Kültür Sanat Edebiyat Şiir

mezar taşları sizce ne demek, mezar taşları size neyi çağrıştırıyor?

mezar taşları terimi __talebe__ tarafından 23.02.2005 tarihinde eklendi

  • Yağmur Yemiş Türküler
    Yağmur Yemiş Türküler 20.09.2015 - 20:33

    'mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur' (voltaire)

  • Yürümek Gerek
    Yürümek Gerek 12.09.2008 - 07:57

    sert ve soğuk
    ürkütücü biraz da..

    biraz ben onlara benziyorum
    biraz da onlar bana..

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 07.05.2006 - 23:41

    28 yıldır annem babam onlara emanet:S...ne zaman kavuşuruz kimbilir?

  • Fikri Bilici
    Fikri Bilici 25.10.2005 - 14:34

    bir zamanlar hayattaydı notu yazan taş
    İnsanın bu dünyadan geçtiğini gösteren iz
    ölen kişinin bir tür nüfüs kağıdı

    genelde mermerden yapılan mezar belirlemeye yarayan
    ölen kişinin kim olduğu ve hangi tarihlerde yaşadığını belirten Ruhuna fatiha yazılan taş...

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 16.08.2005 - 20:49

    (23.11.2004 20:34)
    Mai Salon

    Mezara Fotgraf Cizme

    Otobuste Aksaray civarina dogru yol alirken; tabii ki gozlerim disariyi suzmekte.Taksim de cikmis yavas ve emin tekerlek darbeleriyle yol alirken gozume soyle bir levha ilisti:' Mezarlara fotograf yapilir' Simdi gulsem mi aglasam mi?
    Acaba ben hangi resmimi koydurmak isterdim? Soyle guzel bir resmimi mi; yoksa bir cocukluk resmimi mi; ya da arkadslaral cektirdigimiz bir resmimi mi; ya da ailemle? .. Ama o zaman da heralde burda toplu mezar filan var sanirlardi.Aslinda birazcik ise yarar; yazik cocuga olcek adam miydi o; bak bak nasi adammis, babayigit gibi adam olur mu?
    Mesela bir Tarik Akan hangi resmini koydurtu? Soyle en yakisikli oldugu zamanlardaki bir resmini mi yoksa yaslandigindaki bire resmini mi? Genckenki bir resmini koysa ve bunu biri gorse ve olum tarihini okusa; 'Suna bak be; adam kac yasinda ama fotografina bak cillop gibi delikanli' gibi bir yanilgiya dusmez mi?
    Ya da acik sacik bir fotografimizi veyahut boydan bir mayolu fotografimizi koyabilir miyiz? Acaba mustehcen mi olur mezarlik sakinlari icin? Mutlu oldugumuz zamanlardan bir resmi, ama bir adam hem olur hem de mutlu olur mu canim; o zaman mutsuz oldugumuz bir zamanin fotografini koyalim.Belki de kendimizi bir sehirle ozdeslestirmisizdir ve o sehrin yagmurlu havadaki bir fotosunu koymayi arzu ederiz.Belki bayramliklar icindeki bir fotografimiz' En guzel gunumuz bugun olsun gibi...'
    Adamlar neler yapiyorlar be! Eeee ekmek aslanin nersinde kim bilir; bul bulabilirsen cikart cikarrtabilirsen...
    ben hangi fotomu koyardim acaba? Himmmmmmm....Bilmem ki, olumu ve beni hangi fotograf anlatablir ki en guzel? Mutlu oldugum bir fotomu koysam ben hicbir zaman hep mutlu olmadim; ya da uzuntulu...Ama ben gene her zaman hep uzuntulu olmadim.Bir footograf beni ne kadar anlatabilir ki...Halbuki mezar tasima yazilan guzel bir yazi ne de cok sey soyler ebenim hakkimda:
    'O bir insandi
    var olmak icin yasadi
    gene var olmak icin oldu.
    aci her dem de onun yanindaydi
    mutluluksa bir adim onde
    hep mutlulugun golgesiyle avundu,
    ta ki topraga kavusana dek'
    iste bu yazilmali; ama bir foto bunlari anlatabilir mi? Bir burun, iki kas, bir agiz, gozler bunlari soyleyebilir mi? O bir an, sadece bir an in karesi.zaman icine sIkIsmis, ama sozler de oyle mi? Zaman hareket icinde sozlerde; insan mezar tasimi okuyunca sozler ona da gececek; hayallerine karisacak; ezar tasim onu huzunlendirecek; topragimin kokusu ona nerden geldigini hatirlatacak:
    'Ben topraktim
    geldim, koptum ordan
    var oldum
    ama gene ona dondum
    varligimi orda tamamaladim'
    Pinhan daki gibi mezar tasima acmamis bir gonca cizmesinler; ben acmak icin geldim; baharin vuslatini kalbimde cektim; bombostum, yalan oldum; ama direndim; boslugumla birlikte; kendimi kandirdim; ama gene var oldum.
    Bir foto bunlari soyleyebilir mi?
    Yazidaki agaclar gibi sikirdayaiblir mi ruzgarda; caglayabilir mi nehiler gibi; bir bebegi anlatabilir mi; ya onun haykirislarini; bir annenin feryatlarini? ..
    'Ben cocuktum buyudum
    ama daha gercekten buyumeden
    tohumken
    tekrar topraga dustum
    hayai toprakta gordum,
    annemin sicak kollarinda degil'
    Bir cocugun mezar tasi, mezari bunlari anlatirken onun sevimli de olsa fotosu bunlari anlatabilir mi?
    beni yazilarimdan biliyorsunuz; o haldew hanginiz beni mezar tasimdaki fotomla taniyablir; ama soyle yazsa:'
    o iciyle geldi
    degisti, ama degistiremedi
    mutlu etti, ve mutlu oldu
    oldu; ama gene de mutluydu
    cunku bir seyler icin oldu'

