bana en son okuduğun kitabın konusunu söyle sana hayat felsefeni söyleyeyim, bana en son okuduğun kitaptan en etkilendiğin cümleyi söyle sana duygularının şeceresini çıkartayım, bana en son okuduğun kitabın sayfa sayısını söyle, senin karakter tahlilini yapayım. ve bana en son okuduğun kitabın ismini söyle ben de sana dünyaya hangi pencereden hangi zaviyeden baktığını söyleyeyim. fakat okuduğun kitap benim okumadığım bir kitapsa eğer biraz bekle; bende okuyayım.. şöyle de olabilir bana şimdiye kadar kaç tane kitap okuduğunu söyle sana kaç tane insan olduğunu söyleyeyim.. kişiyi en son okuduğu kitap kadar etkileyen başka bir şeyler vardır elbet ama beni en çok etkileyen kişinin en son okuduğu kitaptan etkilenip o yazar gibi düşünmesidir... vesselam..
ne olduğunuz ne yaptığınız hangi eyleme hangi tepkileri verdiğiniz korkunca, kızınca, üzülünce ne yaptığınız beni ilgilendirmiyor; CİDDİ MİSİNİZ? önce onu söyleyin
Filozof Rıza Tevfik bir ramazan günü, Eminönü'nden geçerken cebinde kalan fıstık tanelerinden bilmeden ağzına bir iki fıstık atıyor. Vay efendim sen misin mübarek günde alenen oruç bozan? Koca kalpaklı ve sert bakışlı polis dikilir karşısına:
—Gel bakalım benimle.
Rıza Tevfik birden, dalgınlığının başına açacağı belayı anlamıştır. Mükemmel Rumelili ve Yahudi taklidi yaptığı da meşhurdur. Hemen Yahudi şivesi ile:
—Niçin? Diye sorar.
—Yahudi ağzını bana mı yutturacaksın? Alenen oruç ye, sonra da...
—Aman paşam, Yahudi’yim, bırak yakamı.
—Zor bırakırım, şimdi anlarız, diyerek seslenir. Mişon, buraya gel. Konuş şununla!
Mişon, Yahudice bir iki kelimelik bir şey söyler. Fakat Rıza Tevfik öyle uzun bir Yahudiceye karşılık verir ki konuşmanın sonu gelmez.
İki kişi bir koyunun boynuzlarından tutmuş tartışıyorlardı. Her biri koyunun kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. O esnada yanlarından geçmekte olan birine ' Aramızda sen hakem olur musun' derler. Adam ' Her hükmüme razı mısınız ' diye sorar. ' Evet ' derler. Bunun üzerine adam koyunun boynuzlarından tutup koyunu alıp götürür...
abarttım galiba :)
bana en son okuduğun kitabın konusunu söyle
sana hayat felsefeni söyleyeyim,
bana en son okuduğun kitaptan en etkilendiğin cümleyi söyle
sana duygularının şeceresini çıkartayım,
bana en son okuduğun kitabın sayfa sayısını söyle,
senin karakter tahlilini yapayım.
ve
bana en son okuduğun kitabın ismini söyle
ben de sana dünyaya hangi pencereden
hangi zaviyeden
baktığını söyleyeyim.
fakat
okuduğun kitap
benim okumadığım bir kitapsa eğer
biraz bekle;
bende okuyayım..
şöyle de olabilir
bana şimdiye kadar kaç tane kitap okuduğunu söyle
sana kaç tane insan olduğunu
söyleyeyim..
kişiyi en son okuduğu kitap kadar etkileyen başka bir şeyler vardır elbet
ama beni
en çok etkileyen
kişinin en son okuduğu kitaptan etkilenip
o yazar gibi düşünmesidir...
vesselam..
Allah'ın var neye muhtaçsın,
Allah'ın yok neyin var!
ne olduğunuz
ne yaptığınız
hangi eyleme hangi tepkileri verdiğiniz
korkunca, kızınca, üzülünce ne yaptığınız beni ilgilendirmiyor;
CİDDİ MİSİNİZ?
önce onu söyleyin
he.
“vurma kazmayı
ferhaad
he’nin iki gözü iki çeşme
aaahhh
dağın içinde ne var ki
güm güm öter
ya senin içinde ne var
ferhaad”
Asaf Halet Çelebi
... kendini ciddiye almadı.
Filmin bir repliğini
karikatüre uyarlamışlar..
Adam gecenin yarısı elinde sigara ve çay
balkonda oturuyor
aşağıdan geçen davulcuyla aralarında ki muhabbete bakın
-Bir daha çal Sam!
-Ne diyon len sen kestane..!
:)
Fikir babasının Nasrettin Hoca olduğu söyleniyor..
bknz.
parayı veren düdüğü çalar.
Filozof Rıza Tevfik bir ramazan günü, Eminönü'nden geçerken cebinde kalan fıstık tanelerinden bilmeden ağzına bir iki fıstık atıyor. Vay efendim sen misin mübarek günde alenen oruç bozan? Koca kalpaklı ve sert bakışlı polis dikilir karşısına:
—Gel bakalım benimle.
Rıza Tevfik birden, dalgınlığının başına açacağı belayı anlamıştır. Mükemmel Rumelili ve Yahudi taklidi yaptığı da meşhurdur. Hemen Yahudi şivesi ile:
—Niçin? Diye sorar.
—Yahudi ağzını bana mı yutturacaksın? Alenen oruç ye, sonra da...
—Aman paşam, Yahudi’yim, bırak yakamı.
—Zor bırakırım, şimdi anlarız, diyerek seslenir. Mişon, buraya gel. Konuş şununla!
Mişon, Yahudice bir iki kelimelik bir şey söyler. Fakat Rıza Tevfik öyle uzun bir Yahudiceye karşılık verir ki konuşmanın sonu gelmez.
Polis bağırır: 'Kısa kes! '
Rıza Tevfik susar. Bu sefer polis Mişon'a döner:
—İbranice attı değil mi? Yahudi mi bu? '
Hayranlıkla gözlerini açan Mişon'un cevabı:
—Benden koyu Yahudi, Tevrat'ı ezbere okuyor.
İki kişi bir koyunun boynuzlarından tutmuş tartışıyorlardı.
Her biri koyunun kendisine ait olduğunu iddia ediyordu.
O esnada yanlarından geçmekte olan birine
' Aramızda sen hakem olur musun' derler.
Adam ' Her hükmüme razı mısınız ' diye sorar.
' Evet ' derler.
Bunun üzerine adam koyunun boynuzlarından tutup koyunu alıp götürür...