Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Nusret Orhan
Nusret Orhan

*İÇSİZ CEVİZİ HAFİFLİĞİ ELE VERİR. (ŞEYH ŞADİ ŞİRAZİ)

  • sefalet24.04.2009 - 15:58

    Tok açın halinden anlarmı?
    Dünyada açlık ve sefalet var evet.
    Bu dünya herkese yetecek kadar geniş ve verimli ama aç gözlü zalimler, afrikalıya yamyam adını takıp asıl yamyamlığı kendileri yapan emperyalist bozuntuları, hakça paylaşmayı reddetdikleri için, insanlık bu açlık ve sefalet sorunuyla karşı karşıya.
    Bir yerde sadece kemikleri ve derisi kalmış vücuduna konan sinekleri koymaya bile gücü olmayan açlar varken, çöplerden ekmek parçaları bulmaya çalışanlar varken,
    diğer taraftan bir yemekte onlarca çeşit yemeği sofrasına getiren,
    bunların çoğunu zıkkımlanmayıp çöpe döken,
    patlıyasıcalar yüzünden, zaten kıyamet kopmuşta farkında değiliz.

  • Turkish Lokum24.04.2009 - 11:46

    Terimi ekleyen kardeşe sormak lazım,
    Turkish Lokum diye yarısı ingilizce yarısı Türkçe bir terim nedir bölümüne neden eklenir,
    moderatöre de sormak gerek bunu nasıl eklemeye değer bulur.

    TURKİSH diyorsan LOKUM diyemezsin,
    ya TURKİSH DELİGHT dersin,
    yada TÜRK LOKUMU diye yazarsın.

  • Turkish Lokum24.04.2009 - 11:46

    Terimi ekleyen kardeşe sormak lazım,
    Turkish Lokum diye yarısı ingilizce yarısı Türkçe bir terim nedir bölümüne neden eklenir,
    moderatöre de sormak gerek bunu nasıl eklemeye değer bulur.

    TURKİSH diyorsan LOKUM diyemezsin,
    ya TURKİSH DELİGHT dersin,
    yada TÜRK LOKUMU diye yazarsın.

  • aptal sarışın24.04.2009 - 11:42

    Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.
    Parkta bir çocuğu yakalayıp;
    - 'seni kaçırıyorum' demiş ve bir fidye notu yazmış;
    - 'Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın'. İmza: Bir sarışın.
    Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;
    - 'git bu notu anne babana göster' diyerek çocuğu evine yollamış.
    Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten'de bir kese kağıdı ve içinde de 10 bin dolar var.
    Bir de not;
    - 'Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar? '...


    Bizim sarışınlarımız alınmasınlar,
    çünkü bizdeki sarışınların % 90 ı çakma sarışın :-)

  • sarışın24.04.2009 - 11:41

    Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.
    Parkta bir çocuğu yakalayıp;
    - 'seni kaçırıyorum' demiş ve bir fidye notu yazmış;
    - 'Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın'. İmza: Bir sarışın.
    Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;
    - 'git bu notu anne babana göster' diyerek çocuğu evine yollamış.
    Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten'de bir kese kağıdı ve içinde de 10 bin dolar var.
    Bir de not;
    - 'Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar? '...


    Bizim sarışınlarımız alınmasınlar,
    çünkü bizdeki sarışınların % 90 ı çakma sarışın:-)

  • dostluk24.04.2009 - 11:23

    Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. 'Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim' demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve 'Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim! ' demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Aileside
    dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış.
    Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. 'Kör kuyunun başına git ve oğlum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek! ' demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadıgı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, 'Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde! ' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı...
    'Hatalı olan oğlum olmalı! ' demiş ve yılandan özür dilemiş. 'Tekrar dost olalım! ' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş:

    'Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız! ' demiş.

  • dost24.04.2009 - 11:20

    Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an gözgöze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. 'Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edecegim' demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra agzında bir altın lira ile dönmüş ve 'Bundan böyle ömür boyu sana hergün bir altın lira verecegim! ' demiş. Oduncu altını bozdurmuş ve evinde ogün şenlik olmuş. Ailesid ahil hiç kimseye olanı bite4ni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştıgı için durumunun düzeldigini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu hergün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Birgün oduncu agır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluga alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oglunu yanına çagırmış ve yılanın sırrını anlatmış. 'Kör kuyunun başına git ve oglum oldugunu söyle; yılan sana altın verecek! ' demiş. Oglu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oglu olduguna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oglan önce inanmadıgı hikayenin gerçek oldugunu görünce hırsa kapılmış, 'Kimbilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde! ' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyrugunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oglanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oglu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatagından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oglu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyrugu yok ve kanlar içinde. Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oglu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı...
    'Hatalı olan oglum olmalı! ' demiş ve yılandan özür dilemiş. 'Tekrar dost olalım! ' demiş. Yılan ise acı acı gülümsemiş:

    'Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız! ' demiş.

  • ruh çağırmak24.04.2009 - 09:58

    Ruh çağırma seansında bulunanlar ister istemez cinlerle temas etmekte, adeta bu varlıkların elinde oyuncak durumuna düşmektedirler.

  • ruh çağırmak24.04.2009 - 09:53

    İnsanlar bilinmez olana gizli olana karşı meyilli olduklarından, Ruh çağırma işleminede meraklıdırlar.
    Ancak, eğer müslümanız diyorsak bilelim ki, ruh çağırma adı altında yapılan çalışmalar, soytarılıktan öte bir şey değildir, hiç bir kimsenin ruhu böyle törenlerle dünyaya geri gelmez, gelemez, gelen sadece insanların inancını zayıflatmakisteyen CİN'lerdir.
    Cinler Kur'an-ı Kerimde de yer alan yaratıklardır, çok uzun yaşarlar, bazı haberleri verebilirler. Bunların haberlerini bir kısmı doğru da olabilir, ancak kula düşen bu işlerle uğraşmak değildir.
    Zira insanlar ve CİN'ler Allah'a kulluk etmek için yaratılmışlardır.

  • deli dumrul24.04.2009 - 09:30

    Deli Dumrul yaptığı köprüden geçendende geçmeyendende geçiş parası alarak, bu dönemdeki hükümetlere ve son dönem Maliye bakanlarına esin kaynağı olmuştur.
    Ancak Azraille girdiği diyaloğ ve sonrası hoş değil, neyse ki sadece masal.