erzurumlu bir inşaat işçisi turistik bir yerde çalışıyor ramazanda oruçlu oruçlu güneşin alnında ter fırıl fırıl arada bir bakıyorki turistler yiyor içiyor gölgelik en sonunda dayanamıyor gidiyor yanlarına -gardaş pah hele şu halime dinizin gıymetin bilin
doğuda basma derler tezek kalıplarının yapıldığı yere erzurumlunun biride basmaların olduğu yeri yol etmiş sürekli geçiyor sahibi dayanamamış artık -gurban yol ettin burayı her gün hergün -ne o gardaş pohunuzumu yedik
-bak arif artık bu simitleri sokakta bağıra bağıra satmayacaksın -ama abi insanlar nereden bilecek duyacak -ya arif. ben bişey diyorsam dinle şimdi giy bu tişördü -ama abi bu tişört kırmızı sevmem ben hem ne yazıyor burda -taze sıcak simit gürültü kirliliğine son! -ama abi -aması maması yok olum bu gördüğün simit fırını yarının simit sarayı olacak göreceksin hade koçum...
heee.. şimdi anladım ben annemin neden hep patlıcan yemeklerini yaptığını.. ikidebir -oğlum patlıcan ye ondada nikotin var derdi. hangi münasebetsiz söylemişse artık her sigara çektiğinde canım patlıcanmı dişleyeceğim.. -yaksana bitane -yok o balgam yapıyo patlıcan yicem ben...
karanlık hiçlik yokluk körlük görmezlik ve görememezlik.. göremiyorum o halde yokmuyum ben karanlıkta ben varsam karanlıklar nerede.. niçin Allah karanlıklardan aydınlığa çıkarandır.. karanlıklar niçin çoğuldurda aydınlık tekildir..heryer karanlık ve herşey.. bir güneş var aydınlatan başka kim.. geçenlerde hoşgeldin ve hoşbulduk kelimeleri hakkında bir ikilem oldu sanki birileri arasında.. hoşgeldin diyen yine tekildi ve hoşbulduk çoğul.. bir tevhid mi vardı burada konuşan birdi misafiri ağırlayan tek! ben birim konuşursam birleyerek konuşurum ve sen hoşgeldin ey resul! benim gözümde birsiniz ve benim kullarımsınız hoşbulduk ya ilahel alemiin biz hepimiz geldik sana geldik bir olana geldik...
-hadi ninja kaplumbağacılık oynayalım -ama 3 kişiyiz -eee Rafael pizza almaya gitmiş olsun -tamam ama düşmanlar nerede -eee muhtarın elmalığı varya orada düşmanlar. düşmanlar elma -ama muhtar amca elmalığı suluyor döver bizi -eee tamam o zaman muhtar amca düşman olsun -ya fatih salak salak konuşma ben ninja kaplumbağacılık oynamıyorum..
'sanane' hiç sevmez 'neden' sorusunu eğer soru sorulanda bir yalnızlık bir asabiyet bir öfke sezilmişse bilinmelidir ki 'sanane' o an oralarda geziniyordur. ve 'neden' diye sorduğunuz anda hemen 'sanane' çıkar oradan ve kırar 'neden' cinin yardım etmek isteyen yufka yüreğini...
erzurumlu bir inşaat işçisi turistik bir yerde çalışıyor
ramazanda oruçlu oruçlu
güneşin alnında
ter fırıl fırıl
arada bir bakıyorki turistler yiyor içiyor gölgelik
en sonunda dayanamıyor gidiyor yanlarına
-gardaş pah hele şu halime
dinizin gıymetin bilin
doğuda basma derler tezek kalıplarının yapıldığı yere
erzurumlunun biride basmaların olduğu yeri yol etmiş
sürekli geçiyor
sahibi dayanamamış artık
-gurban yol ettin burayı her gün hergün
-ne o gardaş pohunuzumu yedik
zavallı istavrit
balinanın midesinde yüze yüze kuyruğuna kadar gelmiş..
ama ters yön ters
exıt the go to do ağız..
diğer tarafa diğer tarafa..
-bak arif artık bu simitleri sokakta bağıra bağıra satmayacaksın
-ama abi insanlar nereden bilecek duyacak
-ya arif. ben bişey diyorsam dinle şimdi giy bu tişördü
-ama abi bu tişört kırmızı sevmem ben hem ne yazıyor burda
-taze sıcak simit gürültü kirliliğine son!
-ama abi
-aması maması yok olum bu gördüğün simit fırını
yarının simit sarayı olacak göreceksin hade koçum...
heee..
şimdi anladım ben annemin neden hep patlıcan yemeklerini yaptığını..
ikidebir
-oğlum patlıcan ye ondada nikotin var
derdi. hangi münasebetsiz söylemişse artık
her sigara çektiğinde canım
patlıcanmı dişleyeceğim..
-yaksana bitane
-yok o balgam yapıyo patlıcan yicem ben...
karanlık hiçlik yokluk körlük görmezlik
ve görememezlik.. göremiyorum o halde yokmuyum ben karanlıkta
ben varsam karanlıklar nerede..
niçin Allah karanlıklardan aydınlığa çıkarandır..
karanlıklar niçin çoğuldurda
aydınlık tekildir..heryer karanlık ve herşey..
bir güneş var aydınlatan başka kim..
geçenlerde hoşgeldin ve hoşbulduk kelimeleri hakkında bir ikilem oldu sanki birileri arasında..
hoşgeldin diyen yine tekildi ve hoşbulduk çoğul..
bir tevhid mi vardı burada
konuşan birdi
misafiri ağırlayan tek! ben birim konuşursam birleyerek konuşurum
ve sen hoşgeldin ey resul!
benim gözümde birsiniz ve benim kullarımsınız
hoşbulduk ya ilahel alemiin
biz hepimiz geldik
sana geldik
bir olana geldik...
ankarada lapa lapa kar yağıyor
ve buna rağmen insanlar akın akın denize girmeye devam ediyor...
-hadi ninja kaplumbağacılık oynayalım
-ama 3 kişiyiz
-eee Rafael pizza almaya gitmiş olsun
-tamam ama düşmanlar nerede
-eee muhtarın elmalığı varya orada düşmanlar. düşmanlar elma
-ama muhtar amca elmalığı suluyor döver bizi
-eee tamam o zaman muhtar amca düşman olsun
-ya fatih salak salak konuşma ben ninja kaplumbağacılık oynamıyorum..
'sanane' hiç sevmez 'neden' sorusunu
eğer soru sorulanda bir yalnızlık bir asabiyet bir öfke
sezilmişse
bilinmelidir ki 'sanane' o an oralarda geziniyordur.
ve 'neden' diye sorduğunuz anda hemen 'sanane'
çıkar oradan ve kırar 'neden' cinin yardım etmek isteyen yufka yüreğini...
beni yaktın yıktın gittin
yazıklar olsuuun!
allah belanııı versin...