….. RADARA TAKILAN ….. Söküntülerden kalintilardan Yoklugu tamir etmek kadar verimsiz elverissiz Yolculuktan dönen ucaklar gibi icinde kirli ve kullanilmis nefeslerle Gökyüzüne biraktigi yerden bilmem kac bin kilometre uzakligin Geri dönüsümlerine hani nasil desem… Takil kuyruguma bize gidelim siselerinden sonraki sehirler gibidir Kafayi ve kalbi bir güzel dagitmadan cesaretin intihar yerini bulamayan Kafayi ve kalbi dagitmadan bütün kirini soysuzlugunu yutkunamayan Coktan sindirilmis irinli iltihapli kollektif sifirdaki Yolsuzlugu ipsizligi ugurszlugu tacizi talani en fahis fiyatla Nasil ucuza getirdigine sevinerek Ve nasil ucuz atlattigina zar zor hayata tutunmalarin Pirtmis poymus makarasiyla mekanigiyle Nasil olsa gecenin gözü kördür karanligindan istifade ederek Hic bilmeden niye zorla sevisir veya kim kiminle hangi geleceksizlige ortak Sahip cikilmayan tohumlasmalari ciceklenip arada sirada Dogum günlerinde veya adsiz adressiz baska baskalara Sonbaharin da elinde kalan bu adar yani… Depoda varmi diye gidip bakarak ikid bire Insana Insana.
…. OLUR MOLUR …… ölenle ölünür mü.. Olur molur . Her savrulan Isiklari kapatin Ampullerime bakin ampullerime der davranir gibi sanki O gelir bu gider öteki sallanir ha sallanir Isiklari kapa nasil olsa karanligin gözünde her yer ayni herkes zirve zibvan Nasil olsa senaryosunu yazan film istedigi zevkten sevgili yapiyor Oram olmazsa burama bakin, Buram olmazsa ciplak falima, kumda sacilmis serpilmis duran Avucladigi memelere mola vermis hicime Kemersiz fermuarsiz Bende dediydim ki mahsus cam dan kirilis kopmus seylerdir Öndeki evler arkadaki soguk fon ve arada kalmis koridorlar Kafesin icinde dügümlenmis bogulmus zamana insanlik yapmaya kalkisarak Ortaya cikan model, direksiyona bagli anahtarin catlak kontagi Harac mezat defilesinin Gerdan kürdan kolye kilot Görünür görünmez kazalar sonucu Tüpten depodan sadece gülme ve aglama krizlerine kodlanmis Iskarta salon züppeleriyle Sahil kizlari gibi hasir sapkali sepette yüzyillarin yuppi yuppi hoy Sabika dosyasinda suc orani yasadigi hayatindan cok ve yüksek Yama söker durur acikta kalan hersey Begenmedigi yerini ayip seylerle kapatarak Atkisiyla kolyesiyle korsesiyle pozuyla tozagiyla Camdan seyler gibi lakirtisina bir kere girdimiydi Bir daha tuz buz olmadikca görüntüden cikamayan Toprak tarim sanayisi her maddeden mamül Saniyede prlayip tükeniyor Her pisman olan durmaksizin ayni kulvarda yeniden Aismis kudurmustan beter fiiline Defilesi gösterisi bitince kararmis cam misali Yürüdükce bant Cözüldükce sargi Ve sarildikca öpüstükce kezzap tükürügü zehir tadinda Nasil üfürüldüyse öyle pörsüyüp sönüyor insandan kalan bosluk Kanun hukuk, Ayip mayip takip dinlemeden
