Kültür Sanat Edebiyat Şiir

moğollar sizce ne demek, moğollar size neyi çağrıştırıyor?

moğollar terimi Selim Sağır tarafından 16.04.2004 tarihinde eklendi

  • Selahattin Aykurt
    Selahattin Aykurt 08.11.2007 - 15:39

    TARİHÇE
    1967'de 5 genç müzisyen çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri müzik olmadığını düşünmektedirler beraber bir grup oluşturmaya karar verirler. Moğollar ismi ile çalışmaya başlarlar. İlk 45'likleri 'Eastern Love/Artık çok geç', Şubat 68'de çıkar. Bu plağın hemen ardından'Mektup/Lazy John'u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve 'Ilgaz' ile üçüncü olur. Bu başarı ve ardından çıkan 45'lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar. Konserler verirler. İlginç konserlerdir bunlar; örneğin, Diskotek dergisi tarafından 3 Nisan 1968'de İstanbul Fitaş sineması'nda düzenlenen, Haramiler ve Kaygısızların da katıldığı konsere 'silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile üç keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde' çıkar Moğollar elemanları. İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968'de İstanbul Fitaş Sineması'nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür. Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu'ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968'i tanınmış bir grup olarak kapatır. Moğollar, 1969 yılını, neredeyse tüm Türkiyeyi kapsayan büyük bir turneyle geçirir. Bu turne sırasında yaşadıkları onların müziğinde önemli bir değişime neden olur. Turne öncesinde İstanbul'da verdikleri konserlerde kimi türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları ilgi görür, fakat bu turne Moğollar'ın Anadoluyu yakından tanımalarını sağlar, bu da onların tarzlarının daha belirginleşmesini gerçekleştirir. Ve Moğollar bu tarza bir isim verirler: Anadolu Pop. Bu adı ilk telaffuz eden Taner Öngür'dür ve Mart 1970'de Hey dergisine bu adı seçmelerinin nedenini ve amaçlarını açıklayacaktır:'...ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm'in pop müziğin dinamiğine yakın olması...Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması....' Moğollar, bu açıklamayı yaptıkları tarihlerde, Anadolu Pop'un yalnızca düzenlemelerden ibaret olmadığını ve bu tarzda beste de yapılabileceğini kanıtlamak için bir 45'lik çıkarırlar 'Dağ ve çocuk/İmece' her iki parça da yerli melodi ve ritimlerden yola çıkılarak yapılmış bestelerdir, büyük ilgi görür. Böylece Moğollar, Anadolu Pop'un yaratıcıları, 'Dağ ve çocuk' ta bestelenmiş ilk Anadolu Pop hit'i olarak tarihteki yerini alır.
    Temmuz 1970'te bir eleman değişikliği daha yaşanır, Aziz Azmet gruptan ayrılıp solo çalışmaya başlar ve o sıralarda yeni isim yapmaya başlayan Üç Hürel ile bir süre çalışır. Yerine Ersen katılır. Ersenle 'Ternek'45liğini yaparlar, ancak bu birliktelik uzun sürmez. 1970 ağustos sonunda, Moğollar Ersen'den ayrılır ve Paris'e gider. Paris'te Moğollar, CBS firması ile üç yıllık bir anlaşma imzalar ve bir 45'lik 'Behind the dark/Hitchin' yaparlar, ayrıca 'Guild international du disque'isimli bir plak şirketine bir albüm yaparlar. Bu albüm 'Danses et Rythmes de la Turquie-d'Hier d'Aujourd'hui'1971 yılında 'Academie Charles Cros' büyük plak ödülünü alır. Bu arada Moğollar Paris'te o tarihlerde Belçikada yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onunla çalışmaya başlarlar. Kurdukları birlikteliğe 'Manchomongol'adını verirler. Barış Manço, bu konuda Hey dergisine şunları söyler o tarihlerde: 'Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık. Ancak bu böyle olmaz. Birlikte Türkiyeye dönen Barış Manço ve Moğollar, dört ay değişik yörelerde konserler verdikten sonra ayrılır. Geriye