“...avrupalıların kıyafetinde, veya çocukların ders görürken hapsedildikleri çirkin binalarda, veya o insanların ömür boyu tıkıldıkları dört köşeli pencereleri olan dik ve düz duvarlı dört köşe evlerde değildir. modernizm, onların hanımlarının uyar uymaz taşıdıkları şapkalarda hiç değildir. bunlar modern değil, olsa olsa avrupalııdır.
gerçek modernizm zevke kölelik değil, zihnin hürriyetidir.
….hukuk karşında da imtiyazlı bir grup vardır.. muhakkak birileri hukukun da üstündedir..
acıktıkları (ihtiyaç duydukları) zaman helvadan tanrılarını yiyen cahiliye müşrikleri gibi onlar da acıktıkları zaman yalnız mazlûm halka olan yasalarını yerler ve sonra bir yenisini yaparlar..
… giderek bir çoğunluk diktasına dönüşüyor.. hatta durum bundan da beter.. yapılan araştırmalar, demokratik rejimlerin uygulandığı ülkelerde iktidâra gelen siyasî partilerin oy oranlarının çoğunlukla % 50 nin altında olduğunu göstermektedir.. yani gerçek durum; azınlığın çoğunluk üzerinde egemenliği şeklinde ortaya çıkmaktadır..
çoğunluk veya azınlık olsun, siyasal, sosyal veya etnik bir gurup, birey üzerinde egemen olma hakkını nerden alıyor? ister çoğunluğun azınlık üzerinde, isterse azınlığın çoğunluk üzerinde egemenliği şeklinde olsun, sonuçta bir siyasal topluluk.. ötekisi üzerinde egemen olmaktadır..
...kalbini kalbime yasla
kurtulalım
bu yükten..
...Şair! Ya git o çocuğu uyar, ya gel
beni bu tahammül mülkünden kurtar!
...ben sadece..
istedim ki..
dedim ki..
hani..
şey..
aslında..
......
....
her neyse..
“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat! ..”
“20’sinde radikal,
30’unda realist,
40’ında hümanist,
50’sinde hortumcu”
olmayanların arkasından
hayatın diyalektik akışına karşı
uyumsuzluk gösterdiğine dair
ileri-geri konuşuluyormuş..
aman dikkat..
“...avrupalıların kıyafetinde, veya çocukların ders görürken hapsedildikleri çirkin binalarda,
veya o insanların ömür boyu tıkıldıkları
dört köşeli pencereleri olan dik ve düz duvarlı dört köşe evlerde değildir.
modernizm, onların hanımlarının uyar uymaz taşıdıkları şapkalarda hiç değildir.
bunlar modern değil, olsa olsa avrupalııdır.
gerçek modernizm zevke kölelik değil, zihnin hürriyetidir.
düşünce ve eylemin bağımsızlığıdır.
avrupalı öğretmenlerin vesayeti değil. ”
...nedir bölümünde moderatörler ne için,
….hukuk karşında da imtiyazlı bir grup vardır..
muhakkak birileri hukukun da üstündedir..
acıktıkları (ihtiyaç duydukları) zaman
helvadan tanrılarını yiyen cahiliye müşrikleri gibi
onlar da acıktıkları zaman
yalnız mazlûm halka olan yasalarını yerler
ve sonra
bir yenisini yaparlar..
bu da.. sanırım
saltanatın modernleşmesi oluyor..
...sadece ilâhî kaynaklı sistemlerin devletleşmesini önleyip
buna karşılık
beşerî sistemlerin devletleşmesine ise
yeşil ışık yakmak..
oysa.. beşerî kaynaklı bir sistemi dayatmakla
ilahî kaynaklı bir sistemi dayatmak arasında,
baskı altına alınan
insan irâdesi açısından
bir fark yok..
… giderek bir çoğunluk diktasına dönüşüyor..
hatta durum bundan da beter..
yapılan araştırmalar, demokratik rejimlerin uygulandığı ülkelerde
iktidâra gelen siyasî partilerin oy oranlarının
çoğunlukla % 50 nin altında olduğunu göstermektedir..
yani gerçek durum;
azınlığın çoğunluk üzerinde egemenliği şeklinde ortaya çıkmaktadır..
çoğunluk veya azınlık olsun,
siyasal, sosyal veya etnik bir gurup,
birey üzerinde egemen olma hakkını nerden alıyor?
ister çoğunluğun azınlık üzerinde,
isterse azınlığın çoğunluk üzerinde egemenliği şeklinde olsun,
sonuçta bir siyasal topluluk.. ötekisi üzerinde egemen olmaktadır..
bir tek bireyin bile farklılıkları korunamıyorsa,
halkın kendi kendini yönetmesi savı..
ne kadar aldatıcı!