en küçüğü bir nebze pişmanlık duyup, cesaret edipte söyleyemediğin insanın yüzüne dalgınlıkla dahi olsa kısacık bir nazar etmek değilmidir? aklın kendini sorgulayanı makbuldür evet ama o akıl eylemlerini sorgulayan bir kalp ve vicdan ile birlikte çalışmazsa bu bitirme tezini asla biteremeyecek ve hayata (?) atılamayacaksın..
kelimenin sık kullanımı çirkin bir intiba versede insan havaya suya muhtaç olduğu gibi özür dilemeyede muhtaç eğer kötü bir şey olsaydı Allah azze ve celle kullarından bunu istemezdi herhal.. o ki Rab makamında tabiki özür bekleyecek büyüklüğünü kabullenen pişmanlığını meramını ifade eden kullar isteyecek.. ama insanın insan olandan özür dilemesi yakışık almıyor.. diyorsan katı kalpli kibirli bir celladın birisin sen derim bende.. rencide eder belki bu terim insanı ama 'hakkını helal et' 'kusura bakma' 'kırdım mı seni' 'üzgünüm' vs.. bunlar özür dilemenin başka formları değilmidir aslında..
üç atışlık bir silah ve içinde tek mermiyle oynanan rus ruleti.. önce erkek sıkar kafasına 'tık' ettiyse iyidir mesele yok sonra kadın sıkar ve bir 'tık' daha buda iyidir üçüncüyü sıkmaya gerek yok bu evlilik kurtulmuştur..
düşüyorum düşlerimden yukarı yerçekimi cezbesini yitirmiş gökçekimi çekiyor ruhumu enginlere.. bir buluta çarpıyorum ağlıyorum ağlıyorum bulut yufka yürekli eşlik ediyorbana ve bir gözyaşı olup yeryüzüne düşüyorum
düşüyorum düşlerimden yukarı ters düz olmuş dünyanın hali bir güvercin kanadına tosluyor fatihin kalbi.. bir süzülüş güvercin kanadıyla kendimi pasifikten düşerken buluyorum bir ıstakoza çarpıyor fatihin kalbi.. güneşe bir düşüştür düşüyorum derinlerden denizin diplerinden bir istavridin süzgeçleri alıp götürüyor
ve ben düşüyorum düşlerimden yukarı en umulmaz deryaları fethe çıkıyor fatihin kalbi binbir merakla.. ve uyanıyorum düşüyorum düşlerimden aşağı..
-selamun aleyküm ali usta -aleyküm selam. ne istiyon? -yo bişey istemiyorum hani birbirini tanıyan insanlar selam verirler ya -eee hem sen beni nereden tanıyorsun komşuyuz diye selam mı verilir -ya yok ali usta valla içimden geldi -başka şeylerde geçiyordur senin içinden hain senii.. söyle bakalım ne oldu kira parası mı çıkışmadı -ya ali usta allah b*lanı versin senin -ben bildiydim düşman olduğunu..
-alo can -efendim rıza -burda bir arkadaş var can boğazdan gelir diyor F.S.M den gelmiyecekmiydin sen -evet kim o arkadaş -ya biz lokantadayızda -ee -garson illede tatlı yeyin can boğazdan gelir diyor bende hani boğaz.. -dııt dııt -kızdı yine ya ben bu çocukla dalga geçmeyi çok seviyorum geçenlerde cana geleceğine mala gelsin dedim bozuldu..
en küçüğü bir nebze pişmanlık duyup,
cesaret edipte söyleyemediğin insanın yüzüne dalgınlıkla dahi olsa
kısacık bir nazar etmek değilmidir?
aklın kendini sorgulayanı makbuldür evet
ama o akıl
eylemlerini sorgulayan bir kalp ve vicdan ile birlikte çalışmazsa
bu bitirme tezini asla biteremeyecek
ve hayata (?) atılamayacaksın..
kelimenin sık kullanımı çirkin bir intiba versede
insan havaya suya muhtaç olduğu gibi
özür dilemeyede muhtaç
eğer kötü bir şey olsaydı Allah azze ve celle
kullarından bunu istemezdi herhal..
o ki Rab makamında
tabiki özür bekleyecek
büyüklüğünü kabullenen pişmanlığını meramını ifade eden kullar isteyecek..
ama insanın insan olandan özür dilemesi yakışık almıyor..
diyorsan
katı kalpli kibirli bir celladın birisin sen derim bende..
rencide eder belki bu terim insanı ama
'hakkını helal et' 'kusura bakma' 'kırdım mı seni' 'üzgünüm' vs..
bunlar özür dilemenin başka formları değilmidir aslında..
üç harfliyiz ama..
üç atışlık bir silah
ve içinde tek mermiyle
oynanan rus ruleti..
önce erkek sıkar kafasına 'tık' ettiyse iyidir
mesele yok
sonra kadın sıkar ve bir 'tık' daha buda iyidir
üçüncüyü sıkmaya gerek yok
bu evlilik kurtulmuştur..
'Yaşar Yaşayacak'
karşımda oturuyor şu an...
düşüyorum düşlerimden yukarı
yerçekimi cezbesini yitirmiş
gökçekimi çekiyor ruhumu enginlere..
bir buluta çarpıyorum ağlıyorum ağlıyorum
bulut yufka yürekli eşlik ediyorbana
ve bir gözyaşı olup yeryüzüne düşüyorum
düşüyorum düşlerimden yukarı
ters düz olmuş dünyanın hali bir güvercin kanadına tosluyor
fatihin kalbi..
bir süzülüş güvercin kanadıyla
kendimi pasifikten düşerken buluyorum
bir ıstakoza çarpıyor fatihin kalbi..
güneşe bir düşüştür düşüyorum
derinlerden denizin diplerinden
bir istavridin süzgeçleri alıp götürüyor
ve ben düşüyorum düşlerimden yukarı
en umulmaz deryaları fethe çıkıyor fatihin kalbi
binbir merakla..
ve uyanıyorum
düşüyorum düşlerimden aşağı..
yalanım varsa ney olayım
herkes beni üflesin
bende ağlayayım..
-selamun aleyküm ali usta
-aleyküm selam. ne istiyon?
-yo bişey istemiyorum hani birbirini tanıyan insanlar selam verirler ya
-eee hem sen beni nereden tanıyorsun komşuyuz diye selam mı verilir
-ya yok ali usta valla içimden geldi
-başka şeylerde geçiyordur senin içinden hain senii.. söyle bakalım ne oldu kira parası mı çıkışmadı
-ya ali usta allah b*lanı versin senin
-ben bildiydim düşman olduğunu..
-alo can
-efendim rıza
-burda bir arkadaş var can boğazdan gelir diyor F.S.M den gelmiyecekmiydin sen
-evet kim o arkadaş
-ya biz lokantadayızda
-ee
-garson illede tatlı yeyin can boğazdan gelir diyor bende
hani boğaz..
-dııt dııt
-kızdı yine ya ben bu çocukla dalga geçmeyi çok seviyorum
geçenlerde cana geleceğine mala gelsin dedim bozuldu..
yahu ikiyüzlü burç diyorlar
beni çileden çıkartıyorlar
birde tanışılırken önce burçların sorulması yokmu
-merhaba şu bahsettiğiniz anlaşmayı imzalamaya geldim
-hımm burcunuz nedir
-ikizler efendim ikiyüzlüyüm ben bana güven olmaz..