Kültür Sanat Edebiyat Şiir

hermann hesse sizce ne demek, hermann hesse size neyi çağrıştırıyor?

hermann hesse terimi Barış Çalışkan tarafından 13.07.2003 tarihinde eklendi

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay11.02.2017 - 16:16

    “Sevilmek mutluluk değildir. Her insan kendi kendini sever; ama mutluluk bir başkasını sevmektir.”
    Hermann Hesse (1877-1962)

  • Gökalp Gök
    Gökalp Gök15.08.2007 - 21:28

    Henman Hesse etrafımızı çevreleyen her şeye yeni bir gözle bakabilmektir.Hayatın anlamı nedir? Hesse onu okuyanlara yeni bir hayat görüşü sunar. İnsanın kendi içine yolculuğuna kılavuzluk eder. Hesse insancılıktır, tüm yolculuklurın sonunda aranılan şeyin içimizde bir yerlerde olduğunu vurgular. Hesse en başarısız kişiden en başarılıya en güzelden en çirkine varolan her şeye değerler yükler. Hesse içsel karışıklıkların karşılığı, huzur arayanların deniz feneridir. Hesse farkında olmaktır. Hesse yaşamdır, herşeydir.

  • Lanet Herif
    Lanet Herif27.03.2007 - 18:01

    bozkırkurdu ve sidharta'da varlığı ve varlığın nirvanasını arar. Gertrud'da bir müzisyenin çıkmazını anlatır. diğer kitaplarını okumadım. ama gerçekten beğendim.

  • Edaa
    Edaa19.12.2006 - 16:49

    narziss und Goldmund kitabi mukemmeldi..

  • Atılım Akbas
    Atılım Akbas29.05.2005 - 16:03

    her resmine bir şiir yazan tarifsiz bi derya..

  • Ayse Mutlu
    Ayse Mutlu10.03.2005 - 00:15

    'sevilmek mutluluk değildir, mutluluk bir başkasını sevmektir..'

  • Ayse Mutlu
    Ayse Mutlu10.03.2005 - 00:04

    steppenwolf..

  • Mm
    Mm14.09.2004 - 21:33

    ne kadar sefilane ve talihsiz bi görüş bu....

    hermann hesse yi kim tanır...şilteyi kıtık doldurur gibi beynini kıtık doldurmuş iki üç sefih...

    istisnalar kaideyi bozmaz dermişim..bilin bakalım..istisna kim...