……… GALYA KUYULU AZAMET …… Muslugu acar acmaz Icinde birikmislerini püskürüp fiskirmayi bekleyen iltihap Söyle doktor sözle… Acep ne yapsak nasil etsek gibisinin Ederse bulacakti, ekerse de bicecek.. Ayna tarak firketeye carsisini bozmasaydi aklin fikrin Insani zordan zardan sinayip deneyip geciren bilmecesiyle Bir taraftan da ya sifirda yasam sermayesini tüketecekti tiraj Veya sifirdan bile cok Cok Coook daha beter ustura ve jilet.. Cerrahindan yolun hünerin timarini terbiyesini belleyip Cünkü rol modeli sahtekar olan hersey Gelecegiyle en zor yüzlesebilen yalan yanlislara hammal ve hamiledir Hayati kaymis felegi sasmis dünyasi ve insanligi kararmistir Debelendikce dipten dibe Sarpa sardikca cölden coraga azgindan sapkina Filama inip forma cünüp patlayinca tezehürat ve türübün Kiyameti koparacak birbiri üstüne cullanip cöken izdiham Cünkü rol modeli yalan yanlis sahtekardan olan Kendini döller tohumlar ha bire durmadan, hesabini pis yerden keser hayat Bogulan dans berbat olan ugultu.. Iinin de kötünün de Kadinin da erkegin de Aydinin da yobazin da Alistikca aklini vicdanini sorumlulugunu bilincini Ve toplumunu ve insanligini, herkes herseyini Kaybederek yeni normallerin kiyamet kasirgalarina yigilip birikerek Insansiz döllesmenin , yapay zeka kulucalamanin Laf acilinca hep maldan mülkten hirstan yaristan gücten ihtirastan tesekkül Bahseden ve dilinden itibarindan hic düsürmeyen tespit ve tesekkül Uyuz soysuz yavsak asalak ve sahibi olan iblislerin ta kendisidir cünkü Deposunda dükkaninda ondan bundan her cesit tür ve mesai bulunduran Ne dogrusu net ne yanlisi kararli veya her ikisine biren Her farazi ve bulanikligin ifadesizligiyle yalani yanlisi gücü prayi tanri bilip Her sekil harami ve haydutlugu hatasiz kusursuz mesru yollu Takdire sayan masum mübajh ve vazgecilmezlige kutsayip Yüzüne sidiklesen yagmur sanir.. Degirmi degirmi Galya kuyulu azamet ve alamet
….. FLU DEViN ……. Deli olmak Olmamaktan cok daha iyiyse Ilacim olsun varsin gelsin gitsin Gelsin gitsinler ekim kasim Üzümün kiyisinda fener fenerin kiyisinda demli ve susuz dünya Durmasin pilak mundurandan ayaz calsin Insan ne kadar olabiliyorsa ne fazla ne eksik kalorifer dibi bir yerden Pencerenin görebildiginden ötesine Ha meyhane Ha tumarhane Ha duvardaki kirik cizik kalp Söz aldiysa gelmekte olan kar Ha sen yahut ben ha kurulu soba Deli olmak, ki eger, olmamaktan cok daha iyiyse
……. NÜ CAKRA … Her bir nü cakra Dokunabildigi diger yere ve bölgeye Henüz kuluckaya yatacakti belki de pantomim Daglar keklik bir dünya idi Telefon kulubelerini evvela iflahi kesik sedyelere bindirdi Ve bu yüzden sanmalar zannetmeler sadece sinema makarasinin boynuna Bilinmeyen bir ilmekle baglanmadan önce dolasmis gezmis kirmenin Sütlegen sütlegen Kanadigi yerden hic durmamak üzere cali cicek ve feslegen Bütün ayriliklar kiran kirana birbiriyle yarisarak Benzi ve künyesi insandan sogumus yalan selama hareket edip Agulanmis bir toprak gibi düstügü hallerin Maksadini kim olursa olsun giden veya gelen Coktan sahibini zirveye asacak siren
