Bir zamanlar www.altavista.com çok iyidi sonra iyice küçüldü ve yahoo.com'un bir parçası oldu... Bunların dışında tabi: http://webcrawler.com/ www.excite.com www.lycos.com vb.
evet bence de şimdilik Google'un üstüne diyecek yok...
Yine de Türkçe arama motorlarını da sanş vermek gerekir: www.netbul.com www.arama.com www.arabul.com vb.
Öğrenmek maksadıyla soru sorulmasında beis yoktur. Ancak kendi bildiğiniz bir şeyi başkasına sormak veya o meseleya vakıf olmayan bir kimseye sormakla, onu mahcup etmiş olursunuz. Bu ise dinen caiz değildir. Soru yönelttiğiniz kimsenin cahilliğini ortaya koymak ve kendi alimliğinizi etrafa ispatlamak için sormak ise haramdır. Lüzumsuz sorular peşine takılmak ise zaman sermayesini boşa harcamak olur. Onun için faydalı ve lüzumlu olan soruların dışına taşmamak lazımdır.
Kaynak: Günümüz Meselelerine açıklamalı Fetvalar, 1249 Mehmed Emre, Eskişehir, Balıkersir-Bilecik Eski Müftüsü
Soru sormanında bir edebi adabı vardır derler... Mesela bu konu dinimizde çok güzel işlnemiştir: mesela cevabını beğenmiyeceğiniz soruyu sormamak ya da Allah'ın pazuları ne kadar büyük gibi sorudan çok alay edermişcesine rezil sorular...
Bu açıdan bakarsak, cevabını bildiğimiz ya da kendimize göre cevabı olan soruyu sormak gibi seviyesizlik yapmak: Daha çok saldırmak için sorulan sorular, fasulyenin faydaları nelerdir gibi saçma sorular, daha Konayı bilmeden anyayı sormak, sinir etmek için sormak ve daha örneklerini çoğaltabileceğimiz gereksiz sorulara soru bile denmez...
Bilmemek değil sormamak ayıptır derler ya işte sadece sormak değil öğrenmek için sormak esas marifetir...
Soruya soruyla karşılık vermek, taa Sokrates'e kadar dayanır... En basit örnek: -Neden? -Neden olmasın?
Ne kadar basit bir taktik olarak gözükse de felsefenin ve belagatın en etkiletici yanıdır hatta silahı bile diyebiliriz... Ne de olsa filozoflardan biri '''Soru sormak en güzel cevaplardan da yücedir'' dememiş midir...
Eğer insanın yüce bir varlığa inanması ihtiyaçsa O'nun var olmadığı anlamına gelmez... Basit bir benzetmeden yola çıkarsak; insan nefes almaya da ihitiyaç duyar, bu havanın olmadığı anlamına gelmez... Ve de temiz havayı solumak daha iyise, işte o zaman, inanç konumda ise devreye din girer... O zaman doğru dine inanmak daha sağlıklıdır... Bu durumda gerekli dini insan mı daha getirebilir yoksa onu yaratan mı?
yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Tekel'in istatistiklerini görmüştüm, tüketilen alkol oranını göstermek için ''bebek başına bir şişe rakı düşüyor'' diye yaptıkları benzetme tüyler ürperticiydi... Alkol sayesinde işlenen suçlar, trafik kazaları, fuhuş, vandalizm, depresyon, intihar etme gibi bataklıklar da cabası
Ve hala bir bardak şarap kan yapar deyip geçiyoruz, üstüne Ömer Hayyam'ı anlamayıp, içmeyi şiirleriyle süslüyoruz, hatta ''ben kendimi kontrol etmesini bilirim'' gibilerinden de bilmişlik taslanmıyor mu peki o kadar nefsimizi kontrol etmekte iyisek nasıl oluyorda istatistiklerle uyuşmuyor. Parayla zehir içiliyor farkında değiliz, o babalarına ızgara için bakkaldan bira, rakı alan çocuklar gözümün önüne geliyorda ne desem fasa fiso çünkü şeytan günahı süsleyip göze ne kadar güzel gösteriyor...
yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Tekel'in istatistiklerini görmüştüm, tüketilen alkol oranını göstermek için ''bebek başına bir şişe rakı düşüyor'' diye yaptıkları benzetme tüyler ürperticiydi... Alkol sayesinde işlenen suçlar, trafik kazaları, fuhuş, vandalizm, depresyon, intihar etme gibi bataklıklar da cabası
Ve hala bir bardak şarap kan yapar deyip geçiyoruz, üstüne Ömer Hayyam'ı anlamayıp, içmeyi şiirleriyle süslüyoruz, hatta ''ben kendimi kontrol etmesini bilirim'' gibilerinden de bilmişlik taslanmıyor mu peki o kadar nefsimizi kontrol etmekte iyisek nasıl oluyorda istatistiklerle uyuşmuyor. Parayla zehir içiliyor farkında değiliz, o babalarına ızgara için bakkaldan bira, rakı alan çocuklar gözümün önüne geliyorda ne desem fasa fiso çünkü şeytan günahı süsleyip göze ne kadar güzel gösteriyor...
Bir hastalıktır, şarhoş olmak için değil artık öyle bir duruma gelmiştir ki normal davranabilmek için içer...
Dünyada kölelik, insan ticareti gibi özgürlükleri kısıtlayacı durumları en asgari duruma getirsek bile bağımlılık her zaman boyuna geçirilmiş demir halkalar olarak kalacaktır...
Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı bunların arasında en göze çarpandır... Lakin göze çarpmasına rağmen topluma en çok empoze edilen metalardandır...
Bir zamanlar www.altavista.com çok iyidi sonra iyice küçüldü ve yahoo.com'un bir parçası oldu... Bunların dışında tabi:
http://webcrawler.com/
www.excite.com
www.lycos.com
vb.
evet bence de şimdilik Google'un üstüne diyecek yok...
