beyin bir hapishane ise fikirde orada doğmuş bir mahkumdur.. eğer fikir zamanı dolmadan cezası bitmeden hapisten kaçarsa bir felakettir kendi başına ördüğü tutuklanır ve tekrar tıkarlar godese iki kat cezayla ama bir fikir ki cezasını çeker hapishanede kendini geliştirirse günü gelince serbest bırakılır artık kimse karışmaz ona kendine yeni bir hayat kurar ve başlar yaşamaya.. doğru doğru zamanda doğru yerde söylenmeli eğer firari bir doğruysa yapacağı sahibinin başına belalar açmaktan başka birşey olamaz..
'habbe' dir kökeni sevgi demektir bir diğer anlamıda 'tohum' 'öz' dür.. muhabbette sevgi tohumlarının atıldığı eylemdir.. gerçek muhabbet yakınlaştıran öze indiren konuşmadır o halde..
duygusal acıları sevenlere melankoli fiziksel acıyı sevenlere mazoşist denir.. öyle sevmek mi olur acıyı seviyorum diyosan kesecen bir yerlerini çıkartacan gözünü dalağını parmaklarını doğrayacan... aşk budur işte..
20. yüzyılda ortaya çıkmış bir sanat akımı.. yeryüzü bir sahne ve onyüzbinlerce oyuncu oynuyor bu oyunu.. içleri ağlayıp gülen bildiğine bilmiyorum taklidi yapan insanlar.. arasıra bir ağaca çıkıp seyretmek gerek arasıra kalabalığı ağaçtan tükürüp tükürükten önce aşağıya inip tükürüğün suratımıza gelmesini sağlayıp sonrada bağırarak -kim tükürdü ulen bana demek gerek mağdur taklidi yaparak...
yeter bu karanlığa hopsoluşun perdelerini çek artık girsin güneş içeri doğsun fikir tepelerinin ufkundan aydınlan mühürlenmiş kalbine inadına bağladığın ipler niye? bir iste kendiliğinden çözülür onlar kopart şu zincirlerini artık kurtar kendini bu esaretten...
kendini birşey zannediyorsun ama sen hiçbirşeysin dünyadaki hiçbirşeylerin hepsi biraraya gelip toplansanız birşey etmezsiniz bütün hiçbirşeylerinizi dökün ortaya toplamı birşey etmeyen heriflersiniz siz.. 0+0 asla 1 etmez... (vay be büyük laf ettim şimdi ben kendimi birşey mi sandım ne)
yaralı bir adamım ben bakmayın ayakta durduğuma yapıştırılmış benim kemiklerim eksik parçaları var hala kalbim delik deşik alyuvarlarım sırtında şarapnel parçaları taşıyor oksijen yerine savaştım mağlup tarafım ben ülkem kendini toparlamaya çalışıyor belki bir 50 sene gerek yeniden olmaya nâçarım 50 sene sonra ömür bitiyor...
bu senfoniyi
geceleyin derede
tek başına vıraklayan kurbağadan dinleyeceksiniz..
enfes söyler..
beyin bir hapishane ise
fikirde orada doğmuş bir mahkumdur..
eğer fikir zamanı dolmadan cezası bitmeden hapisten kaçarsa
bir felakettir kendi başına ördüğü
tutuklanır ve tekrar tıkarlar godese
iki kat cezayla
ama bir fikir ki cezasını çeker hapishanede kendini geliştirirse
günü gelince serbest bırakılır
artık kimse karışmaz ona
kendine yeni bir hayat kurar ve başlar yaşamaya..
doğru doğru zamanda doğru yerde söylenmeli
eğer firari bir doğruysa
yapacağı sahibinin başına belalar açmaktan başka birşey olamaz..
'habbe' dir kökeni
sevgi demektir
bir diğer anlamıda 'tohum' 'öz' dür..
muhabbette sevgi tohumlarının atıldığı eylemdir..
gerçek muhabbet yakınlaştıran öze indiren konuşmadır o halde..
sevgili kendim
sevgili bizzat şahsen ben
sen bu yazıyı okurken
bende bu yazıyı yazıyor olacağım
iyi dinle beni..
duygusal acıları sevenlere melankoli
fiziksel acıyı sevenlere mazoşist denir..
öyle sevmek mi olur
acıyı seviyorum diyosan
kesecen bir yerlerini
çıkartacan gözünü dalağını
parmaklarını doğrayacan...
aşk budur işte..
20. yüzyılda ortaya çıkmış
bir sanat akımı..
yeryüzü bir sahne
ve onyüzbinlerce oyuncu oynuyor bu oyunu..
içleri ağlayıp gülen
bildiğine bilmiyorum taklidi yapan insanlar..
arasıra
bir ağaca çıkıp seyretmek gerek arasıra kalabalığı
ağaçtan tükürüp
tükürükten önce aşağıya inip
tükürüğün suratımıza gelmesini sağlayıp
sonrada bağırarak
-kim tükürdü ulen bana
demek gerek
mağdur taklidi yaparak...
acı çeken..
acınında bir kıymeti var halbuki..
bir şeyler için çekilmeli
ama bazılarının ki taassubtan
hiç yere..
ben gibi mesela..
yeter bu karanlığa hopsoluşun
perdelerini çek artık
girsin güneş içeri
doğsun fikir tepelerinin ufkundan
aydınlan
mühürlenmiş kalbine inadına bağladığın ipler
niye?
bir iste
kendiliğinden çözülür onlar
kopart şu zincirlerini artık
kurtar kendini bu esaretten...
kendini birşey zannediyorsun ama sen
hiçbirşeysin
dünyadaki hiçbirşeylerin hepsi biraraya gelip toplansanız
birşey
etmezsiniz bütün hiçbirşeylerinizi dökün ortaya
toplamı birşey etmeyen heriflersiniz siz..
0+0 asla 1 etmez...
(vay be büyük laf ettim şimdi ben kendimi birşey mi sandım ne)
yaralı bir adamım ben
bakmayın ayakta durduğuma
yapıştırılmış benim kemiklerim
eksik parçaları var hala
kalbim delik deşik
alyuvarlarım
sırtında şarapnel parçaları taşıyor oksijen yerine
savaştım
mağlup tarafım ben
ülkem kendini toparlamaya çalışıyor
belki bir 50 sene gerek yeniden olmaya
nâçarım
50 sene sonra
ömür bitiyor...