……. DUPLEKS FOTOMONTAJ.. ….. Keman calinca sisten yalnizdan ayazdan Günes coktan dogmustur Kabul görsün görmesin boz bulaniklarda kizil yapraklar Davarlar gecmeyecek nasil olsa bu otoban seyirden, yola gelmeyecek hayat Bekleyip duran azat kizlari gibi gecenin Tanisin tanimasin Sevsin sevmesin Bilsin bilmesin önceyi sonrayi Rokn rol ve yarim porsiyon tango sektirircesine karanlik sokaklara Kapkara caddelere Dumana sönük isiklar altinda ve buz gibi yitikler ardinda Maddenin bütün hallerinden en cok pihtilasmis kan Deterjan kusnugu sampuan damlasi gibi sizlayarak Morluklari hic bir maskeyle kapanmayan Ruhu yaralanmis bedeni cürümüs kirik dökükleri hic bir tendürdüyot Yahut estetik cerrahi celatligi gizleyip örtemeyen Kopmus küpesi bozulmus kolyesi öpülmüs delik desik edilmis ömrü Her dokunustan sayisiz sabika ve parmak izli ceset Kondugu fayanslarda Alyansin yaninda Dönüp duran cigliklar gramafonunda Gezgin odalarda kiralik hayatlarda En cok kendini unutmaya üstünden gecip giden zaman Parlak renkler kanatarak müsteri olan herkesi koynuna saran Yari tok yari ac umumi hikayelerin Yanmadik yerleri kalmamis mumlar gibi Öncesi renkli sinema sonrasi daracik saklambaclarinda tikanmis kalmis Kirik ökce mor ruj Muhtaca birakilmis buzlu camlara konmus Kabir azbindan cok daha beterlere tüm dünya servetinden vazgecmis Her damladan döl yuvasi Her naradan kirli gülünc Her boyadan insan teniyle Her kabustan arta kalan diri diri ölüyü Günes dogmus aslinda coktan da Cökmüs duman kalkmadikca tayinda diyetini ödesemeyen takas Ömrübillah künyesi disarda kalan ayaz Tabuttaysa henüz kiz Dahasi hayal meyal kadin..
Savasin sürdügü yillarda, H( hikayenin ilk basildigi yayimlandigi ve romanlastirildigi kirkli yillari baz alarak ) HITLER gibi bir carmihin gestapo postallari gölgesinde müze gezmeye, parkta eglenmeye, sergi bakmaya bar pavyon seyretmeye gibilere gidip geldiyse eger, cok da mümkün gözükmüyor SABUNCU olmak fabrikaörlügünü kurtrmak icin RAiF EFENDI´nin, Kürk Mantolu Madonna`yi sadece resminden bakip baygin olarak , ne tesadüfse iste hayalin hakikisiyle gece klüplerinde tütünlü dumanli yanan tutusan hem kivrak bohem, hem kiskivrak solist, hem de kiz kiza feminist ( !) MARIA PUDER repliginden klasik romantik harukuladelikleriyle; ve hikayesi cekmececi RASIM`e kalan hüzün mekigi sardirmak.. Ama yillar sonra …
Ve halen de gecmis trenlerini hic gelecegi yok yerde ve hareket saatlerinde beklenilmeyen garlardan , urgan ipi kendirle bagli bavullara konulmus bilinmez yarinlariyla ve isli nuharli kervan vagonlarindan , savasin yakip yiktigi enkaza dünyanin en kalabalik SANAYI ve INSAAT ameleleri olarak taaa oralara su ekmek pirinc bulgur ve endisesiz kaygisiz güvenli -düzenli gelecek icin gidenlerin milyonlarca gercek yasanmisligi oldu, hele de savas sonrasi kocasiz kalan kadinlar ve erkeksiz kalan kizlariyla neresiymis dünyanin ucu bucag, neymis yokluk, kimmis muhtac ve MUHANET, ALMANYA baslikli süregiden YURD DISI insan masallari. Cocuklar da kaldi bu yokluk cukurunda ve hic bir yere ait olmamanin kültür ve yabancilasma bocalamalari komasinda. Ki bugün, sorsalar kimse kalmaz firsatini bulsa herkes kacar YUR DISINDA YASAMAYI terkeder sirenleri yanip sönerken Türkiye `de, farz ola ki gelseydi RAIF`ilen MARIA PUDER… ask romantigin ömrü kac saniye vucut bulurdu kulüpsüz gece mesaisiz sabuncunun malikanesinde ?!
Bu yüzden ;
`kalbime benzer taslari Heybetli öter kuslari Göge deger baslari Benim meskenim daglardir daglar ` ..demediydi ya bosu bosuna Sabahattin..
