beni en çok şaşırtan şeydir. taşıdıkları, kimliklerinde yazılı olan isimlerinin ne manaya geldiğini bilmeyen insanlar. 'insan ismiyle büyür' sözü bir darb-ı meseldir halbuki. kendimden örnek vereyim ismim 'sultan fatih'.. babam malumunuz istanbul fatihi sultan mehmed'den esinlenerek koymuş bu adı bana. ve sultan fatihin kim olduğunu bildği kadarıyla anlatmış. ve bu isim çocukluğumda beni o kadar etkilemiştirki komşumuz atını bana verip -şu atı dereye götürüp su içirt dediğinde atı koşturup elimdeki sopayı sallayarak -çekiliiiiin! çekiliiiiin! diye bağırdığımı hatırlıyorum. ve herkesin bisiklet için ağladığı o yıllarda babama -bana at al baba! dediğimi... :) dezavantajlarıda var tabi hep korkmuşumdur başarısız olduğum bir olaydan sonra birinin kalkıpta bana -fatih sultan mehmet senin yaşında istanbulu fethetmişti demesinden. şükür olmadı diyen şaka yollu takılan arkadaşlar dışında. belkide akıllarına gelmemiştir yoksa bir diyen çıkardı elbet.. ve daha nice hatıralar ismimle ilgili.. hasılı Ebeveynler isim koyma konusunda gerçekten çok dikkatli olmalı.. 'çocuk ismiyle büyür' i
'şefâk' arapçada yumuşama, zayıflık anlamına geliyor. güneşin en zayıf olduğu zaman gündoğumu manasında 'şafak' kelimesi kullanılıyor. ilginçtir ki 'şefkat' kelimeside aynı kökten türemiş. acıma, zaaf gösterme, kayırma anlamında..
bir süt tatlısı olmakla beraber farsçada 'dilenci kâsesi' anlamına geliyor. dilencilerin para yerine 'yemek' dilendikleri zamanlardan kalma olsa gerek..
'ked' (ev) + 'hüdâ' (iktidar sahibi) 'kethüdâ' = bir evin işlerini idare eden kişi. buna en güzel örnek evin hanımları.. yani beyler bundan sonra eşlerini 'kethüdâ' diye çağırabilirler...
'keş' (çeken) + 'mî keş' (çekmeyen) çekençekmeyen gibi bir sonuç çıkıyor. mantıksız olabilir. ama kelimenin anlamını daha yakından kavramaya yardımcı. 'çekişme' demek. bir tarafta çekenler diğer tarafta çeken kişinin tarafına doğru çekmeyenler... yani kendi tarafına çekenler.. offf! çok zor oldu bu ya..
'keşf' arapçada örtüsünü kaldırma ortaya çıkartma anlamına geliyor. örneğin bir arap manav tozlanmasın diye üzerini örttüğü meyvelerin örtüsünü kaldırdığında bunu 'keşif' olarak nitelendiriyor. yani hiç bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkartmak değil nerede nasıl olduğu bilinip göz önüne serilen anlamına geliyor. tasavvuftaki 'keşif ilmi' tabiride bu tariften geliyor olsa gerek..
italyancada
'ragione' (usul, düzen, akıl, mantık)
kelimesinden türkçeye geçmiş.
ve bizim elimizde ne hallere gelmiş.. :)
beni en çok şaşırtan şeydir.
taşıdıkları, kimliklerinde yazılı olan
isimlerinin ne manaya geldiğini bilmeyen insanlar.
'insan ismiyle büyür' sözü bir darb-ı meseldir halbuki.
kendimden örnek vereyim
ismim 'sultan fatih'..
babam malumunuz istanbul fatihi sultan mehmed'den esinlenerek koymuş bu adı bana.
ve sultan fatihin kim olduğunu bildği kadarıyla anlatmış.
ve bu isim çocukluğumda beni o kadar etkilemiştirki
komşumuz atını bana verip
-şu atı dereye götürüp su içirt
dediğinde
atı koşturup
elimdeki sopayı sallayarak
-çekiliiiiin! çekiliiiiin!
diye bağırdığımı hatırlıyorum.
ve herkesin bisiklet için ağladığı o yıllarda
babama
-bana at al baba!
dediğimi... :)
dezavantajlarıda var tabi
hep korkmuşumdur
başarısız olduğum bir olaydan sonra birinin kalkıpta bana
-fatih sultan mehmet senin yaşında istanbulu fethetmişti
demesinden.
şükür olmadı diyen şaka yollu takılan arkadaşlar dışında.
belkide akıllarına gelmemiştir yoksa bir diyen çıkardı elbet..
ve daha nice hatıralar ismimle ilgili..
hasılı Ebeveynler isim koyma konusunda gerçekten çok dikkatli olmalı..
'çocuk ismiyle büyür'
i
'şefâk' arapçada
yumuşama, zayıflık anlamına geliyor.
güneşin en zayıf olduğu zaman gündoğumu
manasında 'şafak' kelimesi kullanılıyor.
ilginçtir ki
'şefkat' kelimeside aynı kökten türemiş.
acıma, zaaf gösterme, kayırma anlamında..
bir süt tatlısı olmakla beraber
farsçada
'dilenci kâsesi' anlamına geliyor.
dilencilerin para yerine
'yemek' dilendikleri zamanlardan kalma
olsa gerek..
'ked' (ev) + 'hüdâ' (iktidar sahibi)
'kethüdâ' = bir evin işlerini idare eden kişi.
buna
en güzel örnek
evin hanımları..
yani beyler bundan sonra eşlerini 'kethüdâ' diye çağırabilirler...
'keş' (çeken) + 'mî keş' (çekmeyen)
çekençekmeyen gibi bir sonuç çıkıyor.
mantıksız olabilir.
ama kelimenin anlamını daha yakından kavramaya yardımcı.
'çekişme' demek.
bir tarafta çekenler
diğer tarafta
çeken kişinin tarafına doğru çekmeyenler...
yani kendi tarafına çekenler..
offf! çok zor oldu bu ya..
arkadaş kemanı bir uyuşturucu müptelası insanın
'toz'a bağımlılığı gibi
kemana bağımlı olduğunu anlatmaya çalışmış.
türkçede uyuşturucu kullanan kimse olarak anlamlandırılan
'keş'
farsçada 'çeken' anlamına geliyor.
'keşf'
arapçada
örtüsünü kaldırma
ortaya çıkartma anlamına geliyor.
örneğin
bir arap manav
tozlanmasın diye üzerini örttüğü meyvelerin
örtüsünü kaldırdığında
bunu 'keşif' olarak nitelendiriyor.
yani hiç bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkartmak değil
nerede nasıl olduğu bilinip
göz önüne serilen anlamına geliyor.
tasavvuftaki 'keşif ilmi' tabiride bu tariften geliyor olsa gerek..
'labyrínthos'
Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz..
ismini buradan alıyor..