beraber yaptıkları iki 45'lik plak kalır. Bu arada Moğollar'ın Paris'te doldurdukları albüm Mart 1971'de Academie Charles Cross ödülünü alır. Türkiyede büyük yankısı olur bu ödülün. Örneğin Hürriyet gazetesi tam sayfa olarak duyurur bu haberi 'Moğollar'ın davul ve zurna ile doldurduğu plak Akademi armağanı aldı.' Aynı tarihlerde, yine Paris'te CBS firmasından çıkan 45'lik 'Behind the dark/Hitchin' şöyle sunulur dinleyiciye: 'Pikabınızın kolunu plağın üstüne koyup dinlemeye başladığınız anda Doğu'dan gelen bir grubun varlığını anlayacaksınız. Moğollar, bir çeşit 'sitar' olan bağlama'yı pop müziğine iyi uygulamaları ile dikkati çekiyor. Öğütleyebileceğimiz tek şey, yalnızca Türklerin bildiği bu ritmin akışına, sihirine kendinizi bırakmanız.' Barış Manço'dan ayrıldıktan sonra tekrar Paris'e dönen Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu'nu orada bırakarak Türkiye'ye döner.Yörükoğlu ani bir kararla, 31 Temmuz 1971'de Dominique Meraud ile evlenerek Paris'e yerleşir. Bu beklenmedik ayrılık Mavi Işıklar'ın davulcusu Ayzer Danga ile telafi edilmeye çalışılır, bir sene bu format'ta gider.'Alageyik destanı/Moğol halayı' 45'liği bu dönemde yapılır. Bu arada Selda ile bir 45'lik yapar Moğollar. Daha sonra Ersen gruba yeniden katılır. Eylül 1972'de ilginç bir olay yaşanır: Cem Karaca ile çalışan Kardaşlar, Ersen ile çalışan Moğollar solistlerini değişirler. Bu görülmedik olay Moğolların tekrar gündeme gelmesini sağlar. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik oluşturmuş ve uzun sürecek bir dostluğun temeli atılmış olur, çeşitli konser turneleri ve plak çalışmalarıyla geçen iki senelik bir zaman sonunda bu defa Taner Öngür ile Ayzer Danga Moğollar'dan ayrılır. Eskilerden bir tek Cahit Berkay kalmıştır. Bu arada Cem Karaca ve Moğollar'ın en önemli parçalarından biri 'Namus Belası 'çıkar piyasaya.
    Bir süre sonra Cahit Berkay Moğollar'ı dağıtıp Fransa'ya gider orada Engin Yörükoğlu ile buluşur, yanlarına katılan çeşitli müzisyenlerle Moğollar adı altında iki albüm ve bir 45'lik yaparlar. 1974 sonu ile 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlunun sürdürdüğü moğollar 1976'da çalışmalarına son verir, bu dönemden kalan en önemli albüm, Fransa'da RCA firmasından çıkan 'Hitit Sun' Türkiyede 'Düm - Tek' tir bu albümde Cahit Berkay'ın enstrümental besteleri Anadolu Pop'tan jazz rock'a doğru yönelmeyi işaretlemektedir. 1976'dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür 'çekirdek' Moğollar elemanları. Cahit Berkay, filim müzikleri yapar aradaki yıllarda.'90'larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen'le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm yaparlar. Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul'da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar. Taner Öngür ise Dostlar ve Cem Karaca Dervişhan'da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya'ya yerleşir. 1992'de Türkiye'ye döner, 'Alarm' isimli ilk ve tek solo albümünü çıkartır. 1992'de bir televizyon programında dinlediği Moğollar'dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, 'Moğollar tekrar bir araya gelsin' çağrısıyla bir imza kampanyası açar.4000'den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde.Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar'ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya'ya gelen mektuplar onlara cesaret verir.Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz'ü alarak, 31 Mayıs 1993'te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri muhteşem bir konserle geri dönerler. 1994'te 'Moğollar94', 1996'da 'Dört Renk', 1998'de '30.yıl' 2000'de ' 1968 -2000' albümlerini çıkarırlar.
    Murat Meriç.