2003 Eurovision Şarkı Yarışması, 24 Mayıs 2003'te Letonya'nın başkenti Riga'da, Skonto Hall'de gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'dır. Yarışmanın sunuculuğunu, geçmiş yılın galibi Marie N ile birlikte Renars Kaupers üstlenmiştir. Yarışmanın galibi 167 puanla "Everyway That I Can" isimli şarkıyla Türkiye adına yarışan Sertab Erener olmuştur. Belçika 165 puanla ikinci, Rusya ise 164 puanla üçüncü olmuştur.
Soğuktur tımarhane duvarları ve bir o kadar da yorucudur. İnsanı şirazeden çıkartan ve daha çok delirten soğuk odalardan ibarettir tımarhaneler. Hiç kimsenin düşmeyi dilemediği ama bazı insanların düşmek zorunda kaldığı izbe yerlerdir. Doktorları soğuk, hemşireleri soğuk, hasta bakıcıları soğuk, hastalar soğuk... Öyle yerlerdir ki insanı çileden çıkarır aklını başından alır bazen de mavi gökyüzüne hasret bırakır...
Ne zaman aynadaki yüze baksam, bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor; bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor. Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum, külrengi, hatta altın sarısı olan. Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay yanlarını yitirdim eşyanın. Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği, ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum. düşünüyorum ki görebilseydim yüzümün çizgilerini, bilebilirdim kim olduğunu bu benzersiz akşamda.
Baba diyorum ki; Keşke bana hiç ‘’prensesim’’ demese idin.
Bugün; Emine ve boğazını kutluyoruz Özgecan Yasasının Meclisten geçemeyişinin ALTINCI yılını kutluyoruz Ve Özgecan dan sonra katledilen 2000 kadının Cinskırımını kutluyoruz
Bugün; ‘’İstanbul Sözleşmesinin katli vacibdir’’ i ‘’O da kısa etek giymeseydi’’ yi ‘’Gece vakti orada ne işi vardı?’’ yı ‘’Kadınlar bile uzaya gitmek isteyebilir’’i ‘’Ölmek istemiyorsan evinde kal’’ ı Kutluyoruz.
Bugün; Rapunzel saçlarını kessin. Uyanmak için bir prense ihtiyacımız yok Ve bugün; Çiçek sensin ulan Ben, İnsanım insan!
…..
RADARA TAKILAN
…..
Söküntülerden kalintilardan
Yoklugu tamir etmek kadar verimsiz elverissiz
Yolculuktan dönen ucaklar gibi icinde kirli ve kullanilmis nefeslerle
Gökyüzüne biraktigi yerden bilmem kac bin kilometre uzakligin
Geri dönüsümlerine hani nasil desem…
Takil kuyruguma bize gidelim siselerinden sonraki sehirler gibidir
Kafayi ve kalbi bir güzel dagitmadan cesaretin intihar yerini bulamayan
Kafayi ve kalbi dagitmadan bütün kirini soysuzlugunu yutkunamayan
Coktan sindirilmis irinli iltihapli kollektif sifirdaki
Yolsuzlugu ipsizligi ugurszlugu tacizi talani en fahis fiyatla
Nasil ucuza getirdigine sevinerek
Ve nasil ucuz atlattigina zar zor hayata tutunmalarin
Pirtmis poymus makarasiyla mekanigiyle
Nasil olsa gecenin gözü kördür karanligindan istifade ederek
Hic bilmeden niye zorla sevisir veya kim kiminle hangi geleceksizlige ortak
Sahip cikilmayan tohumlasmalari ciceklenip arada sirada
Dogum günlerinde veya adsiz adressiz baska baskalara
Sonbaharin da elinde kalan bu adar yani…
Depoda varmi diye gidip bakarak ikid bire
Insana
Insana.
Seyfi
….
OLUR MOLUR
……
ölenle ölünür mü..
Olur molur .
