim yazgımız hakkında bildiklerimi açıklayacağım.sen, harry, hep bir sanatçı hayatı yaşadın
    için hep sevinçle, inançla dolup taştı, büyük ve ölümsüz şeylerin peşinde koştun hep, sevimli ve küçük şeylerden asla memnunluk duymadın.ne var ki yaşam seni uaydnırıp kendine yaklaştırdıkça çaresizliğin büyüdü, acıların, korkuların ve umarsızlıkların batağına giderek daha çok saplandın, gırtlağına kadar gömüldün içine, bir zaman güzel ve kıtsal bilip baş tacı ettiğin şeyler, insanlara ve bizim yüce misyonumuza beslediğin inanç imdadına koşamadı, hepsi yitirdi değerini unufak oldu, inancın soluyacak havadan yoksun kaldı.havasızlıktan boğulmak ise çok acı bir ölümdür.yalan mı harry? bu senin yazgın öyle değil mi?
    başımı sallayarak evet dedim, evet evet.
    yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç, bir beklenti yaşıyordu:eylemlere, acılara ve özverilere hazırdın.ama yavaş yavaş anladın ki, dünya hiç de senden eylemler ve özverilerde falan bulunmanı istemiyor, yaşam kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı
    değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir.kim bunun başka türlüsünü ister, kim gönlünde yiğitliği ve güzelliği barındırır, büyük yazarları ya da ermişleri baş tacı ederse o bir aptaldır, bir don kişottur.güzel, ben de aynı durumu yaşadım dostum:seçkin yeteneklerle donatılmış bir kızdım, yüce bir örneği kendime rehber edinerek yalamak, kendi kendime yüce istekler yöneltmek onurlu görevleri yerşne getirmek için yaratılmıştım.büyük ibr yazgıyı omuzlayabilir, bir kralın eşi, bir devrimcinin sevgilisi, bir dahiin kızkardeşi, bir ideal uğrunda ölümü göze alan bir kişinin annesi olabilirdim.ama yaşam az buçuk beğeni sahibi kibar bir fahiş eolmama izin verdi sadece. bu kadarını bile le geçirmem kolay olmadı! bütün bunlar başıma geldi işte! bir süre çaresizliğe kapıldım, olup ibtenlerin suçunu uzun süre kendimde aradım.yaşam ne de olsa her zaman haklıdır diye düşündüm
    yaşam düşlerimle alay edip eğlendiyse, o zaman düşlerim salakçaydı demek haklı yanları yoktu diye geçirdim içimden.böyle düşünmem bir işime yaramadı.gözlerim iyi görüp kulaklarımiyi işittiğiinden
    biraz da meraklı biri olduğumdan yaşam denilen şeyi inceden inceye adamakıllı gözden geçirdim, bildik tanıdıklarımı komşularımı pek çok insanı ve bunların yazgılarını bir bir inceledim; gördüm ki harry haklıymış düşlerim yerden göğe haklıymış tıpkı seninkiler gibi.yaşamsa gerçekten haksızdı.senin gibi bir insanın yalnızlık ürkeklik ve umutsuzluk içinde usturaya el atmak zorunda kalması ne kadar doğruysa benim gibi bir kadının bir para babasının yanında çalışıp zavallılık ve anlamsızlık içinde yaşlanmasından, para babası böyle biriyle parasının hatırı için avlanmesinden ya da bir çeşit fahişe olup çıkmasından başka seçenek bulamayışı o kadar doğruydu.benim içine düştüğüm sefalet belki daha çok maddi ve ahlaki seninki ise daha çok manevi idi ama ikisi de aynı kapıya çıkıyordu.sanıyor musun senin fokstrottan korkmanı barlardan ve dans salonlarından tiksinmeni caz müziğine ve bütün o ıvır zıvıra karşı direnmeni anlamayacak biriyim? hem de çok iyi anlıyorum hepsini, senin politikadan nefret etmeni de anlıyorum parti ve basın mensuplarının boş boğazlıklarından ve sorumsuz davranışlarından üzüntü duymanı da hem geçmi ş hem gelecekteki savaşa ilişkin umarsızlığını da günümüzde düşünme okuma inşaat mimari eğlence müzik ve eğitimd izlenen yol konusundaki karamsarlığını da.haklısın bozkırkurdu, yerden göğe haklısın.öyleyken yok olup gitmekten başka elinden bir şey gelmiyor.bugünün pek az şeyle yetinen basit ve rahat dünyası için fazla iddialı ve açsın, seni kendi içinden tükürüp atıyor bu dünya, onun boyutlarının dışına taşıyorsun.günümüzde yaşamak, yaşamaktan zevk alımak isteyen birinin senin gibi benim gibi bir insan olmaması gerekiyor, zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek iş, oyunyerine gerçek tutuku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz...” BOZKIRKURDU.
    HERMANN HESSE i yeterince okumamıs olanlar neden yazma gereği duymuşlar anlamadım, oldukça da kızdım!
    bir şeyi eleştirebilmek, hakkında fikir sahibi olabilmek için yürünmesi gereken yol o şeyin oluşturulurken yüründüğü yoldan farksızdır.aynı çaba ve özveri gerekir.bu yüzden boş konuşmayın!

  • h200030.07.2003 - 01:17

    bakınız ekşi sözlük yazarları :)))

  • yusuf islam30.07.2003 - 01:16

    morning has broken..........

  • metal müzik30.07.2003 - 01:12

    geçmişim.bugünüm.yarınım.kafamın içinde durmadan çalan.çalmış olan.çalacak olan........