    1967'den bu yana Basındaki Moğollar haberlerinden seçmeler

    67 müzik haberleri
    kaynak belli değil
    Selçuk Alagöz topluluğu dağıldı.
    Bas gitar Hasan Sel, Bateri Engin Yörükoğlu, Ritm gitar Cahit Berkay, maddi bir anlaşmazlık sonucu gruptan ayrıldılar.
    2. haber
    Engin Yörükoğlu, Cahit Berkay, Silüetlerden ayrılan Aziz Azmet ile birleşip Moğollar adlı yeni bir grup kurdular. Duyduğumuza göre kulüp Antuan'da çalışacaklar.

    1967 milliyet gazetesi. MOĞOLLAR Halk türkülerini Beat müziği yaptılar.
    Şimdi Moğollar orkestrasının elemanları bağlama, zurna ve tulum çalabilmek için ders almaktadırlar. Türkiyede ilk defa halk türkülerini beat müziğine aranje edebilmek için bu yolu seçen Moğolların yönetmeni bu konuda şu açıklamayı yaptı: 'Folklor müziğinden yararlanabilmek için folklor müziğinin kullandığı aletlerin orkestraya sokulması gerekmektedir. Bir halk türküsündeki sesleri batı müziği enstrümanları ile vermek mümkün değildir. Yaptığımız bu deneme ile son derece değişik ve köklü bir şey elde ettik'
    Bir plak şirketi ile anlaşan Moğollar önümüzdeki günlerde bu çalışmalarını plağa geçireceklerdir.

    Arda Uskan Diskotek dergisi 1968 Umut, 1968 istanbulunda saçı sakalına karışmış beş gencin tek dayanağı. 'Yaşama tarzımızı, düşüncelerimizi, bütün kuralların dışına çıkmak istememizi mutlaka bir gün kabul edecekler' diyor Moğollar. Kabul ettirmek istedikleri bu hayat görüşü müzikleri ile değişik ve çarpıcı. BÜTÜN KURALLARIN DIŞINDA..... Bütün kuralların dışına çıkıp topluma bir başkaldırışları varki görülmeğe değer Moğolların. 'Hiçkimse toplumu bütünüyle reddedemez, biz bile...Sadece ona sıkı bağlarla bağlı değiliz. Kısaca kölesi değiliz toplumun' diyorlar.Saçları omuzlarında hepsinin sakallarıda. Sokakta gördüğünüz zaman, hepiniz nasıl bir acaip bakıyorsunuz onlara, inanın onlarda size aynı şekilde bakıyorlar. Onların saçları niçin uzun? ...Hep sorulan bir soru bu. Ya sizinkiler niye kısa...Önce bunu bir düşünün. Kendi deyimlerine göre, 'sıra insanların temel kavramlarını' ikinci plana atmışlar. Sizin benim gibi binlerce insandan biri değil onlar. Düşünüş bakımından tamamiyle ayrılıyorlar diğerlerinden. 'Onların hayattaki amaçları para veya mevkii sahibi olmak. Biz bunlara aldırmıyoruz. Bizim için iyi insan, kültürlü insan olmak önemli. Diğerleri ile bu noktada tamamiyle ayrılıyoruz' diyorlar. Bu görüşlerini biraz Hippi'lerle, biraz Beatnik'lerle karşılaştırmak mümkün. Savaşı ve sömürücülüğü kesin olarak red ediyorlar. Bütün bunların para ve mevkii hırsından doğduğuna inanmışlar. 'Bizim kahraman dediğimize onlar düşman, bizim düşman dediğimize onlar kahraman diyorlar. Tam bir uyuşmazlık içinde olan bu kavramı red etmemiz normaldir. Bizim için düşman, kahraman yok, iyi insan, dost insan var' diyorlar.
    BEAT ÖTESİ
    Müzikleri de düşüncelerine uygun Moğolların. 'Beat Ötesi' diye adlandırdıkları bir tür üzerende çalışıyorlar. Bu türü şöyle tarif edebiliriz: 'Beat'i aşan sert bir ritim ile psikodelik arası'. 'Bu müziğe tamamen kendimizi verebiliyoruz. Anlam olarak buna Soul müzik te diyebilirsiniz. Ama Soul türü ile alakası yok. Sadece ruh olarak onunla birleşiyor. Biz de Soul müzikçileri gibi çaldığımızı yaşıyoruz. Hep kendi bestelerimizi çalmamıza gelince: Artık başkasının yaptığını çalmaktan bıktık. Bu bize yabancı geliyor. Kendi parçalarımızı çalarken müzikte kendimizi buluyoruz. Diğer bütün gruplarında aynı şeyi yapmalarını istiyor gönlümüz. Gücümüz yettiği kadarı ile bunu aşılamaya çalışıyoruz diğerlerine, Şimdilik durum çok ümitsiz. Ama bilinmez ki? Belki yarın....