Her savrulan
Isiklari kapatin
Ampullerime bakin ampullerime der davranir gibi sanki
O gelir bu gider öteki sallanir ha sallanir
Isiklari kapa nasil olsa karanligin gözünde her yer ayni herkes zirve zibvan
Nasil olsa senaryosunu yazan film istedigi zevkten sevgili yapiyor
Oram olmazsa burama bakin,
Buram olmazsa ciplak falima, kumda sacilmis serpilmis duran
Avucladigi memelere mola vermis hicime
Kemersiz fermuarsiz
Bende dediydim ki mahsus cam dan kirilis kopmus seylerdir
Öndeki evler arkadaki soguk fon ve arada kalmis koridorlar
Kafesin icinde dügümlenmis bogulmus zamana insanlik yapmaya kalkisarak
Ortaya cikan model, direksiyona bagli anahtarin catlak kontagi
Harac mezat defilesinin
Gerdan kürdan kolye kilot
Görünür görünmez kazalar sonucu
Tüpten depodan sadece gülme ve aglama krizlerine kodlanmis
Iskarta salon züppeleriyle
Sahil kizlari gibi hasir sapkali sepette yüzyillarin yuppi yuppi hoy
Sabika dosyasinda suc orani yasadigi hayatindan cok ve yüksek
Yama söker durur acikta kalan hersey
Begenmedigi yerini ayip seylerle kapatarak
Atkisiyla kolyesiyle korsesiyle pozuyla tozagiyla
Camdan seyler gibi lakirtisina bir kere girdimiydi
Bir daha tuz buz olmadikca görüntüden cikamayan
Toprak tarim sanayisi her maddeden mamül
Saniyede prlayip tükeniyor
Her pisman olan durmaksizin ayni kulvarda yeniden
Aismis kudurmustan beter fiiline
Defilesi gösterisi bitince kararmis cam misali
Yürüdükce bant
Cözüldükce sargi
Ve sarildikca öpüstükce kezzap tükürügü zehir tadinda
Nasil üfürüldüyse öyle pörsüyüp sönüyor insandan kalan bosluk
Kanun hukuk,
Ayip mayip takip dinlemeden
Seyfi
Cizginin neresinde olursan ol, ister aksam ister sabah hangi vakitte hangi cag; sir, gizem, fanus, cam,kilit, yahut kör dügümlerden coook öncedir söz, sihhat, uslu delilik manyak akillilik ötesi hece yazi yahut insanlik...
…
AHRAZ CELENK
……
Pancurun kirisine takili kasiyacak göbegini bulamayan
Sokagin arkasi ecza dolabi sehrin önü kumarbaz kumbara
Cambazlik ediyor bilardo toplarindan soytarisi
Cürük
Ezilmis
Oyulmus ve icerigi bosaltilmis kelimelerle zamk dolgusu yapilmis
Her tarafi her yerinden ayrik kopuk vitray sürahisi gibi
Yapiskan zeminde deplek susuz ve corak
Zehir calimi taban tutmayan kalaylarla körük kurmus kurraya
Servis beraberinde zivt ve zifir sunum
Umum kapisinda vernikli cilali bebekler gibi sükselere calim atarak
Ve telden örgülerle ahraza celenklenmis hodri meydan
Cömmüs cömelmis yuvarlagin
Yanindan bögründen delip gecen toz pembe dikenli pervane
Plastik betonu beton demiri demir sehri sehir caddeyi
Cadde daddeyi cadde sokagi sokak evi ev bahceyi bahce insani
Yikimin ve siddetlin boynuna sarilip
Agulayarak baglayip gömen kirine gürültüsüne ve ölü sessizligine
Bagira cagira bitip tükenerek
Cukura düsmüs hayat
Toplu intihariyla da insan..
Seyfi
Cizginin neresinde olursan ol, ister aksam ister sabah hangi vakitte hangi cag; sir, gizem, fanus, cam,kilit, yahut kör dügümlerden coook öncedir söz, sihhat, uslu delilik manyak akillilik ötesi hece yazi yahut insanlik.
………
GALYA KUYULU AZAMET
……
Muslugu acar acmaz
Icinde birikmislerini püskürüp fiskirmayi bekleyen iltihap
Söyle doktor sözle…
Acep ne yapsak nasil etsek gibisinin
Ederse bulacakti, ekerse de bicecek..
