Kültür Sanat Edebiyat Şiir

özürlü olmak sizce ne demek, özürlü olmak size neyi çağrıştırıyor?

özürlü olmak terimi Ultimate tarafından 07.04.2004 tarihinde eklendi

  • Zeytin Zeytin
    Zeytin Zeytin 04.08.2009 - 15:46

    hırsız,katil,tecavüzcü,küfürbaz,ahlaksız,edepsiz olmak özürlü olmaktır...

  • Sadi Hancı
    Sadi Hancı 27.01.2009 - 10:19

    bende bedensel engellıyım.sol ayağımı çocuk felcı nedenı ıle kaybettım.kulanamıyorum.heşey ALLAH tan.ben engellı olmamı kabullendım.hatta bana sorsanız ben engellı bıle deılım derım sızlere.ama acı hayat bu..TURKIYEDE engellı olmak ölüm gibi.hanı ınsan olmek ısterde olemezya odur..30 yaşındayım.her zaman hayat mücadelesindeyım.engellıyım çünkü.bır mahalleden geçerken uzerıme odaklanan bakışların derın sızıları hep yureğimde..sankı ucubeymişim gibi.içerlerım kan ağlıyor resmen..evlenmede evlenemıorum.neden mı.çünku ben engellıyım.kız arkadaşım ıle ayrılırken bana kulandığı cümle,BEN SENINLE NASIL BIR OMÜR GEÇİRİRİM,annem demezmı bana sen bunu yanına nasıl yakıştırıpta alıosun demezmı..hangı kalp o cumlelere dayanır..neyse çok uzattım..ben engellı ısem o benım sorunum,yukarıda anlattıklarım sadece tuzu biberi.vatanımı mıllatımı sevıyorum,ama gelgelelım bu konularda ınanın T.C vatandaşı olmaktan UTANIYORUM..saygılarımla

  • Hasan Ali Topçu
    Hasan Ali Topçu 05.12.2006 - 11:20

    tutunamayanlar kitabında oğuz atay 'uztabilecek iki eli olduğu halde birisini bile uzatmaktan aciz gerçek çolaklardan' bahseder.

  • Hasan Ali Topçu
    Hasan Ali Topçu 05.12.2006 - 11:19

    ahmet mehmet ot vardı bir zamanlar. iki kardeştiler ve kas kemik hastalıkları vardı. bu iki kardeş karikatür çizerlerdi. önce birisi yaşamdan ayrıldı sonrasını bilmiyorum.
    bir mizah dergisinde ÖZÜR DİLERİM isimli bir köşeleri vardı.
    ahmet ot - mehmet ot ben sizleri severdim. yaşamı sevdiğim kadar. kardeşim gibiydiniz.

  • Kevser Ekinci
    Kevser Ekinci 05.12.2006 - 11:05

    ne saçma bi kelime.yani özürlü(!) bi insan vücudundaki herhangi bir uvzunu kullana-madığı için özür dilemek zorundaymış gibi 'özürlü' kelimesiyle tanımlanıyorlar.ve toplumumuzda öyle bi hal aldıki bu adam radyoya telle bağlanıyor ve ilk dediği şey şu oluyor: ben özürlüyüm.hayır bu artık o insanların kimliği olmuş.hayır bu kimsenin tanımı,kimliği,ayrılmaz parçasıymış gibi olamaz olmamalı.kardeşim kimse özürlü falan değil.yok öyle bişey.kimileri beyinden özürlü ve bunun farkındalığında olmayarak yaşayıp ölüyor.televizyonu açın asıl özürlüler sabah öğle akşam 24 saat bizim için çabalıyorlar!
    (bakınız: insan, kardeş, adam, yara, emek, saat, artık, televizyon, özür dilemek, kelime)

  • Oya Özpoyraz
    Oya Özpoyraz 02.09.2006 - 22:37

    Papatya tarlasında açmış bir gelincik demek,farklı olmak,dikkat çekmek,kırılgan olmak demek....Yalnızlığı çağrıştırıyor....

  • Suna Sarılale
    Suna Sarılale 05.06.2006 - 15:43

    eksik olma hali...ama asla yetersizlik anlamını çıkarma evlat! ...bu öyle hassas bir dengedir ki, eksik olanın yardımına koşar diğer 'tam' ların.....iyi bak, gözle ve saygı duy! .....- ;))

    'entry' miz....insan olmanın değerlerine özürlü olma! ...Pp

  • Hasan
    Hasan 09.03.2006 - 04:39

    olmayalım! ! !

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 09.03.2005 - 17:19

    Kapitalin paylaşılamayacak büyük meblağlara ulaşması sonucu neredeyse aile içi evliliklerinin yapıldığı toplumlarda doğan çocukların topluma kazandırılması için paranın gösterdiği yön ile büyük çabalar sarfedilen kabullenilmesi beklenen bir durum.

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 29.01.2005 - 02:34

    her insan çok diil 1 hafta özürlü olsa, onlar gibi yaşamak zorunda kalsa ne iyi olurdu diyorum bazen..ozaman daha iyi anlardık belki onları.

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz 22.12.2004 - 18:44

    hepimizin en az bir tane özrü yok mu zaten?
    o halde o kadar da zor olmasa gerek özürlü olmak.