Yine de Türkçe arama motorlarını da sanş vermek gerekir:
www.netbul.com
www.arama.com
www.arabul.com
vb.
ÇOK SORU SORMAK
Öğrenmek maksadıyla soru sorulmasında beis yoktur. Ancak kendi bildiğiniz bir şeyi başkasına sormak veya o meseleya vakıf olmayan bir kimseye sormakla, onu mahcup etmiş olursunuz. Bu ise dinen caiz değildir. Soru yönelttiğiniz kimsenin cahilliğini ortaya koymak ve kendi alimliğinizi etrafa ispatlamak için sormak ise haramdır. Lüzumsuz sorular peşine takılmak ise zaman sermayesini boşa harcamak olur. Onun için faydalı ve lüzumlu olan soruların dışına taşmamak lazımdır.
Kaynak:
Günümüz Meselelerine açıklamalı Fetvalar, 1249
Mehmed Emre, Eskişehir, Balıkersir-Bilecik Eski Müftüsü
Soru sormanında bir edebi adabı vardır derler... Mesela bu konu dinimizde çok güzel işlnemiştir: mesela cevabını beğenmiyeceğiniz soruyu sormamak ya da Allah'ın pazuları ne kadar büyük gibi sorudan çok alay edermişcesine rezil sorular...
Bu açıdan bakarsak, cevabını bildiğimiz ya da kendimize göre cevabı olan soruyu sormak gibi seviyesizlik yapmak: Daha çok saldırmak için sorulan sorular, fasulyenin faydaları nelerdir gibi saçma sorular, daha Konayı bilmeden anyayı sormak, sinir etmek için sormak ve daha örneklerini çoğaltabileceğimiz gereksiz sorulara soru bile denmez...
Bilmemek değil sormamak ayıptır derler ya işte sadece sormak değil öğrenmek için sormak esas marifetir...
Soruya soruyla karşılık vermek, taa Sokrates'e kadar dayanır...
En basit örnek:
-Neden?
-Neden olmasın?
Ne kadar basit bir taktik olarak gözükse de felsefenin ve belagatın en etkiletici yanıdır hatta silahı bile diyebiliriz... Ne de olsa filozoflardan biri '''Soru sormak en güzel cevaplardan da yücedir'' dememiş midir...
Lakin ezbere kaçarsa önemini kaybeder...
Eğer insanın yüce bir varlığa inanması ihtiyaçsa O'nun var olmadığı anlamına gelmez... Basit bir benzetmeden yola çıkarsak; insan nefes almaya da ihitiyaç duyar, bu havanın olmadığı anlamına gelmez... Ve de temiz havayı solumak daha iyise, işte o zaman, inanç konumda ise devreye din girer... O zaman doğru dine inanmak daha sağlıklıdır... Bu durumda gerekli dini insan mı daha getirebilir yoksa onu yaratan mı?
olay sadece inanmakla kalsaydı dine gerek kalmazdı...
yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Tekel'in istatistiklerini görmüştüm, tüketilen alkol oranını göstermek için ''bebek başına bir şişe rakı düşüyor'' diye yaptıkları benzetme tüyler ürperticiydi... Alkol sayesinde işlenen suçlar, trafik kazaları, fuhuş, vandalizm, depresyon, intihar etme gibi bataklıklar da cabası
Ve hala bir bardak şarap kan yapar deyip geçiyoruz, üstüne Ömer Hayyam'ı anlamayıp, içmeyi şiirleriyle süslüyoruz, hatta ''ben kendimi kontrol etmesini bilirim'' gibilerinden de bilmişlik taslanmıyor mu peki o kadar nefsimizi kontrol etmekte iyisek nasıl oluyorda istatistiklerle uyuşmuyor. Parayla zehir içiliyor farkında değiliz, o babalarına ızgara için bakkaldan bira, rakı alan çocuklar gözümün önüne geliyorda ne desem fasa fiso çünkü şeytan günahı süsleyip göze ne kadar güzel gösteriyor...
yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Tekel'in istatistiklerini görmüştüm, tüketilen alkol oranını göstermek için ''bebek başına bir şişe rakı düşüyor'' diye yaptıkları benzetme tüyler ürperticiydi... Alkol sayesinde işlenen suçlar, trafik kazaları, fuhuş, vandalizm, depresyon, intihar etme gibi bataklıklar da cabası
Ve hala bir bardak şarap kan yapar deyip geçiyoruz, üstüne Ömer Hayyam'ı anlamayıp, içmeyi şiirleriyle süslüyoruz, hatta ''ben kendimi kontrol etmesini bilirim'' gibilerinden de bilmişlik taslanmıyor mu peki o kadar nefsimizi kontrol etmekte iyisek nasıl oluyorda istatistiklerle uyuşmuyor. Parayla zehir içiliyor farkında değiliz, o babalarına ızgara için bakkaldan bira, rakı alan çocuklar gözümün önüne geliyorda ne desem fasa fiso çünkü şeytan günahı süsleyip göze ne kadar güzel gösteriyor...
Bir hastalıktır, şarhoş olmak için değil artık öyle bir duruma gelmiştir ki normal davranabilmek için içer...
Dünyada kölelik, insan ticareti gibi özgürlükleri kısıtlayacı durumları en asgari duruma getirsek bile bağımlılık her zaman boyuna geçirilmiş demir halkalar olarak kalacaktır...
Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı bunların arasında en göze çarpandır... Lakin göze çarpmasına rağmen topluma en çok empoze edilen metalardandır...
alkol içen kişi demek yerine alkol içmeye aşırı derecede ihtiyaç duyan kişi desek daha doğru olur...