Ayna tarak firketeye carsisini bozmasaydi aklin fikrin
Insani zordan zardan sinayip deneyip geciren bilmecesiyle
Bir taraftan da ya sifirda yasam sermayesini tüketecekti tiraj
Veya sifirdan bile cok
Cok
Coook daha beter ustura ve jilet..
Cerrahindan yolun hünerin timarini terbiyesini belleyip
Cünkü rol modeli sahtekar olan hersey
Gelecegiyle en zor yüzlesebilen yalan yanlislara hammal ve hamiledir
Hayati kaymis felegi sasmis dünyasi ve insanligi kararmistir
Debelendikce dipten dibe
Sarpa sardikca cölden coraga azgindan sapkina
Filama inip forma cünüp patlayinca tezehürat ve türübün
Kiyameti koparacak birbiri üstüne cullanip cöken izdiham
Cünkü rol modeli yalan yanlis sahtekardan olan
Kendini döller tohumlar ha bire durmadan, hesabini pis yerden keser hayat
Bogulan dans berbat olan ugultu..
Iinin de kötünün de
Kadinin da erkegin de
Aydinin da yobazin da
Alistikca aklini vicdanini sorumlulugunu bilincini
Ve toplumunu ve insanligini, herkes herseyini
Kaybederek yeni normallerin kiyamet kasirgalarina yigilip birikerek
Insansiz döllesmenin , yapay zeka kulucalamanin
Laf acilinca hep maldan mülkten hirstan yaristan gücten ihtirastan tesekkül
Bahseden ve dilinden itibarindan hic düsürmeyen tespit ve tesekkül
Uyuz soysuz yavsak asalak ve sahibi olan iblislerin ta kendisidir cünkü
Deposunda dükkaninda ondan bundan her cesit tür ve mesai bulunduran
Ne dogrusu net ne yanlisi kararli veya her ikisine biren
Her farazi ve bulanikligin ifadesizligiyle yalani yanlisi gücü prayi tanri bilip
Her sekil harami ve haydutlugu hatasiz kusursuz mesru yollu
Takdire sayan masum mübajh ve vazgecilmezlige kutsayip
Yüzüne sidiklesen yagmur sanir..
Degirmi degirmi
Galya kuyulu azamet ve alamet
Seyfi
…..
FLU DEViN
…….
Deli olmak
Olmamaktan cok daha iyiyse
Ilacim olsun varsin gelsin gitsin
Gelsin gitsinler ekim kasim
Üzümün kiyisinda fener fenerin kiyisinda demli ve susuz dünya
Durmasin pilak mundurandan ayaz calsin
Insan ne kadar olabiliyorsa ne fazla ne eksik kalorifer dibi bir yerden
Pencerenin görebildiginden ötesine
Ha meyhane
Ha tumarhane
Ha duvardaki kirik cizik kalp
Söz aldiysa gelmekte olan kar
Ha sen yahut ben ha kurulu soba
Deli olmak, ki eger,
olmamaktan cok daha iyiyse
seyfi
…….
NÜ CAKRA
…
Her bir nü cakra
Dokunabildigi diger yere ve bölgeye
Henüz kuluckaya yatacakti belki de pantomim
Daglar keklik bir dünya idi
Telefon kulubelerini evvela iflahi kesik sedyelere bindirdi
Ve bu yüzden sanmalar zannetmeler sadece sinema makarasinin boynuna
Bilinmeyen bir ilmekle baglanmadan önce dolasmis gezmis kirmenin
Sütlegen sütlegen
Kanadigi yerden hic durmamak üzere cali cicek ve feslegen
Bütün ayriliklar kiran kirana birbiriyle yarisarak
Benzi ve künyesi insandan sogumus yalan selama hareket edip
Agulanmis bir toprak gibi düstügü hallerin
Maksadini kim olursa olsun giden veya gelen
Coktan sahibini zirveye asacak siren
Seyfi..
…….
DUPLEKS FOTOMONTAJ..
…..