    15 mart 1968 Son gazetesi
    Uzun saçlı ve sakallı yerli 'BEAT' şarkıcısı konserin sonuncu parçasında düşüp bayıldıYe-ye'ci gençlerin çılgın çığlıklarına dayanamayan ana babalar konseri yarıda terkettiler
    Son ayların en tipik yerli 'beat' grubu Moğollar, bayramın ikinci günü Fitaş sinemasını dolduran yüzlerce müzik sever genci çıldırasıya coşturdu.
    Karanlık sahnenin ortasına yerleştirilen döner trafik lambası etrafa mavi ışınlar saçarken, Moğollar'ın sert ritimli müziği duyuldu ve gençler aynı anda salonu çığlığa boğdular. Bu arada gençlerin dinlediği müziği merak edip konsere gelen anne ve babalar, uzun saçlı Ye-ye'cileri hayretle izlerken birde gürültü başlarında patlayınca, selameti salonu terketmekte buldular. Uzun saç ve bıyıklı Moğollar adlı grubun, kıyafetleride Moğollar'ınki gibi kalın, beyaz tüylü postlardandı. Topluluğun ingilizce söyleyip birde saz kullandıkları 'Karadut' adlı parça ençok ilgi göreni oldu. Sahnenin sağ köşesine yerleştirilen büyük kafeste karanlığın içinden bir kız belirdi, müziğin ritmine uygun en son dansları gösteren bu mini etekli genç kız az sonra kafesten fırlayıp dansına sahnenin önünde devam etti. Gittikçe kızışan konserde Moğollar da gittikçe coşuyordu, sundukları son parçada solistleri boynundaki gitarı attı ve elindeki mikrofon ile düşüp bayıldı

    6/10/1969.
    moğollar iki yeni plak çıkarıyor.
    Moğollar, Disco plak şirketi ile beş yıllık anlaşma yaptılar. İlk olarak dolduracakları plaklar: 'Ağlama' ve 'Dağ ve Çocuk', ikinci plakta ise isveç televizyonu için hazırlanan bir belgeselin müzikleri 'Yalnızlığın acıklı güldürüsü' ve 'Haliçte güneşin batışı'

    25/10 1969
    Moğolların konseri bu gece
    Moğollar mevsimin ilk konserini bugün Fitaş sinemasında vereceklerdir. Moğolların geçen sene yaptıkları dört bölümlük konserden sonra birçok hafif batı müziği sanatçısı aynı tarzı denemişti. Türk popüler müziğine devamlı yenilikler getirmek amacında olan Moğollar, bu yeni konserleri için şunları söylemişlerdir: 'Bu konserimiz geçen seneki konserimizin aksine Sadelik fikri üzerine kurulmuş olacaktır. Geçen seneki konserdeki gibi ilave orkestra, değişik dekorlar yok, fakat uzun zamandır üzerinde çalıştığımız, ulusal kişiliği olan pop müziğini yani 'Anadolu Pop' diye adlandırdığımız tarzı müzikseverlere tanıtacağız. Konserimizde Anadolu Pop tarzındaki bestelerimiz yer alacak.

    1/11/1969 (Yılmaz Canel) yeni gazete

    Moğolların ekolüne ramak kala
    Sezonun ilk solo konserinde, geçtiğimiz Cumartesi günü Moğolların yeni çabalarını dinledi müzikseverler. Geçen konserlerinde olduğu gibi bu defa'da bölümler halinde sundu Moğollar düşüncelerini. Anadolu Pop bölümünde blues ritimine Anadolu motiflerini uygulamayı denemişlerdi. Herşeyin dışında bu olumlu bir çabaydı. Yepyeni bir ekolün her yönü ile mükemmel olarak kurulması son derece güç. Moğolların bu güçlüğü yenmesine ise ramak kalmış gibi geldi bizlere. Konserin sonunda çaldıkları iki enstrümental melodi 'Yalnızlığın acıklı güldürüsü' ve 'Haliçte güneşin doğuşu' ise her bakımdan enfesti