  • Sanem Demirer
    Sanem Demirer30.07.2003 - 01:25

    'sana bugün bir şey söylemek istiyorum, uzun süredir bildiğim bir şey.sen de çoktandır biliyorsun bunu, ama belki kendi kendine henüz itiraf etmiş değilsin.sana şimdi kendim hakkında, senin yazgın, bizim yazgımız hakkında bildiklerimi açıklayacağım.sen, harry, hep bir sanatçı hayatı yaşadın
    için hep sevinçle, inançla dolup taştı, büyük ve ölümsüz şeylerin peşinde koştun hep, sevimli ve küçük şeylerden asla memnunluk duymadın.ne var ki yaşam seni uaydnırıp kendine yaklaştırdıkça çaresizliğin büyüdü, acıların, korkuların ve umarsızlıkların batağına giderek daha çok saplandın, gırtlağına kadar gömüldün içine, bir zaman güzel ve kıtsal bilip baş tacı ettiğin şeyler, insanlara ve bizim yüce misyonumuza beslediğin inanç imdadına koşamadı, hepsi yitirdi değerini unufak oldu, inancın soluyacak havadan yoksun kaldı.havasızlıktan boğulmak ise çok acı bir ölümdür.yalan mı harry? bu senin yazgın öyle değil mi?
    başımı sallayarak evet dedim, evet evet.
    yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç, bir beklenti yaşıyordu:eylemlere, acılara ve özverilere hazırdın.ama yavaş yavaş anladın ki, dünya hiç de senden eylemler ve özverilerde falan bulunmanı istemiyor, yaşam kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı
    değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir.kim bunun başka türlüsünü ister, kim gönlünde yiğitliği ve güzelliği barındırır, büyük yazarları ya da ermişleri baş tacı ederse o bir aptaldır, bir don kişottur.güzel, ben de aynı durumu yaşadım dostum:seçkin yeteneklerle donatılmış bir kızdım, yüce bir örneği kendime rehber edinerek yalamak, kendi kendime yüce istekler yöneltmek onurlu görevleri yerşne getirmek için yaratılmıştım.büyük ibr yazgıyı omuzlayabilir, bir kralın eşi, bir devrimcinin sevgilisi, bir dahiin kızkardeşi, bir ideal uğrunda ölümü göze alan bir kişinin annesi olabilirdim.ama yaşam az buçuk beğeni sahibi kibar bir fahiş eolmama izin verdi sadece. bu kadarını bile le geçirmem kolay olmadı! bütün bunlar başıma geldi işte! bir süre çaresizliğe kapıldım, olup ibtenlerin suçunu uzun süre kendimde aradım.yaşam ne de olsa her zaman haklıdır diye düşündüm
    yaşam düşlerimle alay edip eğlendiyse, o zaman düşlerim salakçaydı demek haklı yanları yoktu diye geçirdim içimden.böyle düşünmem bir işime yaramadı.gözlerim iyi görüp kulaklarımiyi işittiğiinden
    biraz da meraklı biri olduğumdan yaşam denilen şeyi inceden inceye adamakıllı gözden geçirdim, bildik tanıdıklarımı komşularımı pek çok insanı ve bunların yazgılarını bir bir inceledim; gördüm ki harry haklıymış düşlerim yerden göğe haklıymış tıpkı seninkiler gibi.yaşamsa gerçekten haksızdı.senin gibi bir insanın yalnızlık ürkeklik ve umutsuzluk içinde usturaya el atmak zorunda kalması ne kadar doğruysa benim gibi bir kadının bir para babasının yanında çalışıp zavallılık ve anlamsızlık içinde yaşlanmasından, para babası böyle biriyle parasının hatırı için avlanmesinden ya da bir çeşit fahişe olup çıkmasından başka seçenek bulamayışı o kadar doğruydu.benim içine düştüğüm sefalet belki daha çok maddi ve ahlaki seninki ise daha çok manevi idi ama ikisi de aynı kapıya çıkıyordu.sanıyor musun senin fokstrottan korkmanı barlardan ve dans salonlarından tiksinmeni caz müziğine ve bütün o ıvır zıvıra karşı direnmeni anlamayacak biriyim? hem de çok iyi anlıyorum hepsini, senin politikadan nefret etmeni de anlıyorum parti ve basın mensuplarının boş boğazlıklarından ve sorumsuz davranışlarından üzüntü duymanı da hem geçmi ş hem gelecekteki savaşa ilişkin umarsızlığını da günümüzde düşünme okuma inşaat mimari eğlence müzik ve eğitimd izlenen yol konusundaki karamsarlığını da.haklısın bozkırkurdu, yerden göğe haklısın.öyleyken yok olup gitmekten başka elinden bir şey gelmiyor.bugünün pek az şeyle yetinen basit ve rahat dünyası için fazla iddialı ve açsın, seni kendi içinden tükürüp atıyor bu dünya, onun boyutlarının dışına taşıyorsun.günümüzde yaşamak, yaşamaktan zevk alımak isteyen birinin senin gibi benim gibi bir insan olmaması gerekiyor, zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek iş, oyunyerine gerçek tutuku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz...” BOZKIRKURDU.
    HERMANN HESSE i yeterince okumamıs olanlar neden yazma gereği duymuşlar anlamadım, oldukça da kızdım!
    bir şeyi eleştirebilmek, hakkında fikir sahibi olabilmek için yürünmesi gereken yol o şeyin oluşturulurken yüründüğü yoldan farksızdır.aynı çaba ve özveri gerekir.bu yüzden boş konuşmayın!