Keman calinca sisten yalnizdan ayazdan
Günes coktan dogmustur
Kabul görsün görmesin boz bulaniklarda kizil yapraklar
Davarlar gecmeyecek nasil olsa bu otoban seyirden, yola gelmeyecek hayat
Bekleyip duran azat kizlari gibi gecenin
Tanisin tanimasin
Sevsin sevmesin
Bilsin bilmesin önceyi sonrayi
Rokn rol ve yarim porsiyon tango sektirircesine karanlik sokaklara
Kapkara caddelere
Dumana sönük isiklar altinda ve buz gibi yitikler ardinda
Maddenin bütün hallerinden en cok pihtilasmis kan
Deterjan kusnugu sampuan damlasi gibi sizlayarak
Morluklari hic bir maskeyle kapanmayan
Ruhu yaralanmis bedeni cürümüs kirik dökükleri hic bir tendürdüyot
Yahut estetik cerrahi celatligi gizleyip örtemeyen
Kopmus küpesi bozulmus kolyesi öpülmüs delik desik edilmis ömrü
Her dokunustan sayisiz sabika ve parmak izli ceset
Kondugu fayanslarda
Alyansin yaninda
Dönüp duran cigliklar gramafonunda
Gezgin odalarda kiralik hayatlarda
En cok kendini unutmaya üstünden gecip giden zaman
Parlak renkler kanatarak müsteri olan herkesi koynuna saran
Yari tok yari ac umumi hikayelerin
Yanmadik yerleri kalmamis mumlar gibi
Öncesi renkli sinema sonrasi daracik saklambaclarinda tikanmis kalmis
Kirik ökce mor ruj
Muhtaca birakilmis buzlu camlara konmus
Kabir azbindan cok daha beterlere tüm dünya servetinden vazgecmis
Her damladan döl yuvasi
Her naradan kirli gülünc
Her boyadan insan teniyle
Her kabustan arta kalan diri diri ölüyü
Günes dogmus aslinda coktan da
Cökmüs duman kalkmadikca tayinda diyetini ödesemeyen takas
Ömrübillah künyesi disarda kalan ayaz
Tabuttaysa henüz kiz
Dahasi hayal meyal kadin..
Seyfi Karaca
PUDER MARIA`ya acik secik parantez :
Savasin sürdügü yillarda, H( hikayenin ilk basildigi yayimlandigi ve romanlastirildigi kirkli yillari baz alarak ) HITLER gibi bir carmihin gestapo postallari gölgesinde müze gezmeye, parkta eglenmeye, sergi bakmaya bar pavyon seyretmeye gibilere gidip geldiyse eger, cok da mümkün gözükmüyor SABUNCU olmak fabrikaörlügünü kurtrmak icin RAiF EFENDI´nin, Kürk Mantolu Madonna`yi sadece resminden bakip baygin olarak , ne tesadüfse iste hayalin hakikisiyle gece klüplerinde tütünlü dumanli yanan tutusan hem kivrak bohem, hem kiskivrak solist, hem de kiz kiza feminist ( !) MARIA PUDER repliginden klasik romantik harukuladelikleriyle; ve hikayesi cekmececi RASIM`e kalan hüzün mekigi sardirmak..
Ama yillar sonra …
Ve halen de gecmis trenlerini hic gelecegi yok yerde ve hareket saatlerinde beklenilmeyen garlardan , urgan ipi kendirle bagli bavullara konulmus bilinmez yarinlariyla ve isli nuharli kervan vagonlarindan , savasin yakip yiktigi enkaza dünyanin en kalabalik SANAYI ve INSAAT ameleleri olarak taaa oralara su ekmek pirinc bulgur ve endisesiz kaygisiz güvenli -düzenli gelecek icin gidenlerin milyonlarca gercek yasanmisligi oldu, hele de savas sonrasi kocasiz kalan kadinlar ve erkeksiz kalan kizlariyla neresiymis dünyanin ucu bucag, neymis yokluk, kimmis muhtac ve MUHANET, ALMANYA baslikli süregiden YURD DISI insan masallari. Cocuklar da kaldi bu yokluk cukurunda ve hic bir yere ait olmamanin kültür ve yabancilasma bocalamalari komasinda. Ki bugün, sorsalar kimse kalmaz firsatini bulsa herkes kacar YUR DISINDA YASAMAYI terkeder sirenleri yanip sönerken Türkiye `de, farz ola ki gelseydi RAIF`ilen MARIA PUDER… ask romantigin ömrü kac saniye vucut bulurdu kulüpsüz gece mesaisiz sabuncunun malikanesinde ?!