    9/12/1970 Paristen dönen Arda Uskan yazıyor. Fransada Türk bayrağı açanlar
    Sessiz sedasız Türkiyeden ayrılıp Paris'e yerleşen Moğollar, şehrin banliyölerinden birinde, üç katlı bahçe içinde bir villada kalıyorlar.Pariste CBS şirketi ile anlaşan Moğolların doldurdukları 'Behind the dark ' adlı ingilizce plak piyasaya çıkmak için hazırlanmış olarak Cannes'daki ünlü nin başlamasını bekliyor. Bu ay içinde Midem festivali sırasında Cannes'daki bir gece kulübünde çalışacak olan topluluğun elemanları Fransaya gelişlerini şöyle anlatıyor.
    'Şarkıcımız Ersen bizlerle birlikte Avrupada şansını denemek istemeyince dördümüz askerlik tecillerimizi yaptırarak ayrı ayrı yurt dışına çıktık. Kendimize hedef olarak Fransa'yı seçmiştik. Pariste buluştuğumuz zaman, bize yardım edebilecek kimse yoktu...O kadar ki plak şirketlerinin adreslerini bile bilmiyorduk. Köşedeki kahveye girip telefon kabinindeki rehberden plak şirketleri numaralarının bulunduğu sayfaları yırtıp cebimize attık. Sonra 10'a yakın plak şirketinin kapısını aşındırdık. Fakat sonuç umduğumuzdanda iyi oldu.CBS ile üç yıllık bir anlaşma imzaladık, Aphrodite's Child'ın menajeri Roberto Seto menajerliğimizi yapmaya başladı, bizi yeni enstrümanlarla takviye ettiler, şimdi plağımızın piyasaya çıkmasını beklemekten başka yapacak birşey kalmadı, hergün evde uzun uzun provalar yapıp hazırlanıyoruz'.

    1971 ocak Hürriyet Paris,(Hürriyet bürosu)
    Moğollar Fransız televizyonunda. Anadolu pop müziği Pariste çok sükse yaptı.
    Cuma gecesi televizyonlarının başında milyonlarca Fransız, 'Allah, allah dediler Türklerde'de pop müziği yapan topluluk olacağını hiç aklımıza getirmezdik.' Toroslardan, Van'dan, Karadenizden, Göreme'den gelen darbuka, bağlama, ıklığ, yaylı tambur ve tahta kaşık sesleri Parislilerin gözlerini, kulaklarını okşadı. Türk folku ile pop müziği yapan Moğollar topluluğu, Fransız televizyonundaki bu ilk ve kısa programından daha ayrılmadan, 16 ocakta, bu kez yarım saatlik bir yayın için teklif aldılar. Moğollar dörtlüsünün Paris'teki faaliyeti yalnız bu televizyon programı ile kalmıyor. Avrupanın en büyük müzik ve plak kulüplerinden biri olan'Guilde İnternational du Disque'için bir Long Play doldurdular ayrıca dünyaca ünlü plak şirketi CBS bütün avrupa ülkelerini içine alan üç yıllık bir anlaşma imzaladı.

    1971 ocak
    Hürriyet Paris Gökşin Sipahioğlu'nun haberi. Moğollar Barış Manço ile birleşti. Moğolların bir soliste, Barış Manço'nun da bir gruba ihtiyacı vardı. Bir gün Paris'te bir kahvede otururken 'Neden biz beraber çalışmıyoruz' demişler. İşte bu hafta başı Barış Manço Brüksel'den geldi ve Moğollar'la anlaşma imzalandı. Bundan böyle Moğollar grubunun ismi dış piyasada 'Manchomongol' oldu Türkiyede ise Barış manço ve Moğollar ismi altında çalışacak ve plak yapacaklar. Son yılların başarılı folk ve pop müzik topluluğu hiç vakit kaybetmeden kolları sıvadı ve Barış'ın minübüsüne atlayıp Belçikaya gittiler. Barış'ın Liege şehrindeki evirde bir müddet beraber çalışıp prova yaptıktan sonra Almanya'ya geçecekler ve Köln'de bir televizyon programına katıldıktan sonra Almanyada bir turneye çıkacaklar ve tekrar Paris'e dönecekler. Moğolların Paris'te doldurdukları biri 45 diğeri 33 devirlik iki yeni plağı çıkadursun şimdi yeni sesler yeni melodiler için bir çalışma havasına girecekler. Bu birlikten her iki tarafında kazançlı çıkacağına şüphe yok...Tabii bu işe en fazla şaşıranların başında Moğolların üç yıllık kontrat imzaladıkları CBS plak şirketi idarecileri geliyor. 'Aman ne yapıyorsunuz daha plakları yeni piyasaya çıkardık. Bu hafta Paris televizyonunda programa çıkacaksınız şimdi her şeyi iptal etmek yeni baştan başlamak lazım ne yapacağız? .' diye dert yanıp durdular ama Barış'ı Moğollar'la birlikte dinleyince bütün kaygılarını unutverdiler. CBS'in sanat müdürüne göre Barış ve Moğollar öylesine birbirlerine uyuyor ve birbirlerini öylesine tamamlıyorlarki beraber yapacakları yeni melodilerin yabancıların kulaklarına hoş gelmesi muhakkak