    Birakalim fotograflar kapakli cicekli ama ruhsuz albumlerde kalsin; kendi fotografimizi harflerle cizelim.Iste mezar taslarina yakisan budur

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 28.07.2005 - 11:13

    02.05.2005 13:31
    Mai Salon

    Mezar Taşları Kör İnsanlar ve Eşlenik Olarak Biz

    Bizde mezarlıklar şehir dışına değil de şehir içine kurulur(pek garip bir yüklem oldu) Tabii eskiden böyle idi. Atalarmızın bundaki amacı da çoğumuzun bildiği gibi, mezarlıkların öteki hayatı anımsatacak bir misal teşkil etmesiydi. İnsanlar ölüme ne kadar yakın olurlarsa, öteki taraflarını, yani ahiretlerini, sonsuz hayatlarını daha çok düşüneceklerdi. Bu ne kadar işe yaradı bilmemem; ama benim gibiler üzerinde müspet bir tesirinin olduğu açık. Tabii ki bu sozle,ben her daim ote tarafi duşunuyorum demek istemedim. Benim soylemek istedigim, mezarlıkların havasının aslında başka olduğunu anlamam ya da hissettmem olduğu. Bir yanda insanlar olabildiklerince hayatlarını yaşamaya çalışıyorlar, keşmekeş, karmaşa; gunluk hayatın yalan dolanı; bir yanda ise uzun çam ağaçlarının arasında, güzel bir çeşmenin su şırıltısını toprağa bıraktığı, kuşların civildeştiği, ölülere ‘’Allah’’ dediği, dingin bir havanın ordaki insanları sardığı; sessizliğin insana huzuru ve ölümü hatırlattığı; insanların sevdikleri ve bir zaman önce kaybettikleri insanların başuçlarına geldiklerinde, hatırladıkları, onlarla geçirdikleri, paylaştıkları acı tatlı hatıralar... İşte mezarlıkların insanı bir başka aleme götürmesi, benim nazarımda ve hissiyatımda bu şekilde meydana geliyordu. O bir misaldi bize oteleri hatırlatan. Bir ara gazetelerde ‘’Her fani mutlaka ölümü tadacaktır’’ ayeti için(Zincirlikuyu mezarlıgının girişinde var bu yazı) bir suru yaygara kopartılmıştı. Ölümden korkan, bu hayatı sadece, tek hayat olarak kabul eden, ahiret inancı ve Allah inancı olmayanlar için ne ürkütücü bir şeydi, inanmadıkları Allah’In bu sozu. Bu bir misaldi ve biz evlerimizi onun etrafına kurduk.
    Bir kör insan gördüm. İnsanların onlara acıması bazılarına göre büyük bir gaflet. Çünkü onlara göre bir insan bi insana acıyacak kadar büyük değil. BU bana da mantıklı gelmiyor değil. O yüzden hiçbir insana acımamak lazim. Ama burda bir nokta var: Eger sen o insana senden aşağı ya da senden eksik olduğu için acıyorsan, kendi enaniyetine ve buyuklugune hizmet ediyorsun manasına gelir. Ama sen o insana sırf Allah in guzel bir kulu, bu duruma düşmüş, Allah rızası için ona yardımk etmeliyim diye bir yakınlık, bir Allahîn bir kulu bu duruma düşmemeli gibi bir eziklik hissediyorsan, işte acıma gerçekte bu manaya gelir.
    Kör insanlar da mezarlıklar gibidir. Onların gözleri toprak altındadir ve her zaman evleri bizim evlermizin yanında; hayatları bizim hayatlarımızın yanıbaşındadir. Onlar hiçbir zaman uzak olamazlar bize; çünkü onlar bizim mezarlıklarımızdır. Bunu, onlara ölüler ya da hiçbir fonksiyonu olmayan varlıklar demek için yapmıyorum. Toplum eger sadece ilerlemeden oluşsa ya da sadece artılar vucuda gelse, ilerleyemez, gelişemez. İnsan eksiklikleri dogrultusunda gelisir ve degisir. Belki dış görünüş bakımından bizden eksik olabilirler ya da biz bunu bu şekilde yorumlayabiliriz. Bu da bizi onların toplum için ne kadar da zaruretli olduklarına götürür.
    Matematikte eşlenik diye bir tabir vardir. Misal (3i-4) ün eşleniği (3i+4) dür. Bu iki sayıyı çarptığınızda, istenemeyen(bu ifade de olduğu gibi kompleks sayı:3i) ifadeden kurtulabilrsiniz. Yani kör insanlarla biz ya da bizle mezarlıklar bir eşlenik halindedir. Ve birbiri içlerine geçtiklerinde, bir bütün olduklarında istenmeyen ifadeden kurtulacaklardır.
    ...
    02.05.2005 14:52

