Masal kahramanları vardır.. Hani ıssız bir ormanda geçen masallar kahramanımız çalı çırpı toplamak için dolaşır ormanın içinde birazda tutuşturmak için kuru ot nev'inden birşeyler toplayayım der Der ve kurumuş kahverengi bir ota asılır kopartmak için Aniden uyuyan dev uyanır meğer kahramanımızın ot diye çekiştirdiği devin sakallarıymış.. he işte masal kahramanının o haline biz dumura uğramak diyoruz..
oldu paşa hazretleri yanlız sizden ricam bir beton mikseri çağırın ve etrafıma kalıplar çakın dökün çimento mıcır su karışımını üzerime... ya da mümkünse zamanı durdurun..
hep öyle kalamaz insan anlar vardır bir fotoğrafçının vesikalık çekerken yakaladığı pozlar gibi -öyle kal kıpırdama zira fotoğrafçı bilir işini daha iyi bir poz yakalayamayacağını düşünür. ama öyle kalışların ömrü en çok 10 saniyedir. insan komplike canlı karman çorman girift.. aynılara mahkum olmasını istemek güzeldir aynı mesafeden aynı mimiklerle gülmesini istemek.. lakin nâmümkün..
'selden kurtulacak olanlar daima akıntıya karşı yüzenlerdir' insan fazla abartıp bu sözü herkesten soyutlar kendini. ve farklı gözükme çabası var gördüğüm kadarıyla birilerinde. farklılık herkesin inadına yapılan bir amaç değildr düşünen insan farklıdır ama bu farklılığını insanlara farkettirme yarışına girmez. der ve gider sufaya
farklı geliş yolu veya farklı gidiş yolu buradaki farklılığın niceliği aynı olmakla beraber niteliği değişiklik arz edebilir.. ıstılahi bir terim cümle içinde kullanılsaydı
'bugün eve başka bir variant tan gideceğim' gördünüz mü ne kadar saçma siz siz olun cümle içinde kullanmayın..
şu bir byte yi oluşturan 8 bits bu bizim bildiğimiz bit miki acaba.. yani şimdi biz bilgileri bitlerin sırtına yükleyip mi gönderiyoruz 8 tane bit bilgileri sırtlıyor ver elini hedef kalsör.. :)
yeni bir silah icad ettim devrik cümle.. geriyorsun mesafeyi ölçerek yayını ve bırakıyorsun cümle tamda düşmanın üstüne devriliyor.. güüüm! gelsin itirazlar peşinden..
babaannemin dalındaki eriklerin ağırlığından neredeyse kırılmak üzere olan bir dalı iple ağacın sağlam dallarından birine bağlaması geldi aklıma.. dala taşıyamayacağı bir yük yüklenmişti sanki o da daha fazla dayanamayıp kırılmaya karar vermişti.. ve babaannem o şefkatli kadın o dalı bu durumdan kurtarmıştı.. birden o olayı ve babaannemi çağrıştırdı bana bu terim.. Allah rahmet eylesin
-Bak bir daha buraya park edersen arabaya ceza yazarım
diyen trafik polisine
-istersen şimdi yaz. yazmazsan ..nesin
diyebilmeyi isterdim..
Masal kahramanları vardır..
Hani ıssız bir ormanda geçen masallar
kahramanımız çalı çırpı toplamak için dolaşır ormanın içinde
birazda tutuşturmak için kuru ot nev'inden birşeyler toplayayım der
Der ve kurumuş kahverengi bir ota asılır kopartmak için
Aniden uyuyan dev uyanır
meğer kahramanımızın ot diye çekiştirdiği
devin sakallarıymış..
he işte
masal kahramanının o haline
biz
dumura uğramak diyoruz..
oldu paşa hazretleri
yanlız sizden ricam bir beton mikseri çağırın
ve etrafıma kalıplar çakın
dökün çimento mıcır su karışımını üzerime...
ya da mümkünse zamanı durdurun..
hep öyle kalamaz insan
anlar vardır bir fotoğrafçının vesikalık çekerken yakaladığı pozlar gibi
-öyle kal kıpırdama
zira fotoğrafçı bilir işini daha iyi bir poz yakalayamayacağını düşünür.
ama öyle kalışların ömrü en çok 10 saniyedir.
insan
komplike canlı
karman çorman
girift..
aynılara mahkum olmasını istemek
güzeldir aynı mesafeden aynı mimiklerle gülmesini istemek..
lakin
nâmümkün..
'selden kurtulacak olanlar daima akıntıya karşı yüzenlerdir'
insan fazla abartıp bu sözü herkesten soyutlar kendini.
ve farklı gözükme çabası var
gördüğüm kadarıyla birilerinde.
farklılık
herkesin inadına yapılan bir amaç değildr
düşünen insan
farklıdır ama bu farklılığını
insanlara farkettirme yarışına girmez.
der
ve gider sufaya
farklı geliş yolu
veya
farklı gidiş yolu
buradaki farklılığın niceliği aynı olmakla beraber
niteliği değişiklik arz edebilir..
ıstılahi bir terim
cümle içinde kullanılsaydı
'bugün eve başka bir variant tan gideceğim'
gördünüz mü
ne kadar saçma
siz siz olun cümle içinde kullanmayın..
israil bitkisel tohum ihracatında lider
tıpkı
dünyaya ihrac ettiği nifak tohumlarında lider olduğu gibi..
şu bir byte yi oluşturan 8 bits
bu bizim bildiğimiz bit miki acaba..
yani şimdi biz bilgileri bitlerin sırtına yükleyip mi gönderiyoruz
8 tane bit bilgileri sırtlıyor
ver elini hedef kalsör..
:)
yeni bir silah icad ettim
devrik cümle..
geriyorsun mesafeyi ölçerek yayını
ve bırakıyorsun
cümle
tamda düşmanın üstüne devriliyor..
güüüm!
gelsin itirazlar peşinden..
babaannemin
dalındaki eriklerin ağırlığından neredeyse kırılmak üzere olan
bir dalı iple ağacın sağlam dallarından birine bağlaması geldi aklıma..
dala taşıyamayacağı bir yük yüklenmişti sanki
o da daha fazla dayanamayıp kırılmaya karar vermişti..
ve babaannem o şefkatli kadın
o dalı bu durumdan kurtarmıştı..
birden o olayı ve babaannemi çağrıştırdı bana bu terim..
Allah rahmet eylesin
Allah beni
üzerine çıkacak ağacı olmayan bir mahallede
bu canavarla karşılaştırmasın..
hele ki çölde..
koşmaktan çatlayarak ölmeyi tercih ederim...