    1971 şubat Yeni Gazete. Barış Manço Moğollar konseri.
    Geçtiğimiz hafta Fitaş sinemasında dinlediğimiz Barış Manço ve Moğolların solo konseri, gerek organizasyon gerek sanatçıların üstün başarısı yönünden son zamanların en iyi konseri idi. Sanat dünyasında aslar bir araya geldiği zaman birbirlerini harcamaya çalışırlar. Cumartesi günü gördüğümüz durum bizi oldukça şaşırttı. Çünkü konser sırasında Barış Moğollar'ı, Moğollar'da Barış'ı ön plana çıkarmak için adeta birbirleriyle yarış ediyorlardı. Dikkatimizi çeken bir husus da gerek Manço'nun, gerek Moğolların müzik yönünden çok olgunlaşmış ve zirveye çıkmış olmaları idi. Merdivenlerin üzerine kadar tıklım tıklım dolu olan konser, Barış'ın eski fakat tutulan bir parçası olan 'Kirpiklerin ok ok eyle' ile başladı. Bunu 'Derule' ve 'Suzananna' takip etti. Moğolların CBS Firması için Pariste doldurdukları plakta yer alan 'Behind the dark' gerek ritim gerek söyleniş bakımından çok iyi idi. Bundan sonra dinlediğimiz 'Ağrı dağı efsanesi' nin kısaltılmış şekli ise tek kelime ile harika idi. Pir sultan abdal'dan yapılan 'Katip arzuhalim yaz yare böyle' düzenlemesi oldukça ilginçti 'Ternek' ile ilk yarı sona erdi. İkinci yarı başlarken Barış'a bir plak şirketi tarafından 'Dağlar dağlar' ın satış rekorları kırması sebebiyle altın plak hediye edildi. Plağı veren Öztürk Serengil'in yaptığı espriler konsere neşe kattı. Ödülünü aldıktan sonra 'Dağlar dağlar'ı sunan sanatçı bu armağanı hakettiğini ispat etti. Bundan sonra topluluk yeni dolduracağı plağı lanse etti 'İşte hendek işte deve' adlı bu melodi ve 'Binboğanın kızı' gayet orijinaldi..

    2/haziran/1993 hürriyet. Moğolların Dönüşü
    Anadolu Pop tarzının unutulmaz ismi Moğollar, yaklaşık 16 yıl aradan sonra önceki akşam Cemal Reşit Rey'de verdikleri muhteşem konserle yeniden müziğe döndüler. 1967yılı sonunda Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Aziz Azmet, Murat Ses ve Hasan Sel tarafından kurulan ve 1976 yılında dağılan topluluk, bu süre içinde yaptıkları 14 adet 45'lik plak 3 adet LP ile bir efsane olmuşlardı. Başlatılan 'Moğollar Müziğe dönsün' kampanyasıyla tekrar müzik dünyasına adım atan topluluğun, bu ilk konserinde izdiham yaşandı. 1000 kişilik salona sığmayan bir grup Moğollar hayranını polis, cop kullanarak dağıtmak zorunda kaldı.

    4/3/95 Yeni Yüzyıl Barbaros Devecioğlu. Çeyrek asırlık müzik yolculuğu
    Moğollar, Anadolu rock tarzını yıllardır başarıyla ve haysiyetle sürdürüyor.Biz 'Anadolu Rock' yapıyoruz diyen Moğollar, ayrıca 'biz bir ekolüz, kendimize has bir soundumuz ve müzikal bir kişiliğimiz var' diyerek oldukça iddialı konuşuyor.
    İtiraf etmek gerekirse bu görüşmeden birkaç gün sonra gerçekleşen 1. İstanbul Rock festivalinde Moğollar'ı dinleyene kadar bu sözler bana son derece iddialı gelmişti, fakat onları dinledikten sonra şapkamızı önümüze alıp onlara yüzde yüz hak verdik. Özellikle Türk Pop müziğinde yaygın bir eğilim halini alan 'Doğu-Batı' sentezi adı verilen şey, Moğolların ta kendisi. Türk halk müziği ritimlerini ve yine geleneksel çalgıları rock müziği formatında öylesine uyumlu çalıyorlardıki, şimdiye değin hep duyup ta inanmadığımız 'Doğu-Batı'sentezi Moğolların müziğinde yaşıyor.

