yine de...; yoksunluklarımıza inat sevgili hüzünbazım, adın yankılanır tekrar tekrar içimde, çağırırım seni, sensiz yetimliğime, ki bilirim, olmayacaksan da ne bugün ne de yarın, yeni hatıralarımda, o kaçırdığın bakışlarının peşinde koşmak ve utangaç yüzüne bir daha bakmak istiyorum, ah;
hani mahrecinde gırtlak ortalarının pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın ortasından akıp gitmesine izin verilip, dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin, ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen ve payına düşen yükten, ah;
kim istemez kendisine merhamet ve refakat eden bir güçle yaşamak ve kim razıdır hükmünde olmaya, bir sevgisiz gücün;
ki dizelerimi geçmişlere fatihalar okumak ve yosun tutmuş bir taşa kazımak gibi yazıyorum ki, eziyet görmesinler ve incitilmesinler yağmurda bile; itilmesin aşk…,
kentin yapay şelalelerinin uğultusuna karışırken egzoz dumanları ve dolmuşlarda uzak mesafelerin ayakta yolcuları, her tümsek ve her çukurda sarsılırken ve gürültü bezgini kalabalıklara kaldırım taşları tuzakken her yağmur sonrası, betonla örtülü bulvarda; tabiattan koparılan ağaçların dallarına siner ve kendi iç kuytusunda yaşar, ıssız aşk…,
perdeli ve mahrem bir dil kokar kalemin, felsefe kadar serin kanlısın, hukuk kadar düzenli ve, ilahiyat kadar da hayatsın sen, nun aşk…,
bahar yağmurlarını getiren kaba yel gibi uçkun esen ve oldukça kalın mizacınla, kaderindir senin masum dizelere yolunun düşmesi, dizelerin ki aşktan utanmaz ve aşikârdır aşka dair muradın, gizlemek ar gelir sana, sevgilinin kokusunun sindiği yerdir vatanın sad aşk…,
ara ki bulasın artık, yılan dilli kısaltmalarda o yaşama sevincini, kulağına fısıldasam ve bak alınma ama istanbul, nefesin anason ve uluorta döl bereketi kokuyor sokakların, egenin kucağına akıyor bakteri kominleri, gözlerimin tirilyesi, zeytinin karası, kokuşmuş ölüüüüüüüü sardalya, ve ha sendeki ben, ha bendeki sen din kardeşim, al sendeki beni, vur bendeki sana, karma karışık artık bizim mahalle, kördüğüm, ortaya tepside şöyle karışık yaptırıyoruz malum…,
ve çok kutuplu/kalp kaçağı, elektrik akımından cereyan alan ocaklarda, çingene sarmaşığı ve sırnaşık pişkin yüzsüzlükler…, yanık kozada erdemler ve mecalsiz kelebek olmaya, tırtıldan iyi niyetler…,
kabahatler olmuş birer piç ki sorma desen, kim bana diyor, diyor güzel kardeşim…, ve kimse haliyle nüfusuna almıyor; sittin senedir bitmeyen bakla takla devranı, yere bat e mi…,
örülmüş ağına düştük cümleten zehirli örümceğin, ki panzehir ne mi, ah ayol o da sorulur mu, aşk olsun; aşk elbet,
kimimiz var kendimizden başka diyerek…, öfkelerimiz en çok kendimize olmalı, bunu bilseydik hiç değilse keşke,
ah neredesin, korkuyla ümit arasında durmaya muktedir, muvazene/denge, neredesin irade ve karar kılmışlık ve kıyam mukavemeti, öz disiplin, ah;
evet bir gamze izi daha, tam bir başörtülü olup da kapanamamış ruhtur kendisi, freud mroud derken kaybolmuş ve yönsüz kalmış bir milliyetçi muhafazakar kadın müsvettesi... osmaniyede yaşar, örtmendir, kocasının iktidarsızlığı onu evli ve çocuklu bir orospu yapmıştır... antolojinin sağlam kaltaklarındandır... sağlı sollu, çok yollu var burada ne sanıyorsunuz?