  • Fatih Öztütüncü
    Fatih Öztütüncü 02.12.2004 - 16:35

    T.C.
    BAŞBAKANLIK
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    Basın ve Halkla İlişkiler Şubesi Müdürlüğü

    Sayı: 311
    Konu: Özürlüler Günü


    02.12.2004


    Basın Açıklaması



    (3 Aralık Dünya Özürlüler Günü)
    Engelli veya sağlıklı her insan, Allah'ın en kıymetli ve en değerli varlığıdır. Yüce Allah, insanları servetleri, ırkları, renkleri, cinsiyetleri, dilleri, nesepleri, fizik yapıları, engelli veya sağlıklı oluşları açısından değil; îman, yararlı amel, güzel ahlâk, yaratana ibadet ve yaratılanlar için yararlı çalışmalar sahibi olup olmamaları açısından değerlendirir. 'Allah katında en üstün olanınız ona karşı en saygılı olanınızdır' (Hucûrât, 49/12) anlamındaki âyet ile 'Allah sizin sûretlerinize ve servetlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar' (Müslim, Birr, 32) anlamındaki hadis bu hususu vurgulamaktadır.

    İnanç, söz, fiil ve davranışlarıyla dünyada imtihan halinde olan insanlar, bazen nimetlerle bazen de musibetlerle sınanabilirler. Bir kısım insanların sıkıntıları diğerlerine göre daha fazla ve daha uzun süreli ve kapsamlı olabilir. Başa gelen özürler ve engeller, insanların kendi ihmal veya kusurundan kaynaklanabileceği gibi sorumsuz, saygısız ve kural tanımaz insanlardan da kaynaklanabilir. Bazen de Yüce Kudret, kulunu imtihan ediyor olabilir. Sebebi ne olursa olsun musibetler karşısında bilinçli olmak, sabır ve metaneti korumak, gerekli tedbirleri almak fert ve toplumlar olarak hepimizin temel görevleri arasında yer almaktadır.

    Ülkemizde 8.5 milyon engelli insan vardır. Bu gerçek, her bireyin bu konuda daha fazla duyarlı olmasını ve konuya daha fazla ilgi göstermesini gerektirmektedir. Çünkü her birey ya engelli, ya engelli yakını ya da engelli adayıdır. Nice insanlar sağlıklı iken trafik veya bir iş kazası veya bir hastalık sonuçu sağlıksız, felçli, kötürüm, ortopedik, işitme ve görme engelli olabilmektedir. Dolayısıyla bu olgu ile karşılaşmadan önce veya karşılaştıktan sonra her halükârda tedbirli ve hazırlıklı olunması, ne yapılacağının ve nasıl davranılacağının bilinmesi gerekir. Bu konuda her kesim üzerine düşeni yapmalı, her şeyden önce insanlarımızın engelli ve özürlü konumuna düşmemesi için gereken her türlü tedbiri almalıdır. Belki de daha önemlisi engelli kardeşlerimize karşı bilinçlerimizde oluşan engeller ortadan kaldırılmalıdır.

    Engelliler mutlaka eğitilmeli, istihdam imkanı artırılmalı, insani temel hakları tam olarak sağlanmalı ve sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır. Bu, insanlık borcu olduğu gibi dindarlığın da bir gereğidir. Sevgili Peygamberimiz de engelli, hasta ve muhtaçlara kucak açmış, onlara yakın ilgi ve şefkatle yaklaşmış, onları toplumun ayrılmaz birer parçası olarak görmüş ve “Kim ölür de mal bırakırsa, malı veresesinindir. Kim bakıma muhtaç kimseler bırakırsa onun sorumluluğu bana aittir” (Buhârî, Ferâiz, 25) sözüyle onlara fert, toplum ve devlet bazında sahip çıkılmasını istemiş, onlara yardımcı olunmasını ibadet (sadaka) olarak nitelendirmiştir (Ahmed, II, 350) .

    Başkanlığımız engelli vatandaşlarımıza yönelik olarak bilhassa son yıllarda yoğun çalışmalar yürütmektedir. Sempozyumlar, paneller, konferanslar, televizyon programları, yayınlar, vaaz ve hutbelerle görevlilerimiz ve halkımız bu konuda bilgilendirilmekte ve toplumsal bilinç geliştirilmeye çalışılmaktadır.

    03 Aralık Dünya Özürlüler Günü münasebetiyle, sigara, içki ve uyuşturucu gibi sağlığa zararlı alışkanlıklar sebebiyle çocuklarımızın sakat doğmamasını, terör, trafik, iş kazası veya tedavi imkanı bulamaması sebebiyle insanlarımızın sakat kalmamasını, bütün vatandaşlarımızın sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmesini, insanların sırf insan olduğu için saygın ve değerli görülmesini, ülkemiz ile birlikte bütün dünyanın barış ve huzur içinde olmasını temenni etmekteyiz.


    Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
    Diyanet İşleri Başkanı

  • Nagihan Akalın
    Nagihan Akalın 12.07.2004 - 18:49

    ne gariptir ki aklı yavaş olana değil de
    ayağı yavaş olana,
    yüreği kör olan değil de
    gözü kör olana acırız.