    Nokta.11 nisan 1998 Toygar Barut.
    Moğollar yeni 'birşey' yaptı!
    1970'lerde başlayan serüven, daha sonraları bir efsaneye dönüşecekti; Moğollar efsanesine...Türkiye'de daha önce hiç bilinmeyen ve duyulmayanı gerçekleştirecek bu yeni ekol, günümüzde de aynı çizgide müziğini yapmaya devam ediyor. Rock müziğinin doğasından kaynaklanan politik karşı koyuşu yerel ezgi ve motiflerle bezemeyi başaran Moğollar; yıllar önce gönülleri fethediyordu, günümüzde de fethetmeye devam ediyor. Moğollar, yaptıkları müzikle Türkiye'de varolan müzik anlayışına yeni bir soluk getirmesiyle tanınan bir grup. 30 seneye yaklaşan müzik yaşantılarında oldukça başarılı çalışmalar yapan Moğollar, toplumsal ve politik içerikli sözleriyle müzik tarihinde özel bir yere sahipler. Yazdıkları sözler incelendiğinde, sadece genel politik görüşleri değil günceli de çok iyi etüd ettikleri görülüyor. Bir önceki albümlerinde yer alan 'Birşey yapmalı', bunun en güzel göstergesi. Şarkı, Türkiye'nin gündemini yakaladığı için adeta bir slogan haline gelmiş ve insanları derinden etkilemişti.Yeni albümde de, eskisi gibi duyarlılıklarını koruyan ve doğru olduğuna inandıkları fikirlerinçıı

    ENGLISH

    History
    It is 1967... Five young musicians decide to establish a new band called “Mogollar”. The reason is simple: the music they have been doing in their bands is actually not what they really want to do. They have been in need of something new, something that really reflects them.
    Therefore, in February 1968, they release their first single “Eastern Love (Artik Cok Gec) ” followed by another record “Lazy John (Mektup) ”. They also enter the Golden Microphone Contest (Altin Mikrofon) and become the third best with the song “Ilgaz” in June 68.
    Their success so far has already made “Mogollar” be listened to by more people than ever before. So, It is high time they started to tour and give concerts. One of these concerts is the one at “Fitas Cinema” on 3 April. Right after this concert, an appreciating comment on their performance is published in “Diskotek” magazine, which contributes to their successful breakthrough. The very same cinema called “Fitas” is also the place where Mogollar gives their first solo concert on 19 October, 1968.
    Locally already famous, the “Mogollar virus” spreads into the rest of Anatolia and their success becomes obvious. Again in 1968, their forth record comes out. The Turkish music scene without Mogollar is not thinkable anymore. So, the band decides to take the advantage of it and goes on a long tour, covering the whole Turkey.
    This tour is to change and determine their music for the future. Mogollar’s folk music, instrumentation and arrangements have aroused great interest in Istanbul concerts, but after touring all parts of Anatolia, the band members understand that their music needs an additional intimate Anatolian dimension, which will definitely make it more mature. Mogollar calls this new music genre “Anatolian Pop (Anadolu Pop) ”.
    The first to come up with this new name is Taner Ongur who explains why this name was chosen in “Hey” magazine in March 1970: “....what we want to prove is that our folk music has a soul and is multilayered. As folk music dynamism is very close to the dynamics of pop music, we would like to fuse the technical aspect of pop music with the soul and identity of our Anatolian folk and give it a new spirit without loosing its rich folklore. With such a mix, we believe we can establish a new identity in the way we want...”
    After this statement has been made, Mogollar releases a single that does not only include the original Anatolian music in pop arrangements, but also proves that the band can do their own compositions in this style.
    The compositon of “Dag ve Cocuk” and “Imece”, which are based on Turkish melodic lines and rhytmic structures altough both are clearly examples of pop music, is a great success. Thus, Mogollar becomes the first to score a hit in Anatolian pop with “Dag ve Cocuk” and the band takes its place in history as the inventors of this new and successful music-style.
    Now, then, Mogollar has become an international music band. During a trip to Paris, they sign a 3-year-contract with CBS Records and record a single called “Behind the Dark / Hitchin”. They also release the album, “Danses et Rythmes de la Turquie-d’Hier d’Aujourd’hui” for another record company, namely Guild International du Disque. This album receives the Academie Charles Cross award in 1971.
    Soon, Mogollar attracts attention by successfully fusing a sitar-like instrument called “baglama” into pop music. Here is one of the comments: “The only thing we recommend is that you get under the spell and into the rhythms that only the Turks play”.
    Mogollar disbands in 1974 due to the political conditions affecting their music. From late 1974 to 1976 Cahit Berkay and Engin Yorukoglu record two albums and one single under the name of Mogollar again, but with assisting musicians. From this period, the most important work they release is “Hitit Sun” which is released on the RCA label in France. This album is released in Turkey, too, under the title “Dum-Tek”.
    From 1976 onwards, the band members work separately and for themselves. Cahit Berkay concentrates on scoring for films, while Taner Ongur moves to Germany releasing his first and only solo album called “Alarm” on his return to Turkey in 1991.
    Years pass.. In 1992, while listening to Mogollar on a television show, Kaan Ertem –a cartoonist from “Leman” magazine- is so inspired that he starts a “Let’s get Mogollar back together” petitionand. He achives to collect more than 4000 signatures. After all these letters and the massive request, Cahit Berkay, Taner Ongur and Engin Yorukoglu, who have been getting together from time to time and talking about putting the band back together, are now all convinced that it is the right thing to do. So, they start up the band again with a new band member, Serhat Ersoz. This new quartet gives an excellent comeback concert in Istanbul Cemal Resit Rey Concert Hall on 31 May, 1993.
    Since then, they have released the following albums:
    “Mogollar94”, 1994
    “Dort Renk”, 1996
    “30.Yil”, 1998
    “1968-2000”, 2000
    “Yuruduk Durmadan”, 2004
    Mogollar...timeless..and peerless
    i kendilerine has üsluplarıyla birleştiren Moğollar 30.yıl albümü dinleyicilerini tatmin edecek özellikler taşıyor.


