yerçekimine muhalefet edip uçağı icad etti karanlığa muhalefet edip ışığı icad etti büyümeye yaşlanmaya ve ölüme muhalefet etmek istedi estetik ameliyatları icad etti ağlamaya zihnini dinlendirmeye muhalefet edip eğlenceyi icad etti mertliğe muhalefet edip tabancayı icad etti sarılmaya muhalefet edip telefonu icad etti çalışmaya muhalefet edip hırsızlığı çalmayı icad etti yeşile muhalefet edip ağaçları kesti maviye muhalefet edip çöp dötü denizlere yaşama hakkına muhalefet edip çocuklarını aldırdı anneler karınlarından gerçeğe muhalefet edip reddetti babalar evlatlarını tabiata muhalefet edip taşa çevirdi sihirli değnekle her bir yeri aç kalmaya muhalefet edip oruçlarını bozdu dürüstlüğe muhalefet edip yalan söyledi hemcinslerine Allaha muhalefet edip isyan etti Varlığa muhalefet edip inkar etti...
bu kadar aykırılık.. bu kadar isyan çökertti dünyayı kıyamet koparsa insanın suçlayacağı bir şeyler olmayacak hakkı yok buna...
valla bilemeyeceğim cebimde sümüklü bir mendille dolaşmakla kalsak.. aynı mendille ayakkabı siliniyor ıslatılıp elbisedeki leke çıkartılıyor.. sonra tekrar burun siliniyor..
bir film setinde filmin ismi hayat.. -hasan şimdi saatte 25 km hızla mehmete bir tokat atıyorsun hadi bakalım -ya sayın yönetmenim şimdi ben bunu ayarlayamam ki -hayır hayıııır ayarlayabilirsin rüzgarı hesapla elin ve karşındakinin arasındaki mesafeyi iyi ölç elinin çıkışının optimus açılımıyla yanağın kosinüsünü bölersen tokatın tanjantını çıkarırsın ve bu tanjantı cotanjantla çarparsan ortaya çıkan sonuç tokatının saatteki kilometresini gösterir hadi bakalım motooor! :)
dünyada mendil penceresinden bakınca üç türlü insan vardır 1-mendil hiç kullanmayanlar 2-mendili bir kere kullananlar 3-bir mendili iki kere kullananlar (bu kısıma sadece ve sadece türkler giriyor)
balık tutarken aniden oltanın ucundaki kıpırdamanın verdiği heyecanla oltayı çekerken gömleğinizin iç cebinde olan cep telefonunun denize düşmesi olayı.. deniz der ki -bir benden birde senden..
denizde suların bittiği yerde dalgalar ayak ucuna değecek mesafede oturulur yanıbaşımızda terliklerimiz vardır derken.. bir dalga mavi bir dalga uzanır aniden ve terliklerimizi çalıp gider.. biz buna psikolojide mavi vurgun diyoruz..
yerçekimine muhalefet edip uçağı icad etti
karanlığa muhalefet edip ışığı icad etti
büyümeye yaşlanmaya ve ölüme muhalefet etmek istedi estetik ameliyatları icad etti
ağlamaya zihnini dinlendirmeye muhalefet edip eğlenceyi icad etti
mertliğe muhalefet edip tabancayı icad etti
sarılmaya muhalefet edip telefonu icad etti
çalışmaya muhalefet edip hırsızlığı çalmayı icad etti
yeşile muhalefet edip ağaçları kesti
maviye muhalefet edip çöp dötü denizlere
yaşama hakkına muhalefet edip çocuklarını aldırdı anneler karınlarından
gerçeğe muhalefet edip reddetti babalar evlatlarını
tabiata muhalefet edip taşa çevirdi sihirli değnekle her bir yeri
aç kalmaya muhalefet edip oruçlarını bozdu
dürüstlüğe muhalefet edip yalan söyledi hemcinslerine
Allaha muhalefet edip isyan etti
Varlığa muhalefet edip inkar etti...
bu kadar aykırılık..
bu kadar isyan
çökertti dünyayı
kıyamet koparsa insanın suçlayacağı bir şeyler olmayacak
hakkı yok buna...
-ooo kenancığım hoşgeldin otursana
-cıxx oturamam
-ya olmaz öyle ama ayakta kaldın bak
-lütfen ısrar etme oturamam diyorsam oturamam..!
:)
ceplerimde barut
elbiselerimden benzin damlarken gördüm gözlerini
tutuştum
yanıyorum
söndürmez hiç bir su
bir damla gözyaşı ödünç verir misin bana?
valla bilemeyeceğim
cebimde sümüklü bir mendille dolaşmakla kalsak..
aynı mendille ayakkabı siliniyor
ıslatılıp elbisedeki leke çıkartılıyor..
sonra tekrar burun siliniyor..
bir film setinde
filmin ismi hayat..
-hasan şimdi saatte 25 km hızla mehmete bir tokat atıyorsun hadi bakalım
-ya sayın yönetmenim şimdi ben bunu ayarlayamam ki
-hayır hayıııır ayarlayabilirsin rüzgarı hesapla
elin ve karşındakinin arasındaki mesafeyi iyi ölç
elinin çıkışının optimus açılımıyla
yanağın kosinüsünü bölersen
tokatın tanjantını çıkarırsın
ve bu tanjantı cotanjantla çarparsan
ortaya çıkan sonuç
tokatının saatteki kilometresini gösterir
hadi bakalım
motooor!
:)
dünyada mendil penceresinden bakınca
üç türlü insan vardır
1-mendil hiç kullanmayanlar
2-mendili bir kere kullananlar
3-bir mendili iki kere kullananlar (bu kısıma sadece ve sadece türkler giriyor)
eğer hayat bir seçmeli ders ise
mutlaka seçilecek tek derstir..
ve hayat
sözeldir..
bitkin bitkiler meftaaa
koy başı rahatçana yastığaaa
geçmiyor günler haftaaaa
şikayetnamem yastaaa...
sago kaf kef..
balık tutarken aniden oltanın ucundaki
kıpırdamanın verdiği heyecanla
oltayı çekerken
gömleğinizin iç cebinde olan cep telefonunun denize düşmesi olayı..
deniz der ki
-bir benden
birde senden..
denizde suların bittiği yerde
dalgalar ayak ucuna değecek mesafede oturulur
yanıbaşımızda terliklerimiz vardır
derken..
bir dalga
mavi bir dalga uzanır aniden
ve terliklerimizi çalıp gider..
biz buna psikolojide mavi vurgun diyoruz..