Bu yüzden ;
`kalbime benzer taslari
Heybetli öter kuslari
Göge deger baslari
Benim meskenim daglardir daglar ` ..demediydi ya bosu bosuna Sabahattin..
HER 9 EYLÜLDE İZMİR'İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR.
2003 Eurovision Şarkı Yarışması, 24 Mayıs 2003'te Letonya'nın başkenti Riga'da, Skonto Hall'de gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'dır. Yarışmanın sunuculuğunu, geçmiş yılın galibi Marie N ile birlikte Renars Kaupers üstlenmiştir. Yarışmanın galibi 167 puanla "Everyway That I Can" isimli şarkıyla Türkiye adına yarışan Sertab Erener olmuştur. Belçika 165 puanla ikinci, Rusya ise 164 puanla üçüncü olmuştur.
He he
Tamam he
Siz iyisiniz...
Dark Piano - Sociopath
Soğuktur tımarhane duvarları ve bir o kadar da yorucudur. İnsanı şirazeden çıkartan ve daha çok delirten soğuk odalardan ibarettir tımarhaneler. Hiç kimsenin düşmeyi dilemediği ama bazı insanların düşmek zorunda kaldığı izbe yerlerdir. Doktorları soğuk, hemşireleri soğuk, hasta bakıcıları soğuk, hastalar soğuk... Öyle yerlerdir ki insanı çileden çıkarır aklını başından alır bazen de mavi gökyüzüne hasret bırakır...
amalia rodrigues - uma casa portuguesa
Bir Kör
Ne zaman aynadaki yüze baksam,
bilmiyorum hangi yüz bana bakıyor;
bilmiyorum hangi yaşlı yüz sessizce
ve bezgin bir öfkeyle kendi imgesini arıyor.
Karanlığımda yavaşça görünmeyen çizgilerimi
araştırıyorum ellerimle. Bir kıvılcımın ışığı
sızıyor içime. Saçlarını tanıyorum,
külrengi, hatta altın sarısı olan.
Gene söylüyorum yalnızca boş ve yapay
yanlarını yitirdim eşyanın.
Bu soylu sözler Milton’un bilgeliği,
ama ben gene de harfleri ve gülleri düşünüyorum.
düşünüyorum ki görebilseydim yüzümün çizgilerini,
bilebilirdim kim olduğunu bu benzersiz akşamda.
Jorge Luis Borges - Sonsuz Gül
Baba diyorum ki;
Keşke bana hiç ‘’prensesim’’ demese idin.
Bugün;
Emine ve boğazını kutluyoruz
Özgecan Yasasının Meclisten geçemeyişinin ALTINCI yılını kutluyoruz
Ve Özgecan dan sonra katledilen 2000 kadının
Cinskırımını kutluyoruz
Bugün;
‘’İstanbul Sözleşmesinin katli vacibdir’’ i
‘’O da kısa etek giymeseydi’’ yi
‘’Gece vakti orada ne işi vardı?’’ yı
‘’Kadınlar bile uzaya gitmek isteyebilir’’i
‘’Ölmek istemiyorsan evinde kal’’ ı
Kutluyoruz.
Bugün;
Rapunzel saçlarını kessin.
Uyanmak için bir prense ihtiyacımız yok
Ve bugün;
Çiçek sensin ulan
Ben,
İnsanım insan!
Antoloji.com sitesi sorumlusuna,
Bu bölümdeki bütün yazılarımın silinmesini rica ederim.
'Manastırın ortasında
Var bir havuz
Canım havuz
Bu yurdun kızları hepsi de yavuz
Biz çalar oynarız
Bu yurdun kızları hepsi de yavuz
Biz çalar oynarız'