    patikayolu@msn.com
    haramiler@msn.com
    sanatcephesi@msn.com
    fabrikallar@passport.com

  • Nk
    Nk 21.10.2006 - 12:23

    Beni çağıran uçurum, uçurum oldu sevdan...
    kaçmam...
    Yok saklanmam başından-sonundan, korur bizi...
    zaman...

    Kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye...
    anlatma...
    anlamam...

    Aşk varken; sözlerinde, düşlerinde, yeniden doğmak gibi nefesinle, çoğalıp sevginle...
    isteme...
    durdurmam...

    Kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye...
    anlatma...
    anlamam...

    Büyüt beni; gözlerinde, ellerinde, yeniden ses oldun sözlerime, gücün saklı içimde...
    vursunlar...
    ağlamam...

    İster bahar, ister ayaz...
    yolum seninle...
    duysun dünya, karşı dursun, düşsün peşime

  • Şener Ak
    Şener Ak 16.10.2006 - 08:48

    Yıkıp geçerlermiş zamanında

  • Merlin Xn
    Merlin Xn 05.08.2006 - 19:11

    Hepsinin ayrı ayrı ellerinden öpüp saygımı ve hayranlığımı göstermek isterdim o efsane adamlara.. Onlar Türkiye'de çok az müzisyenin yapabildiği şeyi başardılar. Mesudum varlıklarından. İyi ki o eşsiz müziklerini paylaşmışlar bizle..

  • Gülây Özgüner
    Gülây Özgüner 20.05.2006 - 21:33

    EFSANE bir Gurup. Medyada daha fazla boy göstermeleri rica olunur. Cahit Berkay basli basina muhtesem. Ah keske klasiklerini bir albümde toparlayipda bizlere sunsalar; ne olur sanki? ? :((... isteriz.... isteriz

  • Elif Orhan
    Elif Orhan 02.12.2005 - 16:41

    Müzikleri ile ilgili yorum yapmaya bile gerek yok. MUHTEŞEM. ben başka yönlerini burada paylaşmak istiyorum. Özellikle cahit berkayın kişiliğine kendine olan güveni, komlekssiz kişiliği, her ortama uyum sağlaması. Örnek aldığım, hayran olduğum kişilik. Ezginin günlüğüyle kıyaslıyorum. Yakın jenarasyon olarak. Girdikleri her ortamı soğutuyorlar. oysa moğollar.....

  • Elif B
    Elif B 12.07.2004 - 14:21

    Cahit Berkay..Engin Yörükoğlu...Taner Öngür.. Serhat Ersöz den oluşan müzik grubu...

  • Selim Sağır
    Selim Sağır 19.04.2004 - 11:27

    alageyik destanı,kaleden kaleye şahin uşurdum,magic moon şarkıları ilk aklıma gelenler.sonra aziz ahmet ve cahit berkay yorumlarıyla aklıma geliyor.cem karacaylada beraber çalışırlar.sonra avrupaya açılmak için ayrılırlar.avrupada pek de seslerini duyuramazlar.vatana döndükten sonra cahit berkay film müziklerine döner.kendileri aynı zamanda anadolurock ın isim babalarıdır.