---
yine de...;
yoksunluklarımıza inat
sevgili hüzünbazım,
adın yankılanır tekrar tekrar içimde,
çağırırım seni,
sensiz yetimliğime,
ki bilirim,
olmayacaksan da ne bugün ne de yarın,
yeni hatıralarımda,
o kaçırdığın bakışlarının peşinde koşmak
ve utangaç yüzüne bir daha bakmak
istiyorum,
ah;
hani mahrecinde gırtlak ortalarının
pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın
ortasından akıp gitmesine izin verilip,
dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin
telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali
aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin,
ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen
ve payına düşen yükten,
ah;
kim istemez kendisine merhamet
ve refakat eden bir güçle yaşamak
ve kim razıdır hükmünde olmaya,
bir sevgisiz gücün;
ki dizelerimi geçmişlere fatihalar okumak
ve yosun tutmuş bir taşa kazımak gibi
yazıyorum ki, eziyet görmesinler ve
incitilmesinler yağmurda bile;
itilmesin aşk…,
kentin yapay şelalelerinin
uğultusuna karışırken egzoz dumanları
ve dolmuşlarda uzak mesafelerin ayakta
yolcuları, her tümsek ve her çukurda sarsılırken
ve gürültü bezgini kalabalıklara kaldırım taşları
tuzakken her yağmur sonrası,
betonla örtülü bulvarda;
tabiattan koparılan ağaçların dallarına siner
ve kendi iç kuytusunda yaşar,
ıssız aşk…,
perdeli ve mahrem bir dil kokar kalemin,
felsefe kadar serin kanlısın,
hukuk kadar düzenli ve,
ilahiyat kadar da hayatsın sen,
nun aşk…,
bahar yağmurlarını getiren kaba yel gibi
uçkun esen ve oldukça kalın mizacınla,
kaderindir senin masum dizelere yolunun düşmesi,
dizelerin ki aşktan utanmaz
ve aşikârdır aşka dair muradın,
gizlemek ar gelir sana,
sevgilinin kokusunun sindiği yerdir vatanın
sad aşk…,
ara ki bulasın artık,
yılan dilli kısaltmalarda o yaşama sevincini,
kulağına fısıldasam
ve bak alınma ama istanbul,
nefesin anason ve uluorta
döl bereketi kokuyor sokakların,
egenin kucağına akıyor bakteri kominleri,
gözlerimin tirilyesi,
zeytinin karası,
kokuşmuş ölüüüüüüüü sardalya,
ve ha sendeki ben,
ha bendeki sen din kardeşim,
al sendeki beni,
vur bendeki sana,
karma karışık artık bizim mahalle,
kördüğüm,
ortaya tepside şöyle karışık yaptırıyoruz malum…,
ve çok kutuplu/kalp kaçağı,
elektrik akımından cereyan alan ocaklarda,
çingene sarmaşığı ve sırnaşık
pişkin yüzsüzlükler…,
yanık kozada erdemler
ve mecalsiz kelebek olmaya,
tırtıldan iyi niyetler…,
kabahatler olmuş birer piç ki sorma desen,
kim bana diyor, diyor güzel kardeşim…,
ve kimse haliyle nüfusuna almıyor;
sittin senedir bitmeyen bakla takla devranı,
yere bat e mi…,
örülmüş ağına düştük cümleten zehirli örümceğin,
ki panzehir ne mi,
ah ayol o da sorulur mu,
aşk olsun; aşk elbet,
kimimiz var kendimizden başka diyerek…,
öfkelerimiz en çok kendimize olmalı,
bunu bilseydik hiç değilse keşke,
ah neredesin,
korkuyla ümit arasında durmaya muktedir,
muvazene/denge,
neredesin irade ve
karar kılmışlık
ve kıyam mukavemeti,
öz disiplin,
ah;
evet bir gamze izi daha, tam bir başörtülü olup da kapanamamış ruhtur kendisi, freud mroud derken kaybolmuş ve yönsüz kalmış bir milliyetçi muhafazakar kadın müsvettesi... osmaniyede yaşar, örtmendir, kocasının iktidarsızlığı onu evli ve çocuklu bir orospu yapmıştır... antolojinin sağlam kaltaklarındandır... sağlı sollu, çok yollu var burada ne sanıyorsunuz?