    Senem:

    9ikareye ne olacak o zaman?
    9ikare neyi temsil ediyor?

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 04.05.2005 - 15:33

    gözlerinde biriken nefretin ateşi görülebiliyordu daha ilk bakışta...serseri hayatının son isyanlarıydı hep lanet ettiği o hayata...kulağında öfkenin gürültüsü uğulduyordu...adımlarını atabildiği kadar güçlü atıp,arkasından bakanlardan kısa sürede uzaklaşıp gözden kaybolmak istiyordu...parmaklarının ucundan akan kan hızını kaybetmemiş gittiği yolların izini belli edercesine damlıyordu beyoğlunun sokaklarında...vücudu üşümeye başlamış,bileğindeki derin kesiğin acısı giderek zayıflamaya başlamış, bir okadarda yorulmaya yüz tutmuştu bedeni...olabildiğince kuvvetli hareket ettirmeye çalışıyordu uyuşmaya başlayan bacaklarını adımlarını dahada hızlı atarak...nefes alması daha fazla zorlanmaya başlamıştı kaçarcasına tırmandığı beyoğlu yokuşundan sonra...gitmek istediği mezarlığa yetişememe endişesi yaşadığı geçmişten bile daha endişe vericiydi...mezarlıkta, en azından son bi kez olsun onun mezar taşını koklamak istiyordu,o mezar taşına başını yaslamak,üzerine akıtabileceği kadar göz yaşını dökmek istiyordu...nefesinin sonuncusunu orda verip ona olabildiğince çabuk ulaşmaktı tek istediği...son köşeyi döndüğünde artık bacaklarının titrediğini hissediyordu elini duvara yaslayıp gücünü toparladıktan sonra olabildiğince gayret gösterip varmak istiyordu mezara...nefret dolu bakışlarının içinde çok yaklaştığı mezarlığın yansıması görülebiliyordu...tüm hırsıyla tekrar hareket etti sağ bacağının üzerinde topallayarak...sol kolu tamamen uyuşmuş vücudunun yanında öylece sallanıyor parmaklarının ucunda musluktan boşalır gibi akan kanlarla...dönen başına rağmen gözlerindeki o nefret bakışlardan hiç bir şey eksilmemiş, giderek artan ulaşamama endişesi tamamen büyümüş ve hayatında istemiş olduğu belkide en büyük istek olan o mezar taşına ulaşamayacak olmanın endişesiyle gözlerinden nefretten çok kan kusan bir görüntü oluşmuştu ki sendeleyen vücudunu titreyen bacakları artıık taşıyamadan yere serilivermişti...açık olan bilincini kaybetmemeye çabalayarak bir yandanda dizlerinin üzerine kalkmaya en azından o şekilde devam etmeye çalışıyordu...dizlerinin üzerine doğrulmuş avuçları çamurlu toprağın içine gömülmüş ama uyuşan bacağını artık hissedememeye başlamış hiç bir şekilde hareket edemiyordu o kadar yaklaştığı halde...öylece kalakalmıştı diz çöker vaziyette elleriyle toprağı pençeleyerek...gözleri mezarlıktaki taşı seçmiş ama bacakları onu oraya götüremiyordu...dizlerinin üzerindede daha fazla dayanamayarak yere yığıldı...sırtını yere verdi ve yıldızların neden daha önce ona hiç okadar parlak gözükmediğini düşündü...vücudunu hareket ettiremiyor bilincini kaybetmemek için kesik olan bileğine parmağını bastırıyordu...öfkenin uğultusu kesilmişti kulaklarında bakışlarıda artık daha boştu...aklında yanlızca en azından bu olsaydı diye geçiyordu gözlerinden akan yaşlar yeminiydi vereceği son nefes olacaktı onun mezar taşı...her şeye kabuldü eyvallah deyip geçecekti belkide tüm yaşadıklarının üzerinden en azından oraya ulaşabilseydi...gökte seçtiği tek bir yıldıza öylece bakıyordu sanki her an dahada büyüyor,gitgide ona yaklaşıyordu...taki o yıldızın ışığı ona tamamen gelip ışığından gözleri kör oluncaya kadar...

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 04.03.2005 - 21:52

    mümkünse yosun alayım...taş kafamı ağrıtır..